Başkent OSB’yi “genel kurul” uçurdu

Başkent OSB, yasal doluluk oranını beklemeden müteşebbis heyetten kurtulup genel kurul yönetim modeline geçiş yaptı. Sanayicilerin direksiyona geçmesiyle Başkent OSB 10 yılda 150 fabrikanın bulunduğu bir OSB haline geldi.

Başkent OSB’yi “genel kurul” uçurdu

Başkent OSB, yasal doluluk oranını beklemeden müteşebbis heyetten kurtulup genel kurul yönetim modeline geçiş yaptı. Sanayicilerin direksiyona geçmesiyle Başkent OSB 10 yılda 150 fabrikanın bulunduğu bir OSB haline geldi.

14 Ocak 2013 Pazartesi 10:51
Başkent OSB’yi “genel kurul” uçurdu
 Müteşebbis heyetten, sanayicilerin söz sahibi olduğu genel kurul yönetim modeline geçiş yapabilmek için yasal olarak gereken 3’te 2’lik doluluk oranına ulaşmayı beklemeden delegeleri bir araya toplayarak “Genel Kurul Yönetim Modeli”ne geçiş yapan Başkent OSB’nin köklü sanayici Başkanı Şadi Türk, bölgenin kaderini değiştiren “cesur adımı” Sanayi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şenol Aydın’a anlattı.
Bürokratik yönetim anlayışından bunalan OSB’lere model olacak uygulamanın inançla gerçekleştirildiği vurgulayan Şadi Türk, genel kurul yönetim modelinin, yönetimdeki hesap verdiğini yönetim modeli olduğunu ifade etti. Türk, “OSB’de yeri olan herkes yönetime hesap sorabiliyor. “Bölgeyi neden iyi yönetmediniz” diyebiliyor. Diğer OSB’lerin çoğunda maalesef böyle değil. İlgisiz, alakasız kişiler, yatırımcısı olmadığı OSB’yle ilgili karar alıyor” diyor.

Başkent OSB’nin kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
1990’lı yılların başıydı… OSTİM OSB’deki üretim yerlerimiz bizlere yetmemeye başlayınca bir grup sanayici olarak yer aramaya başladık. Uzun süren uğraşlar sonucu Başkent OSB’nin kurulu olduğu şimdiki alanda karar kıldık. Kooperatif çatısı altında yürüttüğümüz çalışmaları bu çatı altında daha fazla yürütmenin sağlıklı olmadığına karar vererek OSB olmaya karar verdik. Yoğun çalışmalar neticesinde 2002 yılında tüzel kişiliğimizi kazandık. 2003 yılında da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla temel attık. Aradan 10 yıl geçti. Hiçbir kurumdan katkı almadan 150 fabrikanı bulunduğu bir OSB haline geldik. Bununla da yetinmedik. Yeni üretim alanları oluşturabilmek için genişleme çalışmaları başlattık.

Sanayicilerin yüzde yüz söz sahibi olduğu genel kurul modeliyle yönetildiğiniz için işler çok hızlı gidiyor anlaşılan. Ancak 3’te 2’lik doluluk oranı şartını yakalamadan genel kurul modeline nasıl geçiş yaptınız?
Biz kooperatifi lağvedene kadar iki dönem müteşebbis heyette kaldık. Genel kurul kararıyla kooperatifin tüm varlıklarını, üyeleriyle birlikte OSB’ye geçişini sağladık. Bunu sağladığımız gün müteşebbis heyeti de lağvedip sanayicilerin söz sahibi olduğu genel kurul yönetim modeline geçmek için kolları sıvadık. Arkadaşlarımız, OSB yasasının üçte ikilik doluluk şartı istediğini söyledi. Bizler de dedik ki; biz yapmak istedikten sonra, genel kurul karar verdikten sonra niye yapmayalım. İleri gitmiş bir seviyeyi geri çekmeye çapalamıyoruz ki. Ve nihayetinde genel kurul yönetim modeline geçiş yaptık. O günden bugüne, yasada olmayan bir idari yönetim şekli sergiliyoruz. 2 yılda bir seçimimizi ve mali genel kurulumu yapıyoruz.
Bu genel kurul yönetim modeli, yönetimdekilerin hesap verdiği bir yönetim modelidir. OSB’de yeri olan herkes yönetime hesap sorabiliyor. “Bölgeyi neden iyi yönetmediniz” diyebiliyor. Diğer OSB’lerin çoğunda maalesef böyle değil. İlgisiz, alakasız kişiler, yatırımcısı olmadığı OSB’yle ilgili karar alıyor. Daha da kötüsü bölgedeki sanayicilerin hiçbirine hesap vermiyor.

OSB’lerin sanayiciler tarafından yönetilmesinin, yani genel kurul yönetim modeliyle idare edilmesinin ne gibi artıları var?

Her şeyden önemlisi OSB’ye milyon dolarlık yatırım kim yapmışsa o OSB’yi onlar yönetmiş oluyor. Demokrasinin gereği de budur zaten. Diğer yönetim modelleri demokratik değil. Ayrıca devasa yatırımları yöneten sanayiciler kendilerini yönetemeyecek kadar aptal değil. OSB’leri bürokratlara yönettirmenin mantıklı bir yönü yok. Doğru olan, yönettiği kitlelere hesap verebilen yapıların yönetimse söz sahibi olmasıdır.
Düşebiliyor musunuz? Sanayici, altyapı katılım bedelini, aidatını, elektriğinin, suyunun faturasını yatırıyor ama yönetime hesap soramıyor. Böyle bir yönetim anlayışı yok. Ortalıkta dünya kadar paralar dolaşıyor. Nereye ne kadar, ne şekilde harcanıyor bilen sanayici yok. 15 kişilik müteşebbis heyet, bölgede yatırım dahi olmayan 5 kişilik yönetim kurulu ne istiyorsa o oluyor. Bu kabul edilebilir değil.Sanayicilerin söz sahibi olduğu genel kurul yönetim modelinde ise durum böyle değil. Bu yönetim modelinde her şey şeffaf.  Bütün sanayicinin önene bölgenin bilançosu gidiyor. Her yıl sanayiciler bakıyor; bu adamlar ne yapmış, neye ne harcamış… Geliyor genel kurulda başkana, yönetime hesap soruyor. Yani yönetsel katılım oluşturuyor. Olması gereken de, doğrusu da bu zaten.   

Yukarı sıraladığınız avantajların yanı sıra; genel kurul yönetim modeliyle idare edilen OSB’lerin daha kolay yatırımcı çektiğini söyleyebilir miyiz?

Elbette söyleyebiliriz. OSB’ye yatırım yapmayı düşünen yatırımcılar bölgenin yapısını mutlaka gözden geçirir. OSB’deki diğer sanayicilerin bilgisine başvururuz. Bürokratik, ketum bir yönetim anlayışı hakimse OSB’de yatırım yapma konusunda tereddüt eder. Genel kurul yönetim modeliyle yönetilen OSB’lere yatırımcılar daha sıcak bakıyor. Sanayicilerin yönetimindeki bir OSB’nin sanayicileri daha çok düşüneceğini iyi biliyorlar. Kriz gibi zor dönemlere girildiğinde sanayicilerin yönetimindeki OSB’ler katılımcısının yakasına yapışmıyor. Aksine OSB’nin bütün imkanlarından yararlanmasını sağlıyor.
Bizler Başkent OSB yönetimi olarak bunu yapıyoruz. Kriz olduğunda, sanayici elektriğini ödeyemiyor diye tepesine binmiyoruz. Zor durumda olan sanayicilerden düze çıkana kadar su parası almıyoruz. Kendi bölgemizde böyle yaptık, 2 sene su parası almadık. Elektrik ödemelerinin iki ay geç ödenmesine imkan sağladık. Bu şekilde faiz ödemeden iki ay bölgemizdeki firmalara kredi sağlamış olduk. Biz bunları yaparken korkmadık. Genel kurulda çıkıp katılımcılarımıza bunun hesabını verdik. İşte genel kurul yönetim modelinin özelliği bu. Sanayicinin dilinden en iyi sanayici anlıyor. Bu model bölgeye yatırımları da teşvik ediyor.

OSB’lere ayrıcalık sağlayan mesleki eğitim teşviğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Öğrenci başına yıllık masrafın 1.5 katına kadar destek sizce yeterli mi?
Türkiye’nin kaoslarından biri mesleki eğitimdir. Çok geç kalınmış bir hamle. Sanayilerde usta, kalfa, çırak ilişkisi yok artık bilimsel üretim yapılıyor. Fabrikalarda çalışanların makinelerden anlaması gerekiyor. Üretimde kullanılan makineler çok kıymetli, hatayı kabul etmiyor. Bunun için mesleki eğitimin önemi çok fazla. Bu eğitimin önemini bildiğimiz için bizler Başkent OSB olarak da mesleki eğitim için 200 dönüm alan bıraktık.Hükümet OSB’lerde mesleki eğitimi destekliyor. Hükümetim bu anlamda yaptığı çok önemli. Bana göre az bile yapıyor. Mesleki eğitim yüzde yüz destek verilmesi gereken bir alan. Aslında geç kalınmış bir çalışma. Daha da teşvik edilmeli.  Çünkü mesleki eğitime ayrılan para Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Teşviğin OSB’lerde olması, OSB’lerin içine sokulmasının da farklı bir avantajı var. Hiç olmazsa fiili uygulama içerisinde. Stajyer nereye gidiyim demiyor. Laboratuar ortamını canlı yasayabiliyor. O anlamda bana göre geç kalınmış iyi bir gelişme.

Mesleki eğitimin dışında OSB’lere verilmesini düşündüğünüz farklı teşvikler var mı?
OSB’lerin bir alt bölge teşviğinde değerlendirilmesi bölgeler açısından faydalı bir çalışma ama Türkiye’nin bir savı var. Herkes bunu söylüyor. Başbakanımız da, bakanlarımız da söylüyor. OSB’ler, Türkiye’nin uyguladığı, başarıya ulaştığı ender projelerden biridir. Dünyaya ihraç ettiğimiz bu başarılı projeyi devam ettirmek lazım. Geliştirmekte lazım.
En büyük engelimiz; biz yıllardır bunu Başkent OSB olarak söyledik, sesimiz cılızdı anlatamadık. Engelimiz şu; örneğin Ankara Temelli çanağında dört tane OSB var.  Bu bölgede 4 tane OSB varken belediye kalkıp bir sanayi bölgesi ilan ediyor. O zaman plan bütünlüğü bozulmuş oluyor. Ve o zaman OSB’lerin hiçbir anlamı kalıyor. Şimdi OSB’ler dolabilmek için çabalarken belediyelerin sanayi alanı açabiliyor olması kabul edilebilir değil.

OSB dışı alanların sanayi imarına kapatılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?
Elbette. Çok stratejik yatırımların dışında OSB dışı alanlarda sanayiye müsaade edilmemeli. Bu aynı zamanda kaynak israfıdır. Olaya bir de böyle bakmak lazım. Bu Türkiye hepimizin. Ahmet’in, Mehmet’in cebindeki para bu ülkenin kaynağıdır. Birinin cebindeki parayı israf edersek bu ülkenin parasını israf etmiş oluruz. Sonuç olarak yatırımları mutlaka OSB’lere yönlendirmek zorundayız. OSB’ler aynı zamanda bölgesel kalkınmayı da sağlayan yerlerdir.

Yatırım için olumsuz ortam olmasına rağmen Türkiye’de ciddi bir sanayici kitlesi OSB dışında yatırım yapmayı tercih ediyor. Bunu neye bağlamak lazım? Sanayicilerimizde “OSB Kültürü” yeterince oluşmadı mı?
Bu bana göre OSB’lerin yönetim modeliyle alakalı. Ben sanayici olarak bir OSB’ye yatırım amaçlı gittiğimde, ortada ne olduğu belirsiz bir yapı varsa, bu yapı güven uyandırmıyorsa, bana sahiplilik duygusu veremiyorsa oraya yatırım yapmam. Biz sanayicilerin yönetiminde tam söz sahibi olduğu Başkent OSB yönetimi olarak yatırımcılara sahiplik duygusu vermeye çalışıyoruz. Sadece kendi parselinin değil bu OSB’nin sahiplerinden biri de sensin diyoruz.    Eskiden sanayicilerin OSB’ye girme konusunda daha çok tereddütleri vardı. Nerede kullandığı belli olmayan paralar toplanıyordu. Duvar gibi bir yapı vardı, korkuttu insanları. Sanayiciler, “kendi alanlarım olsun, bağımsız olayım, kendi kafama göre takılıyım” diye düşünerek ağırlıklı olarak OSB dışında yatırım yapmayı tercih ediyordu. Şimdi durum değişti. Her şey çok şeffaf. Kurumsal yapılar var. Soruna anında müdahale edilerek çözüm üretiliyor. Artık bunların farkında olan sanayiciler yatırımları OSB’lere yapıyor. Bu paralelde sanayicilerimiz OSB kültürü gün geçtikçe gelişiyor.

OSBÜK ve OSBDER OSB’ler için uğraşıyor
Başkent OSB Başkanı Şadi Türk, bölge olarak hem OSBÜK hem de OSBDER üyesi olduklarını ifade etti. Türk, gerek OSBÜK’ün gerekse OSBDER’in OSB’lerin çıkarları için çalıştıklarını ifade ederek, “OSBÜK yasalla kurulmuş bir kuruluş. OSBDER, OSB’lerin bir araya gelmesiyle kurulan bir sivil toplum örgütü. Her ikisi de; cumhuriyetimizin en başarılı projesi olan, dünyaya ihraç ettiğimiz OSB’lerimizin çıkarları için çalışan, uğraş gösteren kuruluşlarımızdır” dedi.OSB camiasının birlik ve beraberliğinin bu iki kuruluşun çatısı altında gerçekleştirildiğini kaydeden Türk, “Biz Başkent OSB olarak hem OSBÜK hem de OSBDER üyesiyiz. Bütün OSB’lerimizin bu kuruluşların çatısı altında yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Birlik ve beraberliğin bütün OSB’lerimize fayda sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Türk, OSBÜK ve OSBDER’in mali ve kurumsal anlamda güçlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. 

Son Güncelleme: 14.01.2013 11:02
Anahtar Kelimeler:
Başkent OSBŞADİ TürK
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.