Merkez Bankası beklendiği gibi faiz koridoru üst bandı olarak nitelendirilen gecelik borç verme faizini, daha önceden rotasını çizdiği” sadeleştirme” politikası kapsamında 50 baz puan daha indirdi ve yüzde 9 seviyesine getirdi. Böylece TCMB 175 baz puanlık bir faiz koridoruna sahip oldu ki, bu Merkez Bankası “koridor” enstrumanını kullanmaya başladıktan sonraki en dar aralığa işaret ediyor. Merkez Bankası aynı zamanda geç likidite penceresi uygulaması kapsamında gecelik vadede uyguladığı borç verme faiz oranını da yüzde 11’den yüzde 10,50’ye indirmiştir. Diğer enstrumanlarda ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Nisan ve Mayıs aylarında yüzde 6,50 bandının hemen üzerinde gerçekleşen yıllık manşet enflasyon ve Fed’in faiz artırım sayısının 2016 yılı için piyasa konsensüsü bazında 1’e inmiş olması aslında Merkez Bankası’nın istediği ortamı yaratmıştı. Her ne kadar uzun vadede Brexit endişeleri küresel piyasalarda oynaklığa sebebiyet vermiş olsa da, son günlerde o tarafta da tersine dönen risk iştahı 25 – 50 baz puanlık üst bant indirimine uygun ortam oluşturmaktaydı. Marjinal fonlama oranının yüzde 9’a çekilmesi ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini de yüzde 8,40’lardan yüzde 8 bandına doğru çekecektir. Piyasa faizlerinde ise 2 yıllık tahvilin bileşik getirisinin yüzde 9 – 8,50 bandına yerleşmesi beklenebilir. Bunun kredi maliyetlerine yansıması da olasıdır.

Kısa vadede, büyük ihtimalle İngiltere’nin de AB içinde kalmaya devam edeceğini varsaydığımızda nefes alacak alan var gibi görünüyor. Ancak uzun vadede endişelerimiz söz konusudur. Merkez Bankası piyasanın önünden gitmektedir. Enflasyon konusunda, uzun vadeli beklentileri değil de son gelen 2 veriyi referans alması bu konudaki en önemli risktir. Faiz indirimlerinde ise hareket alanının artık çok kısıtlı olduğunu düşünüyoruz. Amaç ortodoks para politikası uygulamaları çerçevesinde faizi yüzde 8 – 8,50 civarlarında dengeleyerek tek bir politika faizi yaratmak. Ancak bu denge noktası ne kadar aşağıda olursa TL üzerinde o kadar uzun vadede kırılganlık yaratacaktır. Özellikle para politikalarında erken veya geç hamle yapmanın geri dönüşlerinin çok sert olabildiğini düşünecek olursak (Ocak 2014 kaosunu hatırlayalım) Merkez Bankası’nın hareket esnekliği ortadan kalkacaktır. 

Kısa vadede piyasa koşullarını kötüleştirecek bir faktör bulunmamaktadır. Ancak gündem özellikle içeride tekrar hareketlenecektir. Siyasi ve jeopolitik kanatta gerçekleşecebilecek gelişmelerin halen risk primimiz üzerinde tehdit oluşturduğunu hatırlamak gerekmektedir. Uzun vadeli enflasyon beklentileri de yüksek kalmaya devam etmektedir. Küresel ekonomilerdeki trend de halen negatif olmaya devam etmektedir. Sadeleşme politikasında hareket alanının daralması nedeniyle “kara göründü”, ancak Merkez Bankası’nın bir faiz hamlesiyle faiz koridorunu 19 Temmuz’da 8,50 – 7,50 – 7,25 şekline sokması da olasıdır. Bundan sonrasının ise “sadeleşme” değil, “gevşeme” olacağını düşünüyoruz. 

Kısa vadede USD/TRY net bir tepki vermedi. Fiyatlamalarda ana etkenin dolar endeksi olduğunu düşünmekteyiz. Brexit endişelerinin hafiflemiş olması da şu anda rüzgarın gelişmekte olan ülke piyasalarının arkasından esmesini sağlıyor. Kurda sert geri çekilme veya yükselişler, güçlü global hareketlerle mümkün olabilir. Bunun da ilk etapta belirleyici Perşembe günü İngiltere referandumundan gelecek olan sonuçtur. Daha sonrasında kritik virajlar 10 Temmuz MHP kongresi, 19 Temmuz PPK toplantısı, 26 Temmuz Enflasyon Raporu sunumu ve 27 Temmuz Fed toplantısı olarak görünmektedir.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.