ÇIKIŞ YOLU UZUN VADELİ

OSİAD Başkanı Süleyman Ekinci, bir an önce üretim ekonomisine dönülmesi gerektiğini belirterek, “Uzun vadede kalıcı çözümler için vergi adaletinin sağlanması, vergi ve imar barışının bir an önce bitirilmesi gerekiyor” dedi.

ÇIKIŞ YOLU UZUN VADELİ

OSİAD Başkanı Süleyman Ekinci, bir an önce üretim ekonomisine dönülmesi gerektiğini belirterek, “Uzun vadede kalıcı çözümler için vergi adaletinin sağlanması, vergi ve imar barışının bir an önce bitirilmesi gerekiyor” dedi.

03 Nisan 2019 Çarşamba 12:29
ÇIKIŞ YOLU UZUN VADELİ

Röportaj: Ümit Uçar

28 sene önce 16 sanayicinin bir araya gelmesiyle kurulan ve bugün üye sayısı 200’ü aşan OSTİM Sanayici ve İşinsanları Derneği (OSİAD), ürettiği politikalarla sanayicinin sesi oldu. Türkiye’de ilk defa bir dernek tarafından hayata geçirilen OSB projesi olan Anadolu OSB’nin kurucularından OSİAD, sadece üretimle ilgili alanlarda değil, sosyal sorumluluk projelerinin de önemli bir aktörü haline geldi. Sanayi Gazetesine bilgi veren OSİAD Başkanı Süleyman Ekinci, sanayi üretimini artırmak için uzun vadede kalıcı çözümler getirilmesi gerektiğini belirterek, “Vergi ve imar barışlarının bir an önce bitirilmesi gerekiyor. Hızlı bir şekilde vergi adaleti getirilmeli” dedi. Sanayide nitelikli eleman sorununa da değinen Ekinci, “Kalifiye eleman eksiğimizin nedenlerinden biri de üniversite enflasyonudur. Türkiye'de üniversite enflasyonu var ve niteliksiz öğrenciler yetişiyor” değerlendirmesini yaptı.

SOSYAL SORUMLULUK BİLİNCİ YÜKSEK

OSİAD olarak projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Üretime katkı sağlamak, sanayicilerin problemlerini yetkili mercilere taşımak OSİAD olarak asli görevimiz ama bunun dışında olmazsa olmazlarımız da var. İnsana ve çevreye duyarlı, sosyal sorumluluğu yüksek, kadınları ve gençleri öncelikleyen bir tarafımız var. OSİAD Ormanı, Anadolu OSB, OSTİM Atatürk Anıtı, Çanakkale Şehitlik Anıtı, Şiddete uğrayan kadınların istihdamını amaçlayan AB projesi örneğinde olduğu gibi sosyal sorumluluk projelerimiz bulunuyor. Dezavantajlı, şiddet gören kadınları meslek sahibi yapmaya yönelik projemiz bitti. 50'ye yakın kadının hem psikolojik hem sosyal açıdan entegresyonunu sağladık. Kaynak, enjeksiyon ve lojistik alanında eğitim alan kadınlar, Ankara'nın büyük firmalarında istihdam ediliyorlar. Şimdi de iş hayatında fırsat bulamayan, dar gelirli, öğretim alamamış, kırsal kesimlerde evde oturmak zorunda kalan kadınlara yönelik bir proje yürütüyoruz. Bunun dışında Genç OSİAD ve Girişimci Kadın OSİAD alt kurulları oluşturduk. İkinci-üçüncü kuşakları kazanmak ve girişimci kadınları OSTİM'de biraz daha etkin hale getirmek istiyoruz.

GÜÇLÜ DİNAMİKLER

Sanayi üretimiyle ilgili mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son 2-3 aydır cari açıkta azalma var diye söylenen şey aslında tam da işlerin yavaşladığını gösteren bir çizelge. Çünkü Türkiye'de maalesef üretim yüzde 70-80 ithalata dayalı olduğu için, ithalat düşerse üretim de düşer. Cari açık azalıyorsa, ihracat yapılmadığından değil üretim yapılmadığındandır. Şu anda sanayide çarklar durmadı ama ciddi bir yavaşlama var. Türkiye hâlâ yatırım yapılabilir bir ülke. Sanayicilerin dinamikleri halen güçlü. Çünkü Türkiye hâlâ dünyanın en ucuz ülkelerinden birisi. Bizim tek beklentimiz; güven unsurunun bir an önce tesis edilmesidir. Bankaların bu kadar katı, kabuğuna çekildiği bir dönemde zaten finansmana ulaşmakta zorlanan KOBİ'lerin daha da dara gireceğini düşünüyoruz.

UZUN VADELİ ÇÖZÜMLER

Bu çıkmazdan çıkmak için sizin önerileriniz neler?

Verilen teşvikler, yapılan kampanyalar, indirimler güzel şeyler. Ama bunların sürdürülebilir olması lazım. Gelir, kurumlar vergisi ve KDV'de adaletin sağlanması lazım. Tüccarın, yatırımcının, sanayicinin ucuz finansmana erişiminin sürekli hale getirilmesi gerekiyor. Üretenler, istihdam sağlayanlar mutlaka desteklenmeli. Dövizin ne olacağı endişesi insanları tedirgin ediyor. Buradan çıkmanın yolu uzun vadeli projeler. Bizim bir an önce üretim ekonomisine dönmemiz, bunun için ciddi ve cesur adımlar atmamız lazım. Uzun vadede kalıcı çözümler için vergi adaletinin sağlanması, vergi ve imar barışının bir an önce bitirilmesi gerekiyor. Hızlı bir şekilde vergi adaleti getirilmeli. Yoksa her üç senede bir çıkaracağınız vergi affıyla vergi kaçakçılığının önüne geçemezsiniz.

GİRDİLER DÖVİZ, SATIŞLAR TL

Döviz artışının sanayiciye etkisi nasıl oldu?

Tabii sıkıntının en büyük nedenlerinden birisi borç yükünün fazla olması. Sanayicinin öz kaynağı ya da likitidesi yüzde 30 eridi. Bizde maalesef girdiler döviz cinsinden, satışlar TL cinsinden. İkincisi, uzun yılların vermiş olduğu alışkanlıkla düşük kur-yüksek faize alışmış olan sanayici adapte olamadı. Dövizle işi olmayan insanlar da döviz aldı. Umarım ve dilerim ki, bu tür krizler insanlarımıza ders olur da herkes hangi para cinsinden iş yapıyorsa o para cinsinden borçlanır.

MENTALİTE FARKLI

Türkiye'de Ar-Ge ve inovasyon sizce ne aşamada?

Bu kavram çok konuşuluyor ama içi doldurulmuyor. Ar-Ge faaliyeti uzun soluklu olmalı. Ar-Ge desteğini mutlaka devlet vermeli. Çünkü sanayicimiz ve KOBİ'ler zaten kendi kabuğunda. Beş sene sonra para kazanacağı bir işe para harcayacak sermayesi yok. Ar-Ge merkezlerimiz var, sanayicimiz bu konuda iyi niyetli. Ama Ar-Ge konusunda çok gerideyiz. Bunun nedenlerinden biri de şu; finansman yapısı güçlü olmadığı için sanayici 3-5 sene bir şeye para yatırayım, sonra kazanırım diye düşünmüyor. Bizde öyle bir mentalite yok. Biz Avrupalı gibi düşünmüyoruz. Ama Ar-Ge olmadan olmaz.

“ARA ELEMAN SORUNUNUN NEDENİ…”

Mesleki eğitim ile ilgili farklı bir öneriniz var mı?

OSB'lerde mesleki ve teknik kolejlerin açılması güzel. 1980 sonrası Türkiye'deki endüstri meslek liseleri, meslek yüksekokulları, ticaret liseleri işlevini yitirdi. Ben ticaret lisesi mezunuyum, okula girerken sınavla girmiştim. O zaman bu okullara iyi puan alınarak giriliyordu. Bu okulları bitiren çocukların işsiz kalması söz konusu değildi. O okullar ne zaman niteliklerini kaybetmeye başladılar, Türkiye'nin da tam üretemediği, çözemediği ara eleman sorunu ortaya çıktı. Bu okulların OSB etrafında yapılması tabii ki güzel. Ama bu işin devlet meselesi olması lazım. Herkes mühendis olacak diye bir şart yok. Bizim kaportacıya da boyacıya da temizlikçiye de teknikere de ihtiyacımız var. Ara eleman konusunda herkes konuşuyor ama kimse cesur ve ciddi adımlar atmıyor. Her beldeye üniversite açtılar. Yeni mezun makine mühendisleri, saha tecrübeleri olmadığı için bazı noktalarda eksikler. Mezun olduktan sonra iş bulma şansı olmayan bölümler var. Her üniversitede hukuk, mühendislik fakülteleri açılıyor. Bizim kalifiye eleman eksiğimizin nedenlerinden biri de üniversite enflasyonudur. Türkiye'de üniversite enflasyonu var ve niteliksiz öğrenciler yetişiyor. Bunların hepsi masa başında çalışmak istiyor. Ama ne mühendis ne tekniker olabiliyorlar. İş insanları da ara eleman ihtiyacını gideremiyor. 

ALTERNATİF ÖNERİ

Sanayicilerin yaşadığı en büyük sıkıntı sizce nedir?

Türkiye'deki iş dünyasının başındaki en büyük belalardan biri işsizlik sigortasıdır. Bu sebeple çalıştıracak eleman bulamıyoruz. İşçiler bir yerde 3-4 ay çalışıyor, kendini işten attırıyor. Devlet 6 ay ona işsizlik maaşı veriyor. Bana gelip, “Sigortamı yapmazsan çalışırım, yaparsan çalışmam” diyor. Bazıları bunu meslek edinmiş. Şunu öneriyorum: Devlet işsizlik sigortası verdiği kişiyi haftada 2-3 gün kamuda çalıştırsın. Okul, cami temizletsin, sanayide, belediyede çalıştırsın. Bakın bakalım bir daha işten çıkıyor mu? Bundan 5-6 sene önce Erzurum Narman'da bir köy okulu yaptırdık. Narman gibi bir yerde çalıştıracak işçi bulamadım ve Ankara'dan işçi götürdüm. Çünkü hepsi kahvede okey oynuyor ama işsizlik maaşı alıyordu. Devlet, alacağı bazı önlemlerle bu gibi olumsuz örneklerin önüne geçebilir. Böylece üretim sekteye uğramaz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.