Bir yatırımcı ne ister?

Endüstriye teşvik, yeşille iç içe bir üretim ortamı, limanlara yakınlık, ham maddeye kolay erişim, yenilikçi, yeşil ve yeni nesil sanayi alanları…

Kocaeli’yle koyun koyuna, Bursa’nın kapı komşusu; elini uzatsa İstanbul’a değecek Marmara Bölgesi oyuncusu Sakarya; bu özelliklere fazlasıyla sahip…
   

Neden fazlasıyla?

Çünkü yalnızca memleketlilerini değil, kente yolu şu veya bu şekilde düşmüş herkesi büyüleyen iki büyük özelliği daha var; tarım ve turizm

Öyle ki, 11 kentli Marmara Bölgesi’nin en verimli topraklarına sahip illerinden biri olan Sakarya, var olan bu cevheri asla kaybetmek istemiyor. Organize sanayi bölgelerini en çorak ve ot bitmeyecek alanlar üzerine kuruyor, bir karış toprakta bile en ufak verim sezse, ekim ve tohum çalışmaları için kolları sıvıyor.

Nitelikli tarım projeleri için Sakarya’nın önemli kurum ve kuruluşları el ele vermiş durumda. Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden Sakarya Büyükşehir Belediyesine, Sakarya TSO (SATSO)’dan başarılı işletmelere kadar herkes bu nimeti heba etmeme derdinde. Başta millî servet kenevir olmak üzere katma değerli birçok ürünün yetiştiği Sakarya, Türkiye’nin ilk Seracılık Mükemmeliyet Merkezi için de ciddi anlamda ter döküyor.
   

SATSO’nun öncülüğünde ülkeye kazandırılması hedeflenen Doku Kültürü Laboratuvarı da bu çalışmanın en somut örneklerinden. Böylece özel bitkilerin nesli tükenmeyecek, genler süratle muhafaza edilecek, tarım ürünleri çok kısa zamanda çoğalacak ve yeni nesil tohumların üretimi hızla gerçekleşecek. Hendek’teki 2’nci OSB, 1.550 metrekaresi kapalı 7 bin metrekarelik alanda, kentin dünya arenasında yarışı önde götürmesi için çabalamaya hazır. 30 milyon kapasiteli merkezde yeni ve yerli tohumların doğumuna şahit olunacak. SATSO’nun yürüttüğü Topraktan Tabağa Gastrosakarya Projesi’yle de tarımsal üretime vurgu yapılacak.

Süs bitkileri sektörünün yüzde 50’sini tek başına karşılayan Sakarya’da tarım, uzun soluklu bir vizyon olarak ortaya kondu. Çünkü sanayisiz tarım olmayacağı gibi, elbette ki tarımsız da sanayi sürdürülebilir değil.
   

O müthiş sözü hafızalarımızda yeniden tazeleyelim:

“Dünya, şu an iki şeyin kıymetini çok iyi öğreniyor... Biri; beyaz önlüklü bilim adamları, diğeri ise çamurlu çizmeleri ve nasırlı elleriyle çiftçiler...”

Özellikle eve kapandığımız pandemi döneminde yüklü miktarda gıdaya her an ulaşma arzumuz, bize bu sözün doğruluğunu kanıtlamadı mı zaten?
   

Sakarya, bu alandaki zenginliğini “akıllı araçlarla”, “akıllıca” değerlendirecek potansiyele sahip.

Tıpkı tarımda olduğu gibi, kent dinamiklerini besleyen bir diğer unsur olan turizm, Sakarya’nın adeta altın bileziği…

Birçok başarılı sporcunun kendini yetiştirdiği kent olan Sakarya, yemyeşil ağaçları ve masmavi sularıyla harekete ilham veren eşsiz bir doğaya sahip.

Bölge insanlarının, iş insanlarının ve sanayicilerin hafta sonu stresini atmak için kilometrelerce öteye gitmelerine gerek yok. Çünkü Sakarya, yalnızca üretim cenneti değil, aynı zamanda bin bir rengin bütünleştiği bir doğa harikası…

Tabiat turizmine, yani eko-turizme yönelen kentte turistlerin ilgisini çeken birçok nokta var.
   

Kartpostalların da fotoğrafçılar kadar sevdiği, yeşilin envai tonunu barındıran ve Türkiye’de türünün en büyük tek parça ormanı olan Acarlar Longozu kadar, tabiat parklarıyla da ünlü bir kent Sakarya… Ferah mesire alanları, renk cümbüşlü yaylaları, soğuk pınarları ve milli parklarında yapılan SWOT analizleri, bölgelerdeki yabani bitki ve hayvan çeşitliliğinin yüksekliğini doğruluyor.

Botanik turizmi, at biniciliği ve izci kamplarıyla Türkiye’nin örnek kentlerinden olan Sakarya’nın Serdivan İlçesi, yamaç paraşütçüleri için biçilmiş kaftan.

Ter ve efor üssü Bisiklet Adası'nı kurgulayan ilde, uçsuz bucaksız sarı tonlarıyla turistlerin gözlerini kamaştıran ayçiçeği tarlaları, su sporları merkezleri ve mavi bayraklı plajlar mevcut…

Yayla tutkunu, mağara fotoğrafçısı, karavan meraklısı, dağ-tepe arşınlama sevdalısı… Sakarya’yı farklı kılan, herkesi kucaklayan yapısı… Pandemi büyük bir darbe indirse de, turizm hedeflerini büyütmek için büyük mesai harcıyor.

Bu demek değil ki sanayi geri planda... Bunca doğal güzelliğin arasına, doğa dostu 7 OSB sığdıran Sakarya’da, yeni OSB projelerinin de ardı arkası kesilmiyor.  Şehrin insanları; AR-GE merkezinden laboratuvara, tarım merkezlerinden turizm planlarına kadar dur durak dinlemeden çalışıyor.
   

Diyeceğimiz o ki;

Sakarya’nın temiz suları, yemyeşil doğası, bol oksijenli havası ve güçlü tarım stratejisi; üreticilerin şevkini artırmanın yanı sıra, sektörlerin de işlerliğini ve iş birliğini yükseltiyor. Çünkü var olan potansiyel ve ihtisaslaşma, sanayinin önünü açan en büyük donelerden bir tanesi.

Bu sebepledir ki, yeşil ile mavinin karıştığı Sakarya, Türkiye’nin gelecekteki “turkuaz” yatırım vadisidir…

    
   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.