Dünya Bankası tarafından 8 Haziran 2020 tarihinde 238 sayfalık Küresel Ekonomik Beklentiler (Global Economic Prospects) raporunun Haziran 2020 sayısı yayınlanmıştır. Raporun 2020 sayısı COVID-19 pandemisinin etkilerini değerlendirmekte ve projeksiyonlar çizerek pandeminin olası sonuçlarını analiz etmektedir. Aynı zamanda raporda küresel toplumun ihtiyaç duyduğu alınacak politika tedbirlerini de ortaya koyarak önerilerde bulunulmaktadır.
   

COVID-19 resesyonu, 1870'te yaşanan çiçek pandemisinden bu yana pandeminin neden olduğu ilk resesyondur. Diğer taraftan mevcut tahminler COVID-19 küresel resesyonunun II. Dünya Savaşı'ndan sonra etkileri en derin hissedilen resesyon olduğunu göstermektedir.  Son 60 yılda gelişmekte olan pazar ekonomileri ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin 2020 yılında ilk kez küçülmesi beklenmektedir. Mevcut küresel resesyon, 1990'dan bu yana küresel büyüme tahminlerinin diğer resesyonlara göre daha sert ve hızlı bir şekilde revize edilmesi bakımından da benzersizdir. Küresel Ekonomik Beklentiler raporuna göre öne çıkan bulgular şöyledir:
   

  • 2020 yılı sonunda küresel ekonomide piyasa fiyatlarına göre reel olarak yüzde 5,2 küçülme, 2021 yılı sonunda yüzde 4,2'lik bir büyüme beklenmektedir.
     
  • Latin Amerika ve Karayipler (LAC) ve Avrupa ve Orta Asya (ECA), kısmen iç salgınlarının büyüklüğü nedeniyle diğer bölgelere göre büyümede daha büyük ölçekli bir düşüş beklentisi içerisinde olacaktır. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde sıkı maliye ve para politikası önlemleri alınsa da 2020 yılı içerisinde kişi başına düşen gelir büyük oranda düşecektir.
     
  • ABD, Japonya ve Euro bölgesinin oluşturduğu gelişmiş ekonomilerde reel olarak 2020 yılı sonunda yüzde 7 küçülme, 2021 yılı sonunda ise yüzde 7 büyüme olması öngörülmektedir. Ülke bazlı bakıldığında ABD ekonomisi 2020 yılı sonunda yüzde 6,1 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde 4 büyümesi beklenmektedir. Japonya ekonomisi ABD ekonomisine benzer olarak 2020 yılı sonunda yüzde 6,1 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde 2,5 büyümesi beklenmektedir. Diğer taraftan Euro Bölgesi ekonomileri 2020 yılı sonunda yüzde 9,1 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde 4,5 büyümesi beklenmektedir.
     
  • Rusya, Türkiye ve Polonya’nın aralarında bulunduğu gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ekonomilerinde 2020 yılı sonunda yüzde  4,7 küçülme, 2021 yılı sonunda ise yüzde  3,6’lık bir büyüme beklenmektedir. Diğer taraftan ülke bazlı bakıldığında Rusya ekonomisi 2020 yılı sonunda yüzde  6 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde  2,7 büyümesi beklenmektedir. Türkiye ekonomisi 2020 yılı sonunda yüzde  3,8 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde  5 büyümesi beklenmektedir. Diğer taraftan Polonya 2020 yılı sonunda yüzde  4,2 küçülmesi, 2021 yılı sonunda ise yüzde  2,8 büyümesi beklenmektedir. Bu bulgulardan Avrupa ve Orta Asya ekonomilerinde 2021 yılı sonunda büyüme beklentisinin en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda 2021 yılı sonunda Türkiye için beklenen büyüme oranı Dünya ekonomisinde beklenen büyüme oranından da yüksektir.
     
  • COVID-19 pandemisine yönelik 2020 yılı için alınan teşvik önlemleri kapsamında yapılan harcamaların Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) içindeki oranı bakımından Türkiye küresel ölçekte Orta Avrupa bölgesinin ardından 2. sırada yer almaktadır.
     
  • Turizm sektörü Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde kesintiye uğramıştır. Turizm sektöründe yaşanan bu kesintiden en fazla turizmin GSYİH içindeki payının yüksek olduğu Arnavutluk, Hırvatistan, Gürcistan ve Karadağ ülkeleri etkilenmiştir.
     
  • Avrupa ve Orta Asya bölgesinde bulunan özellikle Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya ve Türkiye’nin aralarında imalat sanayi firmalarının Euro bölgesindeki ihracatlarında istikrarlı bir düşüş seyri gözlemlenmiştir.
     
  • Gelişmekte olan ülke ekonomileri için bazı öneriler öne sürülmüştür: Finansal krizler daha uzun süreli ve daha ciddi çıktı kayıplarına neden olduğundan gelişmekte olan ülke ekonomilerinin finansal bir krize girmekten özellikle kaçınmaları gerekmektedir. Makro ihtiyati politikaların yanı sıra para ve maliye politikası desteği ve uluslararası yardım, ekonomiye güvenin sürdürülmesini, kredi veren kurumların istikrarını ve hane halklarına ve firmalara normal kredi akışlarını sağlamak için kritik öneme sahiptir. Öne sürülen önlemlerden ikincisi ise sürdürülebilir maliye ve para politikaları için kurumsallaşmanın tesis edilmesine yönelik reformları içermektedir. Bu önlemler kısa vadede dışsal şokların ve makroekonomik oynaklığın tamponlanmasına ve uzun vadede büyüme dostu bir ortam oluşturulmasına zemin hazırlayacaktır.

Bilimle ve teknolojiyle kalınız.
   

Yararlanılan Kaynaklar

“World Bank. 2020. Global Economic Prospects, June 2020. Washington, DC: World Bank. © World Bank. https://openknowledge.worldbank.org/handle/10986/33748 License: CC BY 3.0 IGO.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.