ZEYTİNDEKİ AR-GE GÜCÜ

Türkiye’de sadece zeytin konusunda AR-GE yapan tek özel sektör kuruluşu olan Zeytin Akademi, katma değeri yüksek zeytinyağı üretilmesine önayak olmayı amaçlıyor. Yurtdışında litresi 110 dolara satılan zeytinyağlarının Türkiye’de de üretilebileceğini söyleyen Zeytin Akademi Kurucusu Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, bunun için yöresel zeytin çeşitlerinin özelliklerinin iyi bilinmesi gerektiğini vurguladı.

ZEYTİNDEKİ AR-GE GÜCÜ

Türkiye’de sadece zeytin konusunda AR-GE yapan tek özel sektör kuruluşu olan Zeytin Akademi, katma değeri yüksek zeytinyağı üretilmesine önayak olmayı amaçlıyor. Yurtdışında litresi 110 dolara satılan zeytinyağlarının Türkiye’de de üretilebileceğini söyleyen Zeytin Akademi Kurucusu Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, bunun için yöresel zeytin çeşitlerinin özelliklerinin iyi bilinmesi gerektiğini vurguladı.

27 Ocak 2021 Çarşamba 09:13
ZEYTİNDEKİ AR-GE GÜCÜ

Haber: Esra ÖZSÜMER

Türkiye’nin sadece zeytin konusunda çalışan akademisyeni olan Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya’nın kurduğu Zeytin Akademi, sadece zeytin konusunda AR-GE yapan tek özel sektör kuruluşu olarak öne çıkıyor. Türkiye’deki yerel zeytin çeşitlerini araştırıp katma değeri yüksek ürünler, özellikle de katma değeri yüksek zeytinyağı üretilmesine önayak olmayı amaçlayan Zeytin Akademi, şu sıralar yöresel zeytin çeşitlerinin gen kaynakları üzerine yoğunlaşmış durumda.  Zeytin Akademi’nin kurucusu Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, 30 ilde zeytin üretimi yapıldığını ve yaklaşık 100 yöresel zeytin çeşidi bulunduğunu belirterek Türkiye’de bu konuda çok ciddi bir potansiyel bulunduğunu söyledi. “Katma değeri yüksek zeytinyağı demek, şu anda ABD’de amazon.com’da litre fiyatı 110 dolara olan zeytinyağının aynısını Türkiye’de de üretebilmek ve bunu ihraç edebilmek demek” diyen Özkaya, bunun için ise yöresel zeytin çeşitlerinin özelliklerinin iyi bilinmesi gerektiğini vurguladı. Zeytin Akademi’nin bu konuda projeleri bulunduğunu anlatan Özkaya, saha çalışmaları için bir mobil laboratuvar kurma çalışmaları olduğunu belirtti.

SIRADA KİLİS VAR

Bu mobil laboratuvarın saha çalışmalarında çok büyük avantaj sağlayacağını anlatan Özkaya, “Benim düşündüğüm ki bu küçük bir makine değil, bunu alıp bir karavanın içine yerleştirip içine laboratuvar analiz malzemelerini de yerleştirip mobil hale getirmek. Çünkü gittiğimiz her yerde aynı imkânı bulamıyoruz. Mobil bir Zeytin Akademi analiz laboratuvarı yapacağız. Böylelikle daha çok proje üretir hale geleceğiz. Bu analiz yöntemiyle üreticilerin yerel zeytin çeşitlerinin ekonomiye kazandırılması için büyük bir imkânı ortaya koymuş olacağız” dedi.  Yöresel zeytin çeşitlerinin özellikleri ortaya koymanın, o yörenin kalkınması için bir imkân yaratacağına işaret eden Özkaya, “Bunu Antalya için yaptık, sırada Kilis var. Daha sonra diğer iller sırayla gelecek” açıklamasında bulundu.

 

EĞİTİM VERİYOR, DANIŞMANLIK YAPIYOR

Bugünlerde bazı oda, borsa ve valilikler için, bölgesel sorunları çözmeye yönelik projeler yürüttüklerini ifade eden Özkaya, “Bu projelerle ülkenin zeytincilikte yaşanan problemlerini çözmek için tüm imkanlarımızı kullanıyoruz” diye konuştu. Zeytin Akademi olarak sadece AR-GE yapmadıklarını, sektöre teknik bilgi de aktardıklarını dile getiren Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, şunları söyledi: “Pandemide, evde kalma sürecinde Zeytin Akademi olarak, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimleri verdik. Bir yandan da üreticilere danışmanlık yapıyoruz. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda bilgiler veriyoruz. Farklı farklı yaklaşımlarla, sektörde sadece zeytin çalıştığımız için zeytincilikle ilgili bütün bilgileri onlarla paylaşıyoruz.”

 

“ARAŞTIRMACIYA KAYNAK AYRILMIYOR”

Zeytin Akademi’nin kurucusu Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, Türkiye’de AR-GEve araştırma yapmanın çok zor ve bürokrasiye batmış bir süreç olduğunu belirterek bu konudaki teşvik sistemlerinde araştırmacıya kaynak ayrılmadığını söyledi. Bu güne kadar pek çok farklı kuruluştan proje desteği aldığını ve her birinde ‘lanet olsun’ diyecek noktaya geldiğini ifade eden Özkaya, “Bürokrasi AR-GE’yi öldürüyor” dedi. Türkiye’de araştırmaya para ayrıldığını ancak araştırmacı için bu konuda hiçbir şey yapılmadığını anlatan Özkaya, “Bir DPT projesi yürüttük. 17 gün araziye çıktık, gündelik 15 TL ile dolaştık. 17 gün sonra dönünce kredi kartı borçlarını ödemek için kredi çekiyorsunuz. Ben araştırma mı yapıyorum, dayak mı yiyorum belli değil” diye konuştu.

 

STEVE JOBS TÜRKİYE’DE OLSA…

Türkiye’de araştırmacıların bürokrasi ve muhasebe ile çok fazla uğraşmak zorunda kaldığını anlatan Özkaya, “Araştırıcının önünün açılması gerekiyor. Ben bu yaştan sonra kalkıp maliyeyi, muhasebe sistemini öğrenecek değilim. Zaten eğer AR-GE yapacaksam beynimin bir kısmını buna ayırmam lazım.  Gittiğim yerde nerede kalacağım, hangi malzemeyi nereden alacağım, yemek param yetecek mi diye düşünürsem AR-GE yapamam” diye konuştu. Özkaya, şöyle devam etti: “Ben hep kendime şu soruyu soruyorum; ‘Steve Jobs Türkiye’de olsa Apple diye bir marka olur muydu?’ Türkiye’de Steve Jobs gibi adamlar çok fazla var. Ama maalesef hepsi bürokrasinin altında eziliyor, bürokrasi çarkının içinde yok oluyor. Onun için bunları korumaya almamız gerekiyor. Lütfen yaratıcılık gerektiren araştırıcılığı yok etmeyelim. Onlar bürokrasiden nefret eder, kaçarlar. Araştırmacıyı ezmeyelim, üzmeyelim.”

 

“ARAŞTIRMA DİPLOMA DEĞİL YARATICILIK İSTER”

Araştırmanın yaratıcılık isteyen bir konu olduğunu kaydeden Özkaya, araştırma yapmak isteyenlerden yabancı dil, diploma gibi yetkinliklerin aranmaması gerektiğini söyledi. İlkokul mezunu olup muhteşem makinalar yapan, lise mezunu olup 700 bin dolarlık malzemeyi 50 bin TL’ye mal eden kişilerle tanıştığını anlatan Özkaya, “Bir lise mezunu, TÜBİTAK’a proje veriyor ama çıkaramıyor. ‘Lise mezunusunuz, size proje verme yetkimiz yok’ diyorlar. AR-GE konusu yıllardır içimizde bir yara gibi. Bu sorunlar çözülmezse daha çok Steve Jobs’lar kaybedeceğiz, piyasaya çıkmadan” şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: 27.01.2021 15:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.