Merhaba sevgili okurlar. Türk sanayisi üzerine düşünmeye, dinlemeye ve fikir üretmeye devam ediyoruz. Bu haftaki makalem, son yazımın bitiş kısmında belirttiğim üzere, İkitelli OSB Eski Başkanvekili Şaban Gülbahar ile yaptığım mülakatın kalan bölümüyle ilgili olacak. Sizleri çok sıkmak istemediğimden ve Şaban Bey’in her söylediği aslında bir makale başlığı niteliğinde olmasından ötürü yazımı ikiye bölmeye karar vermiştim. Konuyu çok fazla uzatmadan mülakatımızın diğer kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na ilave edilmesi muhtemel başlıklardan ve mülakatımızın ikinci bölümünün başlangıç konusu olan TOKİ’ye sanayi arsası kamulaştırmasında geniş yetkiler verilmesi hususuna olumlu baktığını belirten Şaban Bey, “TOKİ’ye kamulaştırma yetkisi verilmesi son derece yerinde bir karar; fakat kamulaştırma fiyatları TOKİ’nin kuracağı komisyon tarafından belirlenmeli, iş mahkemelere kaldığı vakitte zaman  ve fiyat bakımından sanayici mağdur oluyor.” dedi. Tarım yahut başka şekilde kullanılmayıp boş olan arazilerin sanayi yatırımı söz konusu olduğunda değer patlaması yaşadığını belirten Gülbahar, bu durumdan sanayicinin olumsuz etkilendiğini defaatle dile getirdi. Tabi Şaban Bey’in sanayicinin arsa sorunu ile konusuyla ilgili en etkileyici cümlesi makaleme de başlık olan “Sanayiciye arsa satılmaz, yer tahsis edilir” sözleri oldu. Mülakatımızın ilerleyen kısmında bu cümlesine açıklık getiren Gülbahar, “Bu ülkenin refahını artırmasının tek yolu üretmektir. Enerji konusunda ihraç edebileceğimiz güçlü bir zenginliğimiz olmadığı için katma değeri yüksek ürünler imal edip ihraç etmek durumundayız. Bunun yolu sanayinin teşvik edilmesidir. Bugün baktığımızda sahada görülen durum böyle değil. Sanayici elindeki parayı arsaya verirse, sonrasında fabrika kurulumu ve işletilmesi safhasında sıkıntı yaşıyor. Oysa sanayi arsaları bir teşvik paketi kapsamında sanayicilere uygun fiyatlara kiralanmış olsa, elimizdeki nakdi üretim alanımızı genişletmek için harcarız. Bu şekilde hem üretim hem istihdam artar. Almanya üzerinden konuşacak olursak, onlar 10 yıl vadeli ve 0.50 ila 1.50 oranında faizli kredi ile sanayicisini destekliyor. Bizde ise faizler ortada. Bu şekilde sanayici ayakta kalamaz; işletmeler bir süre sonra bankaların eline geçer.” ifadelerini kullandı.

*****

Şaban Bey ile sohbetimizin bir diğer konusu ise, üç hafta boyunca işlemeye çalıştığım sanayi-eğitim iş birliği oldu. Konuya tepkili bir giriş yapan Gülbahar, “Bizdeki sanayi, üniversite iş birliği konusu tam bir palavra. Üniversite hocaları sahaya inmediği sürece bu iş birliği istenilen sonucu veremez. Mesleki lise eğitimi konusunda da konuşan Gülbahar, “Her OSB’nin içine meslek liseleri açılmalı. Burada başarılı olan gençler üniversite sınavına tabii olmadan yükseköğrenim kurumlarına yerleştirilmeli. Ben ara elaman ifadesini beğenmiyorum, bu yüzden ‘aranan elaman’ ifadesini kullanıyorum. Aranan elamanlarımızı yetiştirirken onları yüksek teknoloji ile de buluşturarak AB standartlarında bir eğitim olanağı sağlamalıyız. Bu eğitim kurumlarımızdan mezun olan gençler Avrupa’daki yaşıtları ile rahatlıkla yarışabilmeli. Kolaylıkla iş bulabilecek kapasitede olmalı.” dedi.

*****

Ülkemizde herkesim gibi sanayicinin de adalet ve hukuk konusunda eleştirileri oluyor. Geciken kararlar bazen bir sanayicinin iflasına kadar gidebiliyor. Son olarak bu konuda da görüşlerini dile getiren Gülbahar, “Türkiye’nin en büyük meselesi adalet meselesidir. Düşünün bir çek karşılıksız çıkmış ve hukuka başvurmuşsunuz. Dava uzuyor da uzuyor, bu süreçte alacaklı taraf iflasa kadar gidebiliyor; çünkü ödemesi gereken borçları var, yahut mal alması gerekiyor. Gardaş Azerbaycan’da altı ayda davayı sonuçlandırmayan hakimin meslekten alınmasıyla ilgili çalışma var, biz de böyle bir adım atabiliriz. Yahu Osmanlı’dan kalan davalar var, bu şekilde adalet tesis edilir mi!” diye konuştu. Şaban Bey’e misafirperverliğinden ve sorularımı samimiyetle cevaplamasından ötürü teşekkür ediyorum. Yazımı sonlandırmadan önce, geçtiğimiz günlerde bizatihi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan “Mesleki Eğitimde 1000 Okul” projesinden duyduğum memnuniyeti açıkça ifade etmek istiyorum. Umarım niceliğin değil, niteliğin arttığı bir model olur. Yüzbinlerce okuru olduğu halde, ‘mahallemde’ taşlanırım korkusuyla eğitimdeki aksaklıkları dile getirmekten çekinen kalem sahipleri de artık gönül rahatlığıyla yazabilir! Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.