Son köşe yazımda çözüm önerimi yazmış ve sanayileşmeci dış ticaret politikaları hazırlamak için çalışmalar yapmaya paydaşları davet etmiştim.

Bu konuya devamı taşıdığım toplumsal vicdanın beni ittiğini ifade etmek isterim.

Türkiye’nin üretim ekonomisine geçmesi gerektiğini söyleyen sayın hocalarımız üretim ekonomisine geçişle ihracat yapılmasının da doğal olarak artacağını iddia ediyorlar.

Bu teze yıllardır sanayi sektöründe olan ve sanayileşme sistematiği araştırmaları yapan bir mühendis olarak kesinlikle katılmıyorum ve bu tezin tam tersini söylüyorum.

Eğer sürdürülebilir ihracat politikası oluşturabilirseniz sürdürülebilir üretim ve istihdam artışı kendiliğinden gelir.

Sürdürülebilir ihracat, talep demektir, talebin olması sizleri üretime, kaliteye, yüksek teknolojiye, istihdama... vs zorunlu olarak iter.

Sürdürülebilir ihracat nasıl olabilir, bu konuyu biraz açayım.

Bir ülke temel sanayi ve tarım makinaları olan ürünleri üretmeye başlaması ile orta ve uzun vadede ithalata, işsizliğe, dış finansmana... vs. ihtiyacı azalır. Bunun hangi makinalar olduğunu belirteyim.

Örneğin tepsi testere, kaynak makinası, pres, torna makinası..., kültivatör, gübre serpme makinası, yem kırma... gibi üretmesi demire bağlı sanayi olur ki bu sanayileşme için iyi bir başlangıç noktasıdır.

Ruanda ülke örneği ile temel sanayi ve tarım makinalarının ithalat rakamları sanayileşme hareketliliği için umut veriyor, bununla ilgilenmek lazım.

Türkiye’de ki kurum ile Ruanda TVET Board, Development Board, PSF, ... işbirliği ile Ruanda Üretim ve Teknik Eğitim Merkezi kurulmasını öneriyorum.

Bu merkez ile Ruandalı iş gücünün üretim için yetiştirilmesinde ithalat ürünleri ortaya konulmalı, sanayi politikaları ve mesleki eğitim hizmeti prototipler üzerinden desteklenmeli ve Ruanda sanayileşmesi hedeflenmelidir.

Türkiye'nin de ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir ihracat ve sanayi mühendisleri yetiştirilmesi yukarıda örneklendirdiğim Ruanda sanayileşmesi ile mümkündür.

Ruanda özelinde yaptığım bu önermeyi Afrika, Türki devletler ve diğer talep gelebilecek coğrafyalar için düşünün.

Sonra uçsuz bucaksız makina çeşitlerini ve öğrenme süresi olarak düşünün.

Ortaya çıkacak milyarlarca dolarlık potansiyel ihracat rakamları ile sürdürülebilir üretim ekonomisine geçişimiz mümkün olur.

Sanayileşmeci dış ticaret anlayışı dış politikada da yumuşak güç (soft power) olarak kullanılabilir ve üretim havzası projeleri ile çatışmaların azaltılmasına vesile kılınabilir ki bu da ayrı mevzudur.

Strateji nedir?

"Strateji" ile "iyi niyet" kavramlarını değerli ekonomi yazarı Ege Cansen hoca çok güzel tanımlıyor.

Strateji bir tercihtir yani bir şeyi seçerken bir şeylerden vazgeçmedir dolayısıyla itiraz ve tartışma gerekir iken iyi niyet herkese hoş gelen ve itiraza yer bırakmayan sözdür, diyor.

Bende sanayileşmeci dış ticaretin iyi niyet değil strateji olduğunu söylüyorum; çünkü hali hazırda ihracatı yapılan bazı ürünlerden vazgeçmiş görünüyoruz ve devretmeye razı olacağız.

Ucuz veya yüksek teknolojik ürün üretme ve ihracat yapma fikirleri bu dönem için bir kısım ülkelerin tekeline girdiğini ifade eder ve bizlerin üçüncü bir yol araması şarttır.

Bence üçüncü yol olarak sanayileşmeci dış ticaret olabilir diyorum ve önerimi sunmuş olayım, sözümü duyanlara.

Son söz: Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil. (Konfüçyüs)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner302