ASO BAŞKANI ÖZDEBİR EKONOMİ GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, ekonomi yönetimindeki değişimin piyasalarca olumlu algılandığını belirterek  “Uygulamaya konulacak yapısal reformlarla birlikte, yeniden düşük faizli ortama ulaşacağımızı umut ediyorum” dedi.

ASO BAŞKANI ÖZDEBİR EKONOMİ GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, ekonomi yönetimindeki değişimin piyasalarca olumlu algılandığını belirterek  “Uygulamaya konulacak yapısal reformlarla birlikte, yeniden düşük faizli ortama ulaşacağımızı umut ediyorum” dedi.

26 Kasım 2020 Perşembe 14:13
ASO BAŞKANI ÖZDEBİR EKONOMİ GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

Ankara Sanayi Odası (ASO) kasım ayı olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Celal Koloğlu başkanlığında video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda önümüzdeki dönemde uygulamaya konulacak yapısal reformlar ile gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Geçtiğimiz haftalarda Ekonomi yönetimindeki değişikliğin ekonomiye olumlu yansıyacağı tahminin dile getiren Özdebir, “Son haftalarda hem içerde hem de dışarda yaşanan gelişmeler, gelecek günlerde ekonomik ve siyasi beklentilerin yönünü belirleyecek gibi gözüküyor. Ekonomi yönetimindeki bu değişim, piyasalar açısından olumlu algılandı” şeklinde konuştu.  Özdebir, Önümüzdeki dönemde uygulamaya konulacak yapısal reformlarla birlikte, yeniden düşük faizli ortama ulaşılabileceği yönündeki umutlarını dile getirdi.

Ekonomide olumlu havanın devam edebilmesi için Merkez Bankası’nın sadeleşme adımlarına devam etmesi, piyasa ile güçlü iletişim kurması, doğru yönlendirmesi ve piyasasının önünde olması gerektiğini söyleyen Özdebir, şunları söyledi:

FİYAT İSTİKRARI VURGUSU

“Merkez Bankası’nın bağımsız bir şekilde fiyat istikrarına odaklanması, güçlü stratejik ve sektörel planların yapılması, özellikle de fiyat istikrarının sağlanmasından kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli çözümlere odaklanıp ve enflasyonun kalıcı olarak düşürmek üzerine politika tercihleri ortaya koyması gerekmektedir. Merkez Bankası başkanımız zor bir dönemde görevine başladı. İlk toplantısında piyasaların da beklentisi doğrultusunda 475 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 15 seviyesine yükseltti.  Bu faiz artırımı mevcut konjonktürde gereklilik arz etmesine rağmen,  reel sektörün likiditeye ulaşma maliyetlerini önemli ölçüde arttıracaktır. Faiz artışlarının ekonominin yavaşlamasına neden olacağını biliyoruz.  Önümüzdeki dönemde uygulamaya konulacak yapısal reformlar ile birlikte, yeniden düşük faizli ortama ulaşacağımızı umut ediyorum.”

“TOPARLANMA DEVAM EDİYOR”

Pandemi sonrası toparlanmanın hızlı bir şekilde devam ettiğini ifade eden Özdebir, hem sanayi üretiminin hem de perakende satışların eylül ayı rakamları ile salgın öncesi seviyesinin üzerine çıktığına dikkat çekti. Sanayi üretiminde üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 8,4, perakende satışlarda ise yüzde 9’luk bir artış  olduğunu ifade eden Özdebir, “Ekim ayı PMI endeksindeki yukarı yönlü ivmelenme, hem sanayi hem de perakende satışlarda yukarı yönlü hareketi güçlendiriyor.  Üçüncü çeyrekte ise güçlü bir büyüme performansı bekleniyor. Özellikle kredi genişlemesi ve öncü göstergeler olan sanayi üretim endeksinde üçüncü çeyrekte yukarı yönlü ivmelenme, güçlü büyümeye işaret ediyor. Üçüncü çeyrekte yüzde 8’lik bir büyüme performansı görme ihtimalimiz oldukça yüksek” dedi.

YÜZDE 1 BÜYÜME BEKLENTİSİ

Son dönemde, Merkez Bankası’nın parasal sıkılaşma politikasının ve ardından kredi hacminin daralmasının üretim üzerine yansımasının görülebildiğini kaydeden Özdebir, “Merkez Bankası’nın sıkılaştırma politikalarına devam edeceğine ilişkin politika adımları son çeyrekte büyüme dinamiklerini olumsuz yönde etkileyecektir.  Dördüncü çeyrekte ivmelenme azalsa da pozitif bir büyüme göreceğimizi düşünüyorum.  Yılsonunu ise,  yüzde 1’e yakın bir büyüme ile kapatma ihtimalimiz yüksek” dile konuştu.

“ENFLASYON ÖNEMLİ SORUNLARDAN BİRİ”

Enflasyonun ekonominin en önemli sorunlarında biri olmaya devam ettiğini de vurgulayan Özdebir, şunları söyledi:

“Eylül ayında yüzde 11,89 olarak gerçekleşen enflasyonun, gelecek aylarda artma eğilimine girmesi muhtemeldir. Özellikle kura dayalı temel mal enflasyonu artmaktadır. Dolar kurunun son bir yılda yüzde 25 oranında artması, enflasyon eğilimlerini bozmaya devam etmektedir. Özellikle önümüzdeki dönem mevsimsel etkilerin ortadan kalması ile gıda enflasyonundaki baskı, enflasyonu yukarı yönlü zorlayacaktır.  Üretimimiz yüksek oranda ithalata bağlı olduğu için, kur artışı ithal edilen ara malı ve sermaye malı fiyatlarının artmasına, üretim maliyetlerinin yükselmesine ve böylece enflasyon beklentilerinin artmasına neden olmaktadır.”

İŞSİZLİK ÇOK YÜKSEK”

İşsizliğin ise Türkiye’nin en acil çözüm gerektiren ve en ağır yapısal iktisadi problemi olduğuna dikkat çeken Özdebir “2020 yılının ağustos ayı itibariyle mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 13,2, tarım dışı işsizlik oranı yüzde 15,7, genç işsizlik oranı ise yüzde 26,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranlar, küresel ortalamaya, gelişmiş ülke oranlarına ve gelişmekte olan ülkelerin ortalamalarına kıyasla dramatik ölçüde yüksektir” açıklamasında bulundu.

Tüketici güven endeksindeki olumsuz tabloya da dikkat çeken Özdebir, Kovid-19 vaka sayısının artması insanların moralinin bozulmasının ki tüketici güven endeksine olumsuz yansıdığını kaydetti. Cari açık sorununa da değinen Özdebir, şöyle devam etti:

“TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM POLİTİKASI ŞART”

“Üretim yapımızı bir an önce değiştirmeye odaklanmalıyız, özellikle de sanayi üretiminde dışa bağımlılığı azaltılmış bir yapıya dönmemiz gerekiyor. Ülke ekonomisinde dışa bağımlılığı azaltılmasının yolu da yerli üretimden geçmektedir. Yerli ve milli bir sanayi için ileri seviyede bir teknolojik dönüşüm politikası ortaya koymamız gerekir. Tabi bunun için işgücümüzün niteliğinin yükselmesi gerekiyor. Ama öncesinde topyekün bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var. Hem kamu alımlarında hem kişisel tercihlerimizde Türkiye’de üretilen ürünleri kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Firmalarımızın karlılığını artırmak zorundayız. Çünkü firmalarımız böyle büyüyecek ve kendini geliştirecek. Ayrıca firmalarımızın bölünmesini önleyecek, markalaşarak büyümelerini teşvik edecek yeni yatırım yapmasına imkân sağlayacak mekanizmalara da ihtiyacımız var.”  

FAİZSİZ FİNANSMAN TALEBİ

Pandemi sürecinde birçok tedbir alındığını ve bu tedbirlerle şirketlerin borçlarının ötelendiğini hatırlatan Özdebir, buna karşılık kredilerle borç yükünün daha da arttığını söyledi. Şirketlerin tek borcunun kredi olmadığını kaydeden Özdebir, “Aynı zamanda birbirimize olan borçlarımız da var. Bu artan borçlar da maalesef piyasa aktörlerinin birbirlerine olan güvenini azalttı. Önerimizin, borçları azaltacak kamuya da yük getirmeyecek, faiz ödemeden firmaların finansman ihtiyacına çözüm getireceğine inanıyoruz. Bu uygulama hem bizim finansman ihtiyacın karşıladığı gibi devletinde likiditesini olumlu etkileyecektir” görüşünü dile getirdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.