Geçen hafta Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından görüşe açıldı. 2017 yılında OSB Kanunu’nda çok önemli değişiklikler oldu. OSB’lerin ve yatırımcının önünün açılmasını sağlayan hükümler olduğu gibi, parsel birim tahsis ve satış fiyatını sınırlayan ve Bakanlığın vesayet yetkisini güçlendiren düzenlemeler de yapıldı. Bazı vergisel düzenlemeler ile TRT Payı ve KOSGEB payı gibi kesintilerin kaldırılması, OSB Kanunu’nda yapılan değişikliklerle birlikte değerlendirildiğinde, 2017 yılında yapılan değişikliklerin genel anlamda olumlu olduğu kabul edilir.

Görüşe açılan Teklif için aynı şey söylenemez. Bir tasarı ve teklif, genellikle neyi getirdiği veya neyi düzenlediği; ilgili paydaşları, yani teklifin özneleri yönünden değerlendirilir. Tabi ki bu Teklifin de iyi yönleri vardır. Yönetmelikte olan birçok konuya kanuni dayanak oluşturulması, ön tahsisin getiriliyor olması, yine arsa tahsis ve satış fiyatı sınırlamasının kalkıyor olması olumlu düzenlemelerdendir. Ancak Taslak öyle olumsuz öneriler içeriyor ki olumlu yönlerini gölgede bırakıyor ve bunlar öne çıkıyor. Dolayısıyla Teklifin neyi getirdiği değil, neyi götürdüğü tartışılıyor.

4562 sayılı Kanun’un OSB’ler için getirmiş olduğu yönetim sistemi nihai karar organı genel kurul ortadan kaldırılıyor. OSB organlarını düzenleyen maddelerde yapılan değişiklik önerileri ile müteşebbis heyet kalıcı hale getiriliyor, şekli bir genel kurul öngörülüyor ve genel kurul müteşebbis heyetin 14 üyesini seçiyor. Müteşebbis heyetin sürekli karar organı olması hedefleniyor. Taslak aynı zamanda vali ve kaymakamların zorunlu olarak müteşebbis heyet başkanı olmasını öngörüyor.

Parsel tahsisi veya satışı prensiplerinin belirlenmesi, OSB bütçesinin yapılması, yatırımların planlanması, ihale ve satın alma usul ve esaslarının belirlenmesi, yönetim ve denetim kurullarının seçilmesi ve bu organların ibrası gibi yetkileri (denetim yetkisi) olmayan, yani işlevsiz şekli bir genel kurul oluşturulması ile müteşebbis heyet başkanın da vali ve kaymakam olması birlikte değerlendirildiğinde; Taslak ile mevcut olan vesayet denetiminin boyutunu da aşan müdahaleci bir yaklaşımla, OSB’lerin devlet tarafından yönetilmesi hedeflendiği söylenebilir. Gerek henüz genel kurulunu yapmamış OSB’ler ve gerekse genel kurula geçmiş OSB’ler bakımından bu durum tam bir geriye gidiştir ve kabul edilmesi zor görünüyor. Özetle; OSB’lerin özerk kuruluşlar olması ve bölgenin sanayicileri tarafından yönetilmesi istenmediği anlaşılıyor.

Genel kurulunu yapmış, yönetimi sanayiciye geçmiş OSB’ler Türkiye’nin en başarılı OSB’leridir. Peki bu ihtiyaç nereden doğdu, genel kurula geçmiş hangi OSB’ler başarısız olmuştur. Varsayalım ki genel kurula geçmiş birkaç OSB’de bazı sorunlar yaşanıyor. Bu OSB’lerdeki somut sorunların çözülmesi yerine, yılların bilgi birikimi ve tecrübesiyle ulaşılmış genel kurulun, bu kurul içinden daha geniş katılım ve demokratik yöntemle seçilen yönetim ve denetim kurullarının sonlandırılması, bunun yerine daha az sayıdan oluşan müteşebbis heyetin daimî karar organı olması ve başkanının da mülki amir olması şeklindeki yönetsel tercih, OSB gerçeğinin ulaştığı seviyenin anlaşılamadığını gösteriyor.

Bu bakımdan önce OSB deyince ne anlaşılması gerekir ona bakmak gerekir. OSB’ler, kanunla kendilerine verilen görevler ve yetkiler çerçevesinde yerelde belli bir coğrafi alanda yapılaşan, mal ve hizmet üretimi yapan işletmelerin, devletin gözetim ve denetiminde demokratik katılım ve yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kendi kendisini yönetmelerine olanak tanınan birer sanayi yerel yönetim modelidir.

Yönetsel süreçler bakımından bu modelde OSB; 1) ilk aşma kuruluşuyla müteşebbis heyet dönemi, 2) ikinci aşama OSB’deki toplam parsel sayısının 1/3’ünün işyeri açma ve çalışma ruhsatı almasıyla katılımcıların müteşebbis heyete iştirak ettiği karma dönem, 3) üçüncü aşama genel kurulca müteşebbis heyetin devamına karar verilmesiyle katılımcıların salt çoğunlukla müteşebbis heyete dahil olduğu dönem ve 4) son aşama müteşebbis heyetin tümüyle sone erdiği genel kurul dönemidir. Bu son dördüncü dönem tüm OSB’lerin ulaşmak istediği, yani sanayicinin kendi kendisini yönetmesi hedefidir. Taslağın bu haliyle yasalaşması halinde, bölge sanayicisi kendi yöneticisini doğrudan seçemeyecektir.

Bu noktada 4562 sayılı Kanun’un 25’inci maddesindeki, genel kurulun ve müteşebbis heyetin birlikte olduğu üçüncü dönem üzerinde durulması gerekir. OSB ilk genel kurul toplantısında, yapı kullanma izni almış katılımcıların salt çoğunluğu müteşebbis heyetin devam etmesine karar verilebilir ve bu takdirde müteşebbis heyet devam edebilir. Bu durumda, dört yılda bir yapılan takip eden genel kurul toplantılarında da aynı yönde kararlar alınabilir. İhtiyari de olsa genel kurulun ve müteşebbis heyetin birlikte olması hukuken mümkündür. Buna rağmen neden bu değişikliğe ihtiyaç duyulduğu sorusunun yanıtı, OSB’ler ve OSB’leri temsil eden kuruluşlar tarafından aranıyor.

Tasarrufların sanayi yatırımlarına daha hazlı ve etkin yönlendirilmesi amacıyla; birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de merkezi ve yerel idarelere ait bazı görev ve yetkiler, OSB’lere transfer edilmiştir. Özel hukuk tüzel kişiliği olan OSB’ler, bu görev ve yetki transferiyle bölgeleri içerisinde kamu hizmetlerinin önemli kısmının yerine getirilmesi sorumluluğunu üstlenmiştir. OSB'ler, geniş kamusal yetkiler verilmiş olması ve bu yetkilerle temel hak ve özgürlükler üzerinde kısıtlama oluşturabileceği düşüncesiyle, katılımcıların/yatırımcıların korunması amacıyla özel yasayla düzenlenmiştir. Müdahaleci yaklaşımın yol açabileceği en önemli sonuç; sübjektif uygulamalara kapı aralaması sebebiyle yatırımcının/ katılımcının, Kanun’un getirmiş olduğu korumadan yoksun kalması olasılığıdır.

Taslak olumsuz sayılabilecek başka düzenlemeleri de içeriyor. OSB organlarında görev alanların sürelerinin, iki dönem ile sınırlandırılıyor olması, Anayasa’yla güvence altına alınmış seçme ve seçilme hakkına sınırlama getiriliyor. Bu sınırlama daha önce 5326 sayılı TESK ile 5174 sayılı TOBB Kanunu’nda da vardı. Anayasa Mahkemesi tarafından bu hükümler iptal edildi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, OSB içinde re’sen imar ve parselasyon planı yapma yetkisi alıyor. “Demokles’in kılıcı" gibi, sen yapmaz isen ben yaparım. Yine OSB’lerin yıllık brüt gelirlerinin % 1’ini KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma Ajansı destek programlarında kullanılmak üzere Bakanlığa aktarılması düzenleniyor. 2017 yılında KOSGEB payı ve TRT payı, yatırımların teşviki ve OSB’lerin desteklenmesi amacıyla kaldırılmıştı. Şimdi ne değişti veya ne oldu. Bu kesinti, OSB’lerin yatırım maliyetlerini artıracak bir düzenleme önerisidir.

OSB’lerin organ üyelerinin haklarında başlatılan inceleme, soruşturma veya kovuşturma bitimine kadar süresiz olarak görevden uzaklaştırılması düzenleniyor. Kovuşturma aşaması, davanın açılmasıyla başlayan yargılama safhası sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Mevcut durumda görevden uzaklaştırma 3 aydır. Bir defaya mahsus olmak üzere 3 aya kadar Bakanlık tarafından uzatılabiliyor. Bu şekilde görevden uzaklaştırma bir anlamda cezalandırmadır. Anayasanın 38’inci maddesinde ifadesini bulan “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” hükmünün ve TCK ile güvence altına alınmış olan masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelmektedir.

Kaynak ve imkânlarını kendi yaratan yahut devlet tarafından sağlanan kredi ve benzeri destekleri geri ödeyen birer sanayi yerleşkesi olarak Türkiye’nin kalkınmasında ve sanayileşmesinde kamu görevi üstlenmiş olan OSB’lerin, temsilci kuruluşların (OSBÜK - OSBDER) ve sanayicilerin bu Taslak çalışması sürecinde görüşleri ve açıklamalarıyla ortak aklı aramayı sürdüreceği, OSB’lerin özerkliğini ortadan kaldıran ve devlet dairesine dönüştüren düzenlemelere izin vermeyeceği beklenmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.