“Avrupa’nın en büyük üreticisi olacağız”

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, Türkiye’nin 2023 hedefleri paralelinde sektörün hedefinin 55 milyar dolar ihracat rakamı ile çelik üretiminde dünya 10’nculuğundan dünya 7’nciliğe yükselmek, Avrupa’nın en büyük üreticisi olmak olduğunu söyledi

“Avrupa’nın en büyük üreticisi olacağız”

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, Türkiye’nin 2023 hedefleri paralelinde sektörün hedefinin 55 milyar dolar ihracat rakamı ile çelik üretiminde dünya 10’nculuğundan dünya 7’nciliğe yükselmek, Avrupa’nın en büyük üreticisi olmak olduğunu söyledi

18 Mart 2013 Pazartesi 12:04
“Avrupa’nın en büyük  üreticisi olacağız”



  Hükümetin, Cumhuriyetimiz’in kuruluşunun 100’ncü yılına ilişkin hedefi bilindiği üzere 500 milyar dolarlık ihracat ile dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi içinde yer edinmek. Hedefi tutturmanın yolu da öncelikle üretimden, sanayiden geçiyor. Ülke genelinde heyecan ve sinerji yaratan hedef doğrultusunda her sektörün üzerine düşen bir pay var. Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan sektör olarak bu doğrultuda hedeflerinin 55 milyar dolarlık ihracat rakamı, 70 milyon ton üretim kapasitesi ile Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük üreticisi haline getirmek olduğunu söyledi. Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Yayan, sektörün beklentilerini de aktardı:

Derneğinizi tanıtır mısınız? Derneğinizin çalışması ve hedefleri nedir?
Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği, 1970 yılında, öncelikle Türk çelik sanayini gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak; dünyadaki gelişmelere her yönden ayak uydurabilecek bir yapıya kavuşturmak amacıyla kuruldu. Derneğimiz, global ve yerel demir-çelik sektörü ile ilgili istatistiki bilgileri toplamak, üyeleri ve kamuoyu ile paylaşmak, üyelerin karsılaştığı sorunları tartışmak, çözüm üretmek ve çözmek için gerekli tüm yasal yollara başvurmak, çalışmalarının sonuçlarını ilgili kamu ile özel sektör kuruluşlarına ve kamuoyuna iletmek gibi çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır. Derneğimiz, yerel ve global çelik endüstrilerindeki gelişmeleri takip edip, hurda ve demir cevheri gibi hammadde fiyatlarının yanı sıra, çelik piyasalarındaki yarı ve nihai ürünlere ilişkin son durumu ve gelişmeleri günlük olarak üyeleri ile paylaşmaktadır. Derneğimiz, kurulduğu günden itibaren Türk çelik endüstrisinin tüm gelişimini yakından takip etmiş ve sektörümüzün dünyanın en büyük sekizinci sektörü olması süresince üzerine düşen görevi etkili bir şekilde yerine getirme gayreti içerisinde olmuş, tüm sorunları ile ilgilenmiştir. Derneğimizin üye kuruluşları, Türkiye’nin ham çelik üretiminin yüzde 98.5’ini gerçekleştirmektedir.

2012 yılını sektörünüz açısından değerlendirir misiniz? Yeni yatırım ve projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
2012 yılının Ocak-Ekim döneminde, demir çelik sektörü ham çelik üretimini yüzde 6.7 oranında artışla, 30 milyon tona yükseltmiştir. Söz konusu üretim artışı ile, en büyük 15 çelik üreticisi arasında, üretim artışı açısından 2. sırada yer alarak, dünya sıralamasında iki kademe artışla 8’inci sıraya yükselmiştir. Yıl sonu itibariyle, ham çelik üretiminin 36 milyon ton, ihracatın 20 milyon ton, nihai mamul üretiminin 34 milyon ton ve nihai mamul tüketiminin ise 28.5 milyon ton seviyelerine ulaşacağı tahmin edilmektedir. 2012 yılı itibariyle 50 milyon tona ulaşan sektörün ham çelik üretim kapasitesinin önümüzdeki yıllarda bir miktar yavaşlayarak da olsa, artış eğilimini sürdüreceği ve 2015 yılına kadar 55 milyon tonu aşacağı değerlendirilmektedir. Demir çelik sektörü, başta yassı ve yapısal çelik yatırımları olmak üzere, özellikle 2001 yılından sonra, hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştır. Yassı ürünlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve dolayısıyla sektörün Türkiye’nin dış ticaret ve ödemeler dengesi açığının kapatılmasına olan katkısını arttırmak amacıyla, sektör kuruluşlarının son yıllarda yassı ürün üretimine yönelik yatırımları sonucunda, 2012 yılı itibariyle sektörün yassı ürün kapasitesi 16 milyon ton seviyesine çıkmıştır. Ayrıca kütük üretim kapasitesi de 39 milyon tona yükselmiştir. Demir çelik sektörümüzdeki üretim teknolojileri dünya standartlarında olup dünyadaki son gelişmeler yakından takip edilmektedir. Yeni ürünlerin geliştirilmesine ve katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesine giderek daha fazla kaynak tahsis edilmektedir. Yassı mamul üretim kapasitesindeki açığımızın kapatılması yönünde atılmış olan ciddi adımların yanı sıra, vasıflı çelik ve yapısal çelik ürünlerindeki  kapasite artışına yönelik Ar-Ge ve proje çalışmaları da devam etmektedir.

Hükümetin izlemekte olduğu genel ekonomik programın sektörünüze yansımalarının hangi düzeyde olmasını bekliyorsunuz?
2012 yılında izlenen daraltıcı ekonomi politikaların yatırımları yavaşlatıcı etkisi, demir çelik sektörümüzü de olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak 2012 yılının son çeyreğinden itibaren uygulamaya aktarılmaya başlayan ekonominin büyütülmesine yönelik politikaların, yatırımları olumlu yönde etkileyeceği, faizlerdeki düşüş trendinin ve Merkez Bankası’nın faizlerin düşürülmesine yönelik politikalarının da ekonomik büyümeyi destekleyeceği değerlendirilmektedir.

Sektör genelinde yatırımlar hangi alanlarda yoğunlaşabilir, tahminen ne kadar yatırım gerçekleşir?
Sektörde son yıllarda genellikle Türkiye’de üretilmeyen veya yetersiz miktarda üretilen ürünlere yoğunlaşan yatırımların, daha fazla işlem görmüş yassı ürünler, vasıflı çelik ürünleri, paslanmaz çelik ürünleri ve yapısal çelik ürünleri gibi katma değeri yüksek ürün çeşitlerine yönelik olarak devam edeceği tahmin edilmektedir. Sektör kuruluşlarının yeni ürün ve kapasitelere yönelik yatırımları son dönemde yavaşlamış olsa dahi, proseslerini ve çevre performanslarını iyileştirmek amacıyla, yatırımlarına sürekli bir şekilde devam ettikleri hususu dikkate alındığında, 2013 yılında toplam 2 milyar dolar civarında yatırım yapılabileceğini söylemek mümkündür.

2023 hedeflerine sektörünüzün etkisi ne olacak?
Ülke olarak, 500 milyar dolar ihracat yapılmasının hedeflendiği 2023 yılında, Türkiye’nin çelik ihracat değerinin 55 milyar dolar seviyesine ulaşması,Dünya pazarlarındaki payının, yüzde 2.8 seviyesinden yüzde 4’ün üzerine çıkartılması,2010 yılı itibariyle 43 milyon ton seviyesinde bulunan çelik sektörümüzün üretim kapasitesinin, 2015 yılında 55 milyon ve 2023 yılında 85 milyon tona yükseltilmesi, Üretimimizin, 70 milyon tona ulaşması, Mevcut durum itibariyle, dünyanın en büyük 10’uncu çelik üreticisi olan Türkiye’nin, 2023 yılında 7’nci sıraya yükselmesi ve Almanya’yı da geride bırakarak, Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi konumunu elde etmesi, Yeni yatırımlarla birlikte, uzun ürünler yanında, yassı, vasıflı, yapısal ve paslanmaz çelikte de net ihracatçı konumuna ulaşılması hedeflerimiz arasında yer almaktadır.


Sektörünüz açısından Türkiye’nin gidişatını nasıl buluyorsunuz? Sektörünüzde büyümeyi tetikleyecek unsurlar nelerdir?
Türk ekonomisi, çevresindeki olumsuzluklara rağmen, istikrarlı büyüme trendini sürdürme başarısını gösteren birkaç ekonomiden biridir. Bu büyümenin devamlı olabilmesi için, yurtiçinde başlatılmış bulunan projelerin uygulamaya aktarılması, bu cümleden olarak, alt yapı projelerinin ve kentsel dönüşüm projelerinin geciktirilmemesi hayati önem taşımaktadır. Keza konut kredi faiz oranlarının makul seviyelere düşürülmesi ve Merkez Bankası’nın faiz oranlarının düşürülmesine yönelik politikalar izlemesi de, ekonomide yeniden canlılık yaratılması açısından önem taşımaktadır. 2012 yılının son çeyreğinde, kredi maliyetlerinin düşmesine yönelik uygulamalar bu beklentileri teyit edici gelişmeler olarak değerlendirilmektedir. Bu gelişmelerin 2013 yılında da devam etmesi, enflasyonun, kredi ve reel faiz oranlarının daha da düşmesi ve dış ticaret açığının daraltılması beklentilerin uygulamaya aktarılmasının mümkün olacağını göstermesi açısından ümit verici olacaktır.

2013 yılında sektörünüzün Türkiye’deki istihdama katkısının nasıl olacağını öngörüyorsunuz?
Sektörümüz 2013 yılında doğrudan istihdam yanında, özellikle yassı ürün üretiminin gerçekleştiği İskenderun ve Gebze gibi bölgelerde, bu ürünleri tüketen sektörlerin yaptığı yeni yatırımlar sayesinde, Türkiye’deki işsizliğin giderilmesine ciddi katkılar sağlamaya devam edecektir. Doğrudan istihdam sınırlı kalsa da, ürün güvenliğinin yarattığı olumlu adımlar sayesinde,  istihdamda yüzde 10’a varan oranda artış beklenmektedir.

“Yeni Çelik OSB’lereihtiyacımız var”
Derneğiniz gerek OSB gerek TGB gibi ilgili kurum, kuruluşlar ve sivil toplumla ne tür ilişkiler içinde?
Derneğimiz, OSB’ler ve teknoparklar ile yakın ilişkiler içerisindedir. OSB’ler Türk sanayii için olduğu gibi, çelik sektöründe de önemli rol oynamaktadır. Türkiye ekonomisine katkıda bulunan, birçok üyemiz Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki OSB’lerin içerisinde, en yüksek teknolojileri kullanarak önemli miktarlarda üretim yapmaktadır. Türkiye’nin OSB kapasitesi son yıllarda hızlı bir gelişim göstermiştir. Ancak çelik endüstrisinin sağlıklı bir şekilde gelişimini sürdürebilmesi için, özellikle sahil kesimlerinde yeni Çelik OSB’lerine ihtiyaç duymaktayız.

Sizce OSB’ler sanayiciler tarafından mı, bürokratlar tarafından mı yönetilmeli. Niçin?
OSB’ler işin mahiyeti gereği sanayiciler tarafından yönetilmelidir. Bürokratik uygulamaların asgari düzeye indirilmesi, OSB’lerin kuruluş amacına ulaşılması bakımından önemlidir. Hükümetin OSB’lere yönelik yaklaşımları, istenen hızda olmasa bile OSB’lerin performanslarının artırılması umut verici görülmektedir.

 

Eklemek istedikleriniz…
Türk çelik sektörü, rekabet gücünü arttırmak için yoğun bir gayret göstermekte, üretim teknolojisi, üretim yöntemleri, satış ve lojistik konularında sahip olduğu altyapıyı sürekli bir şekilde yatırım yaparak iyileştirmektedir. Ancak sektörün rekabet gücünü ve üretimini arttırmaya yönelik gayretlerinin kamu kesimi tarafından da desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çelik sektörünün, gelişme eğilimini sürdürebilmesi, katma değeri yüksek ürünlere yatırım yapması, daha fazla üretim ve daha fazla ihracat yapabilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle, sektörün yatırımlarının desteklenmesine ve temel girdiler üzerindeki rekabet gücünü zayıflatan yüklerin kaldırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu cümleden olarak, 3 yıllık bir çalışma sonrasında hazırlanmış bulunan ve Sayın Başbakanımız tarafından da onaylandığı bilinen, Demir-Demirdışı Metaller Strateji Belgesi’nde yer alan tedbirlerin, biran önce uygulamaya aktarılması, hayati önem taşımaktadır.

Veysel Yayan kimdir?
Veysel Yayan, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 1997 yılında, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden doktorasını almıştır. Çalışma hayatına 1976 yılında Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Genel Sekreterliği’nde (DTM) Raportör olarak göreve başlayan Yayan, 22 yıllık kamu kariyerinin ardından, 1998 yılında Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreterliği görevine getirildi. Yayan,  Yapı Araştırma Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı ve TOBB Demir ve Demirdışı Metaller Meclis Başkanlığı görevini de sürdürmektedir.

Son Güncelleme: 20.07.2017 18:12
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.