Sevgili okurlarım merhaba. Gününüz ve gönlünüz aydın olsun. Bugünden itibaren her hafta bu köşemde sizlerle buluşacağım. Bizi buluşturan Sanayi gazetesine şükranlarımı sunuyorum. Ülkemizin sanayileşme yarışında muasır medeniyetler seviyesine ulaşması, teknoloji kullanan değil teknoloji geliştiren bir ülke olması, milletimizin refahı huzuru ve mutluluğu için, bir basın yayın kuruluşu olarak çalışan Sanayi gazetesinin kurucularını, yayın yönetmenini, haber müdürünü, çalışanlarını ve yazarlarını kutluyor teşekkür ediyorum. Milletimizin yolu açık olsun, bahtı açık olsun, nasipleri bol ve bereketli olsun.

Sevgili okuyucularım bu köşemde aklımın erdiği, kalemimin yazdığı kadarıyla sizlere; girişimci, girişimcilik, araştırma-geliştirme, yenilik, teknoloji, endüstriyel kalkınma, KOBİ’ler, savunma sanayi, yazılım, dijital dönüşüm, yapay zeka, Endüstri 4.0, teknoparklar vb. konularda yazılar yazacağım. İlk yazımın başlığı “girişimci, girişimcilik ve kalkınma üzerine düşüncelerim”.

Girişimci; iş fikrini hayata geçirmek üzere yola çıkmış bir maraton koşucusudur. Girişimci; kendi öz potansiyelini bilen, enerji dolu, hayalleri ve hedefleri olan, özgürlüğü seven, iş kurup çalışanlarına iş ve aş veren insandır. Girişimci; kendini işine adamış, başarılı olmak için gecesini gündüzüne katan, sabah 9:00’da işe başlayıp akşam 18:00’de mesaisini bitiren insan değildir. Ancak girişimci; çalışmaya, dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırabilen insandır. Zamanını en verimli ve etkin biçimde kullanıp üretken olabilen girişimci işini başarıyla sürdürür ve büyütür.

Girişimcilik; her milletin her devletin en fazla önem vermesi gereken konuların başında gelir. Girişimcilerin ve girişimciliğin önemini bilen milletler her devirde başarılı olmuş, kalkınmış ve diğer milletlerin önüne geçmişlerdir. Girişimciler toplum tarafında baş tacı edilmelidir ve girişimcilik iklimi girişimciler için uygun hale getirilmelidir. Devletimiz son on on beş yıldır girişimcilik iklimini uygun hale getirmek ve girişimcilere destek olmak için çok sayıda kalkınma programını, destek programını ve teşvik programını hayata geçirmiştir. Bu konuda başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve onun bağlı kuruluşları olan KOSGEB ve TÜBİTAK girişimcilere, özellikle teknolojik girişimcilere mali destekler sunmaktadır. Aynı şekilde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza bağlı Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) hemen her alanda girişim yapmak isteyen vatandaşlarımıza mali destek sunmaktadır ve eğitim vermektedir. Milletimiz aslında girişimcidir. Çırak ustalaştığını düşündüğünde ve biraz birikimi varsa hemen kendisi bir dükkân açar. Bir fuarda çok faydalı bir makine gören bir usta hemen işe koyulur ve o makinenin benzerini hatta daha iyisini tasarlayıp üretir ve satmaya çalışır. İşte problem burada başlar. Satmak üretmekten daha zordur. Tabi ki rakibi olmayan ve talebi çok olan ürünlerin satışı kolaydır. Benim sözünü ettiğim; yerli ve yabancı rakibi çok olan ve alıcısı sınırlı olan ürünlerdir.

Yirminci yüzyıldaki sanayi devrimiyle birlikte; buhar gücünün, elektrik gücünün ve motor gücünün hayatımıza girmesiyle birlikte bu teknolojilere yatırım yapan devletler ve onların girişimcileri kısa zamanda çok büyük başarılar kazanmış ve zenginleşmişlerdir. Reklam olmaması için bu şirketlerin isimlerini yazmayacağım. Bilişim devrimiyle ise; iletişim ve bilgi işlem teknolojilerine yatırım yapan devletler ve girişimciler çok kısa sürede (20.yüzyıldaki sanayi devrimine göre) çok büyük başarılar kazanmış ve zenginleşmişlerdir. Günümüzde Dünya’nın en büyük şirketleri bilişim teknolojisi şirketleridir. Gelecekte de bilişim teknolojisine yatırım yapan girişimciler kazanmaya devam edecektir. İnsanlar bilginin değerinin farkına varmıştır. Bilginin en değerli sermaye olduğunu anladık. Hangi alanda olursa olsun iş girişiminde bulunacak girişimcilerin ihtiyaç duyduğu en değerli sermaye bilgidir, yani insan kaynağıdır. Diğer kaynaklar insan kaynağından sonra öneme haizdir. İnsan kaynağının kıymetini bilen onu en verimli biçimde kullanabilen ve onun hakkını veren girişimciler başarılı olmaktadır ve olacaktır.

Devletimiz içinde en önemli sermaye insan sermayesidir. Devletimiz insan kaynağımızın en verimli biçimde değerlendirilmesi için gayret göstermektedir. Bu konuda birey olarak bize daha çok görev düşmektedir. Çünkü hayatı değiştirmek, dönüştürmek ve geliştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmek, dönüştürmek ve geliştirmek durumundayız.

İnsan olarak kendi öz potansiyelimizin farkında ve kendimizi bilerek yaşarsak hem işveren hem de iş gören olarak hep beraber barış sevgi ve huzur içinde çalışır ve muasır medeniyetler seviyesine çıkarız.

Gelecek hafta yeniden buluşmak üzere sağlıkla ve huzurla kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.