Türkiye coğrafyası insanın tarih sahnesine çıktığı günden bu yana binlerce millet, kavim, insan bu topraklarda yerleşti, mutluluğu aradı, medeniyet kurdu. Bu coğrafya deprem kuşağı da olduğu gibi siyasi, sosyal ve güç faylarının geçtiği bir coğrafyadır. Bu coğrafyada insanların, hele güçlü, söz, erk ve mal sahibi insanların yerinde saymaya, gevşemeye, rahata ermeye hakları maalesef yoktur. İhtiyatlı iyimserlik, dozunda bir huzursuzluk hali ve belki tek gözü açık uyumak gerekmektedir.

Sanayimiz bu şartlardan derinlemesine etkilenmektedir.

21. yüzyılda belirsizlik artarken her şey karıştı, hızlandı, geleceği görmek ve tahmin etmek her zamandan daha da güçleşti. Günümüzde ekonomi, finans ve endüstri alanında olup bitenler, alt üst oluşlar iyice arttı. Her gün uyandığımızda bir başka sürprizle karşılaşır hale geldik.

Şirketlerimiz bu dalgalanmalar karşısında ciddi tehdit altındadır. Ham madde fiyatları, lojistik maliyetleri, umulmadık anda kapanan pazarlar, rakiplerin öngörülemeyen hamleleri karşısında mücadele etmek ve yönünü bulmak için çabalamaktadırlar. Kar marjları her geçen gün azalmakta, sermaye birikmemekte, maliyetler artmaktadır. Geleneksel metotlar, kendilerini bugüne getiren “bilgi ve know-how” artık yetersiz kalabilmektedir. Bu doğanın gereğidir. Ancak bir çıkış yolu bulmak, rekabetçi olabilmek ve kalabilmek gerekmektedir.

Yalın yönetim, yalın üretim (özelinde Toyota Yönetim ve Üretim Sistemi) bu metodu benimseyen, öğrenen, samimi gayretle uygulayan şirketlere ayakta kalmayı, rekabet karşısında direnmeyi, karlı olmayı, çalışanlarını mutlu etmeyi vaat etmektedir.

Yalın uygulamalar israftan arınmış süreçlerle, zamanında ve ilk seferde doğru üretim yapmayı, müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflemektedir.

Türkiye’nin gelecek hedeflerine ulaşmasına, üretken bir ekonomi olmasına, ihracatını artırmasına ciddi bir yaklaşım, metot ve yöntem getirmektedir. Sanayimizin rekabetçiliğinin artması muhakkak ki ülkemizin refahını son derece olumlu etkileyecektir.

Yalın uygulamalarla operasyonların kalite (ilk seferde doğru oranı), maliyet, hız, iş güvenliği, çalışan tatmini ciddi seviyelerde iyileşmekte ve şirketler daha rekabetçi olmaktadır. Müşteri tatmini ve güveni artmaktadır. Bunlar son 20 sene içinde 400’ün üzerinde firmada, firma yönetim ve çalışanlarıyla birlikte yaptığımız çalışmalarda elde ettiğimiz sonuçlardır.

Bu iyileşmeler yalnızca üretim, kalite, bakım operasyonlarında değil, aynı zamanda ürün geliştirme, iç ve dış lojistik, depo ve stok yönetimi, satış ve pazarlama operasyonlarında görülmektedir.

Yalın yönetim stratejik, bölümler arası ve günlük yönetimi birbirine bağlamaktadır.

Yalın düşüncenin bir firmada istenilen sonuçları istikrarlı bir şekilde vermesi için, başta şirket sahipleri, üst yönetime önemli görevler düşmektedir. Öncelikle şirketleri yönetenler, çalışanlarını bir maliyet kalemi yerine en önemli rekabet avantajı olarak görmelidirler.

Yalın düşüncenin temelinde insana saygı ve beraberinde sürekli iyileşme, sürekli ilerleme yatmaktadır.

İnsanın en önemli rekabet avantajı olduğu günümüzde Dünya’nın en iyi çalışanlarından birisi de Türkiye’dedir. Türkiye’deki tüm yabancı kuruluşların yetkililerin, CEO’ları bu özelliğimizi teyit etmektedirler. İşçimizin çalışkanlığı, disiplini, yeniliklere uyumu önemli stratejik avantaj yaratmaktadır.

Yalın uygulamalara ülkemiz çalışanının uyumu son derece başarılıdır. Şirket sahipleri ve üst kademe yöneticileri, bu sistemi öğrendikleri takdirde, aradıkları operasyonel mükemmellik yolunu bulmuş olacaklardır. Bu yolla tasarruf edecekleri bütçeleri yeni ürün geliştirmeye, pazarı ve müşterileri daha iyi anlamaya, kendilerini rakiplerinden farklılaştırmaya ayırabilirler.

Günümüzde iki unsurun birden firma içinde kök salması gerekmektedir; birincisi yalın üretimle operasyonel mükemmellik sağlanırken, ikincisi yalın düşünce çalışmalarını AR-GE ve yeni ürün geliştirme fonksiyonlarına yayarak farklılaşmaktır.

Yalın düşünce üretimde ham maddeden itibaren zaman kaybını ve 8 önemli israfı en aza indirerek müşterinin istediği veya isteyebileceği ürün ve hizmetleri, rakiplerinden farklı ve avantajlı olarak sunabilirken, çalışanların yaptıkları işleri büyük bir güven ve keyif ile yapmasına çalışan, insanoğlunun bugün itibariyle geliştirebildiği en gelişmiş yönetim ve düşünce sistemidir.

Kendi ülkemiz tarihinde birçok bilge insan, manevi büyük geldi geçti. Mevlana’dan Ahmet Yesevi’ye, Yunus’a, Hacı Bektaş-ı Veli’ye; onların öğrettiği, “İnsanı insan olduğu için seven” bir kültürden geliyoruz.

Ülke olarak günümüzde yapmamız gereken en acil, en önemli hareket, Başkanımız Yalçın İpbüken’in deyimiyle “ulusal endüstriyel hayallerimizi, hedeflerimizi” her bir vatandaşımızın, şirketimizin, endüstriyel kuruluşumuzun, üniversitelerimizin, teknik meslek okullarımızın gündemine almak olmalıdır.

İnsanımızı, gençlerimizi özellikle üniversiteli gençlerimizi, kendi öz kültürümüz ve ulusal endüstriyel hayallerimiz doğrultusunda yetiştirmemiz gerekmektedir.

Hedeflerimizi gerçekleştirme doğrultusunda adım atarak, sanayimizde doğru zihinsel temelleri oluşturmak acil ve öncelikli ihtiyacımızdır.

“Yalın Uygulamalar, Yerli Üretim” için önemli bir fırsat, kritik bir rekabet avantajı sunmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.