Tam dört yıl önce milyonlarca insanımız, siyasi, kültürel, etnik farklılıklarını bir kenara bırakarak demokrasimizi askıya almak isteyen, masum sivilleri vurup Meclis’i bombalayan darbecilere karşı yekvücut oldu. Türk milleti, demokrasinin özgürlüklerin ve yaşam biçimlerinin silahlı gruplarca alıkonulmasına birlikte karşı çıktı. Hain FETÖ’nün saldırısına karşı milletimiz harekete geçti, sokaklarda, meydanlarda, kışla önlerinde, hava limanlarında direniş gösterdi, ülkesine sahip çıktı.

Türkiye çok partili hayata geçtiğinden bu yana, neredeyse her 10 yılda bir askeri darbe veya muhtıra söz konusu oldu. 15 Temmuz’da silahlarını masum sivillere doğrultan darbeciler bu defa eşi benzeri görülmemiş bir direnişle karşı karşıya kaldı. Darbe girişiminin milletimizce püskürtülmesi demokrasi tarihi için bir dönüm noktasıdır. Vatansever insanlarımız, hainlerin tankının tüfeğinin önünde göğsünü siper etti, bu toprakların çiğnenmez, geçilmez olduğunu bir kez daha ispatladı. Çanakkale’yi 1915 yılında geçilmez yapan ruh, 15 Temmuz’da tekrar ortaya kondu. Bu ruh, birlik ve beraberliğimizin çimentosudur. Milletimiz, FETÖ’nün hain darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz gecesi, Çanakkale ruhunun ölmediğini, bilakis, vatan söz konusu olduğunda bu milletin her bir ferdinin tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi tereddüt etmeden canını ortaya koyabileceğini tüm dünyaya gösterdi, bağımsızlığımıza kastedenleri mağlup etti.

15 Temmuz’la sadece siyasete müdahale değil ekonomiye de müdahale hedefleniyordu.   Umdukları belirsizlik sadece bir gün yaşandı. Darbenin ertesi günü yüzde 7 oranında düşen borsa, bir sonraki gün yüzde 40 değer kazandı. Darbe girişiminin yaşandığı temmuz ayının içinde bulunduğu üç aylık dönemde ekonomi yüzde 1,3’lük bir daralma yaşasa da yıllık büyüme yüzde 2,9 oldu. Ertesi yıl ise yüzde 7,4’lük büyümeyle Türkiye dünyanın en çok büyüyen ülkeleri arasına adını yazdırdı. Türkiye ekonomisi darbe girişimi sonrası ciddi risklere maruz kalmakla birlikte, alınan önlemler, ekonomik aktörlerin verdiği hızlı tepki sayesinde seri şekilde ayağa kalkmayı başardı. Süreç doğru yönetildiği için 15 Temmuz darbe girişimi, ekonomimize kalıcı bir hasar vermedi. Türkiye, darbe girişiminden sonra hızla normalleşti. 16 Temmuz sabahı tüm kamu kurumları, bankalar, özel sektör işinin başındaydı. Türkiye ekonomisinin, dalgalanmalara, krizlere, darbelere karşı dayanıklı olduğu bir kez daha görülmüş oldu. 15 Temmuz dünyada benzeri olmayan bir sahip çıkış, terör örgütüne karşı direnişti. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Vatan uğruna gazi olanlara da minnetlerimizi sunuyorum.

Türkiye kökü dışarıda dalları içerde teröre, oluşturulmaya çalışılan krizlere rağmen, bu coğrafyanın ortasında, köklü geçmişiyle, ekonomik ve sosyal gelişmişliğiyle, siyasal yapısı ile bir istikrar adası olarak varlığını muhafaza ediyor. Türkiye bağımsızlığını sürdürebilmesi için ekonomik bağımsızlığının önemini kavramış ve bu doğrultuda ekonomi politikalarını şekillendirmiş yerli ve milli üretimi destekleyen bir ülkedir.

Son dönemde yaşanan koronavirüs salgınının ekonomilerde yaptığı tahribat yerli ve milli üretimin önemini, özellikle stratejik sektörlerde bunu sağlayabilmenin oluşturduğu farkı herkese öğretti. Ülkemiz Covid-19 salgın sürecinde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir kararlılıkla başlattığı ve asla taviz vermediği milli kalkınma hamlesinin avantajlarını yaşadı. Başta savunma sanayi, sağlık sektörü ve teknolojik yatırımlar olmak üzere yerli ve milli imkânları her alanda en üst seviyeye çıkarmaya yönelik atılan kararlı adımlar, pandemiyle mücadelede Türkiye’yi diğer ülkeler karşısında öne geçirdi.

İlaç, malzeme, tıbbi cihaz başta olmak üzere sağlıkta yerli ve milli döneme geçilmesi pandemiyle mücadelede sağlık sistemimizin güçlü olarak ayakta kalmasını sağladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde, Sağlık Bakanlığı’nın iş birliğiyle yerli firmalarımızın geliştirdiği yoğun bakım solunum cihazı bu süreçte kullanılmaya başladı. Koronavirüs salgını nedeniyle değişen çalışma hayatı, eğitim, sosyal yaşam, hizmet sektörü dijital dönüşümde atılan yerli ve milli adımlar sayesinde aksamadan devam etti. Son dönemde dışa bağımlılığı azaltarak yerli ve milli üretim yaptığımız savunma sanayi başta olmak üzere, teknoloji alanında da üretimimiz sürdü.

  

Bu açılardan bakıldığında koronavirüs sonrası dünyanın gideceği yön, Türkiye’de son yıllarda yerlileşme ve millileşme konusunda atılan adımların haklılığını ortaya koyuyor. Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın yerli üretimi destekleme kararlılıklarını tekraren ifade etmesi de çok önemli.

Tedarik süreci ve maliyet konularında zorluk yaşanan ürünlerin ülkemizde üretilmesi, diğer ülkelere bağımlılığımızı azaltırken diğer taraftan pandemi sonrası yeni normalleşmede Türkiye’nin alternatif küresel üretim gücü merkezi haline gelebileceğinin sinyallerini vermiş oldu. Tüm dünya ülkelerinde küçülme yaşanırken, ülkemizde çarklar durmadı ve üretim devam etti. 2020’nin Türkiye’nin yerli üretim ve ihracat hamlesi açısından önemli bir yıl olarak kayda geçeceğine inanıyorum.

Yerli ve milli üretime dayalı ekonomi politikalarının Türkiye’yi dünyanın tedarik merkezi haline getireceğine inanıyoruz. Ankara Ticaret Odası olarak, yerli ve milli üretimi öne alan tüm çalışmaları destekliyor, şehrimizi ve ülkemizi geliştirmek, ekonomisini büyütmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Bizler, Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinde ekonomik cephenin neferleriyiz. Milli Seferberlik şuuru ile ülkemize yönelen tüm tehdit ve taarruzların karşısında, bulunduğumuz mevzide görevimizin başındayız.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.