Kim var diye düşünmeden, kimin ne tarafta olduğunu hesap etmeyip doğru gördüğümden yana olup kaleme aldığım ilk iki yazım sonrası fark ettim ki; aslında çoğunlukla aynı düşüncedeyim. Ha peşinen söyleyeyim; benim dediğim doğrudur, benim düşünceme sahip olmayan yanlıştadır gibi bir saplantının içinde değilim. Aksine ‘en doğrunun’ yoğun istişareler sonucunda ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu konuda şu iki söz sanırım olayın özünü anlatıyor:

“Bir yerde herkes birbirine benziyorsa; orada kimse yok demektir.”

 -Michel Foucault

"Bir yerde herkes aynı şeyi düşünüyorsa, orada hiç kimse düşünmüyor demektir."

-Walter Lippmann

*****

Önceki yazımın sonunda Türk sanayisi ve ekonomisi için kritik kurumlarda yöneticilik yapan iki kişinin görüşleri üzerine kalem oynatacağımı belirtmiştim. Onlardan ilki İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç olacak. Başkan Avdagiç geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, üniversite mezunu işsiz gençler için 6 aylık mesleki kurslar açılması gerektiği fikrini ortaya koymuştu. Aslında Başkan Avdagiç bu açıklamasıyla üniversitelerin mesleki eğitim konusunda yetersiz olduğu realitesini de kabul etmiş oluyor. Mevcuttaki diplomalı genç  işsizlik için değerli bir öneri; fakat bu testi kırıldıktan sonraki bir çözüm. Ben ve ben gibi düşünenler yani ‘biz’ diyoruz ki; bu testiyi kırmayalım. Nasıl mı? Real iş hayatı içinde hiçbir karşılığı olmayan üniversite bölümlerini kapatıp, cennete girmenin ön koşuluymuş gibi yükseköğrenim mezunu olma hastalığını tedavi ederek. Önceki yazımı okuyan kıymetli bir öğretmenim, görüşlerime katıldığını belirtip konuyu daha da ileri taşıdı ve şöyle konuştu: “Zorunlu eğitim acil olarak 5 yıla inmeli! Ülkemizin kalfaya da çırağa da çobana da ihtiyacı var. Ahilik düzeni bozuldu ve insan yetişmiyor.” Hocamızın önerisi aslında tıpkı ‘biz’ gibi içten gelen bir feryadın yansıması. Geçen haftaki yazımda üniversite sınavına giriş hakkının 2 ile sabit tutulmasını ve barajın 250’lere çıkarılmasını önermiştim. Bunun yanı sıra; diploması iş hayatında yasal öncelik kazandırmayan tüm bölümlerin acilen kapatılması gerektiğini belirtmiştim. Liseler içinse önerim şudur: her ilçeye mutlaka 1 tane olmak ve nüfusa göre artırıp çeşitlendirmek üzere ‘ihtisas’ teknik liselerinin temeli atılmalıdır. Sanayi konusunda gıpta ile baktığımız Almanya bugünkü gelişmişliğini teknik lise eğitimine borçludur.  Mesela memleketim Kastamonu Bozkurt’ta orman ürünleri üzerine bir ihtisas lisesi kurulabilir. Buna benzer biçimde; tarım, metal, plastik, makina, kimya, otomotiv, bilişim ve teknoloji üzerine ihtisas liseleri inşa edilebilir. Nüfusu az ilçelerde birkaç bölüm bir araya da getirilebilir; ama bölüm sayısı 3’ü geçmemeli, çünkü her şey olsun dediğimiz yerde hiçbir şey tam olmuyor! Tabi bu çalışmanın en büyük paydaşları; OSB’ler, ticaret odaları ve sanayi odaları olmalıdır.  Bunun yanı sıra; Anadolu liselerine giriş puanları azami derecede artırılmalıdır. Bunlar lise eğitimimiz için yüzeysel önerilerim.

*****

Aslında bu minvalde güzel gelişmeler de olmuyor değil; mesela  Yalova'da eğitim veren Şehit Sercan Yazar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) ile Yalova Makine İhtisas OSB’nin garantili istihdam ve burs protokolü bu alandaki umudu yeşertiyor. Valilik koordinesinde; İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası ile Yalova Makine İhtisas OSB arasında ağustosta imzalanan protokol kapsamında pilot okul seçilen lise, yeni eğitim öğretim başladı. Son teknolojiyle donatılan atölyeleri, laboratuvarları ve modern görünümüyle ayrı bir kimliğe kavuşan okul, özellikle öğrencilere istihdam garantisi ve burs verilecek olmasıyla kayıtlarında yüzde 25'lik artış yaşamış. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün; ama genele teşmil ettiği söylenemez!

*****

Şimdi gelelim  Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir’in sözlerine. Eğitim ve istihdam arasındaki buz gibi tenakuza ‘biz’ gibi dikkat çeken Özdebir, “İşsizlik rakamları içindeki en büyük topluluğu diplomalılar oluşturuyor. Aileler, gençler, hocalar dört yıl fedakârlık yapıyor ama birçoğu iş bulamadığı için yıkılıyor” diye konuştu. İfadelerinin sertliğini artıran Özdebir, “İnsanımızın becerisini geliştirerek dünyada markalaşabiliriz. Ama biz gençlerimizi heba ediyoruz, bozuk para gibi harcıyoruz” dedi. Biz de bundan bahsediyoruz! Yalnız değiliz aslında çoğunluğuz dememin sebebi de bu gibi çıkışların çoğalmış olması.. Çünkü yanlış işin Bağdat’tan dönmesi gibi, yanlış planlama da yıllar sonra tersine dönüyor. İdeolojik tüm refleksleri bir kenara bırakıp Cumhuriyetin ikinci yüzyılında sanayi ve eğitim arasındaki bağın nasıl olması gerektiğine dair kafa yormalıyız. Artık kısa ve orta vade programlarla gelecek seçimler için değil; uzun vade programlarla gelecek nesiller için çalışmalıyız. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.