Cumhuriyet dönemi ile birlikte tam bir sanayi kenti haline gelen Kocaeli, sahip olduğu birçok avantaja rağmen tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinden olumsuz etkilendi. Biz de, Kocaeli Sanayi Odası olarak, Covid-19 salgının sanayiye olan etkisini hafifletmek adına bu süreçte birçok çalışmalarda bulunduk. Pandeminin ilk günlerinden itibaren TOBB'a bağlı tüm odalarla birlikte, vakit kaybetmeden, üyelerimizin sorunlarını ve taleplerini başta TOBB ve ilgili mercilere ilettik. Covid-19 salgınına ilişkin, düzenlemeler, paylaşımlar, talep ve öneriler ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere, Meclis üyelerimizden oluşan bir Covid-19 Komisyonu kurduk. Üyelerimizi bilgilendirmek için web sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızı çok aktif kullandık. Yine, Kocaeli sanayicisine ve halkına çok faydası olduğunu düşündüğüm bir uygulamayı hayata geçirdik. Odamız öncülüğünde, Gebze'de hayata geçirdiğimiz Covid-19 Tanı Merkezi sayesinde firmalara yaptığımız genel taramalarda, hastalığı çok erken yakalama imkânı sağlandı. Odamız organizasyonundaki devlet destekli taramalar yeni sona erdi.

Salgınının yayılmasını önlemeye yönelik alınan tedbirler, maalesef ekonomik birtakım sorunları da beraberinde getirdi. Üretimin yavaşladığı, talebin daraldığı ve ticaretin duraksadığı bir dönem yaşandı. İlimiz ekonomisi de bu dönemde oldukça fazla etkilendi. Krizin küresel olması nedeniyle bu süreçte özellikle ihracatçılarımız olumsuz etkilendi. Kocaeli’nin ihracatının büyük bir bölümünün Avrupa'ya yapılıyor olması nedeniyle pozitif ayrıştığımız noktada maalesef negatife döndük. Mart ayında Kocaeli ihracatı yüzde 21 geriledi. Duruşa geçmeyenler de daha az kapasiteyle çalışmaya devam ettiler. Ancak mayıs ayıyla birlikte toparlanma süreci başladı. Birçok büyük fabrikamız mayıs ayında yeniden faaliyete geçti. Ülke genelinde, Ağustosun ikinci yarısı ve eylül ayı itibariyle hem üretim hem kapasite kullanım oranlarında geçmiş yılların potansiyelini yakalayabildik. Ağustosta, Avrupa’daki toparlanmaya da bağlı olarak sanayi üretiminde geçmiş yılların potansiyelinin yakalanacağını bekliyorduk. Yıllık gerçekleşen yüzde 10,4’lük artış pandemi öncesi seviyeyi de aşmış durumda. Sanayi üretiminde gerçekleşen artışın, üçüncü çeyrek büyümesinde olumlu veriler göreceğimize işaret ettiğini söyleyebiliriz. İhracatımız ise eylül ayında, 16 milyar doların üzerine çıkarak yılın başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Benzer şekilde kapasite kullanım oranlarında da artışlar oldu. Bunların üretime de yansıyacağını ve eylül ayında da artışın devam edeceğini düşünüyoruz. İlimiz bazında bakacak olursak; ihracatımız eylülde 2.6 milyar dolar seviyesine ulaştı. Pandeminin ilk aylarında gerileyen ihracat ve ithalatta çok hızlı toparlandık. Pandemi öncesi dönemden de iyi seviyeye ulaştık. Önümüzdeki aylarda, AB ekonomisinin canlanmasının ilimiz ihracatına da olumlu yansıyacağını düşünüyoruz.

Pandemi döneminde turizm gelirlerinin azalması, cari açığı arttırdı. Salgınla birlikte, işgücüne katılım oranında da önemli bir düşüş görüyoruz. Kendi kaynaklarımız sınırlı olduğuna göre daha çok yabancı sermayeyi çekmeye ihtiyacımız var. Uzun vadede, eğitimde köklü reformların hayata geçirilmesi de dijitalleşmeye uyum ve işsizlikle mücadelede son derece önemli. Salgın sonrası hızlı dijitalleşme ya da yeşil ekonomiye geçiş hepimizin bildiği üretim ve tüketim alışkanlıklarını kökten değiştirerek yeni bir yaşam biçimini ortaya koyuyor. Bu noktada, İKV Başkanı olarak, Türkiye’nin bugün olduğu gibi yarın da AB'nin bir parçası olduğunu ve AB politikalarındaki salgın sonrası yeni dünya düzenini destekleyen dönüşümün de bir parçası olma konusundaki iddiasından vazgeçmemesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Keza AB de geleceğini ve politikalarını şekillendirirken bugün aday yarın üye olacak bir Türkiye ile iş birliği ve diyalog halinde olmalıdır.

Cumhuriyetimizin 97. yılını kutladığımız bu günlerde, geleceğe doğru, inanç ve gayretle yürüme kararlılığıyla daha büyük mesafeler alacağımıza inanıyorum. Cumhuriyet, her türlü imkansızlığa rağmen çok ağır bedeller ödenerek, milletimizin birlik ve bütünlüğünden, bağımsızlık ve hürriyetinden asla taviz verilmeyeceğinin ifadesidir. Cumhuriyet ile Türk milleti hürriyet ve bağımsızlık içinde yaşama onuruna kavuşmuştur.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü için canlarını seve seve veren tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı kutluyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.