Dostlar;

Gerçek ekonomi insan vücudu gibidir. Beden hastalandığında ya ateş çıkar, ya nabız artar; tansiyon da yükselebilir..

Bunlar sonuçlardır, mutlaka temelde-derinde bir şeyler yolunda gitmez. Mide, karaciğer, kalp, dolaşım gibi temel organlardaki rahatsızlıklar ele, yüze, göze yansır..
 

Ekonomide de öyle değil mi?

Üretimde, bölüşümde, verimlilikte, teknoloji-insan ilişkisinde, istihdamda, eğitimde bazı sorunlar varsa bunlar dışarıya faiz-döviz, enflasyon, işsizlik, düşük gelir gibi yansır. İnsanlar da, “borsa ne oldu, dolar kaç TL, faizler indi mi, fiyatlar üstüne bindi mi” gibi hep dışsal-yüzeysel görüntülerle ömür tüketir. Öyleyse gelin, sakince şu işin temeline inelim ve tüm sorunların altındaki esas faktöre, yani üretkenlik konusuna eğilelim..

Nedir üretkenlik?

Bir ekonomide insan varlığı dahil, tüm girdilerle ne kadar çıktı ürettiğimizin ölçüsüdür.

Kaynaklarımızı etkin, verimli, doğru, adil kullanmakta mıyız? Yoksa israf, verimsizlik, yanlışlık içinde miyiz? Bizim yaptığımız hesaplara göre, Türkiye kaynaklarını üretken alanlarda tam ve etkin kullansa milli geliri en az iki katına çıkabilir. Bu gelir daha adil bölüştürülse, Türkiye gelişmiş bir sanayi ülkesi olabilmenin yakınlarına ulaşacaktır. Türkiye ekonomisinin üretkenliği üzerine yapılan çalışmalardan birinde, çok uzun zamandan beri verimlilik kayıplarımızın olduğundan söz edilmektedir. (Nergiz Dinçer, Ayça Tekin Koru, Barry Eichengreen, “Türkiye’nin Üretkenlik Problemi,” 2020)

Verimsizlik sorunu bölüşüm bozukluğu ile birlikte diğer tüm ekonomik sorunları doğurmaktadır. Üretkenlikteki bu gerilemenin arkasında ise, yanlış sanayi politika tercihleriyle, kaynakların inşaat ve konut sektörüne akıtılması gibi sorunlar bulunmaktadır. Bahçeşehir Üniversitesinde yapılan bir çalışmada da, Türkiye’de toplam faktör verimliliği büyümesinin en yavaş olduğu dönemin 2014- 2018 yılları arasında olduğudur. Yüzde sıfırlık bir artış olduğu saptanmıştır.(Ozan Bakış, Uğurcan Acar,Gökhan Dilek, Türkiye Ekonomisinde Büyüme Döngüleri ve TFV, 1980-2018, BETAM, 2020)

Verimliliğin büyümeye katkısı olamıyor. Yatırımlar var, ancak bunlar, “verimsiz” inşaat yatırımları olduğundan TFV oluşmuyor. Dünya Bankası çalışmasında da, 2012’den 2017’ye dek verimlilik değişkeninin büyümeye katkısının olmadığı belirlenmiştir.(https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986…)2020

 

Dostlar;

Görüldüğü gibi araştırmalar son yedi-sekiz yıldır Türkiye ekonomisinde ciddi bir verimsizlik sorunu olduğunu saptamıştır. Elbette bu sorunun arkasında da; dışa bağımlı üretim yapısı, bölüşüm bozukluğu, yenilik yaratamamak, işgücü niteliğindeki zayıflıklar gibi başka temel yapısal ve ulusal konular var. Verimlilik artışı bir kesimden alıp diğerine vermek değildir. Kullanılmayan, iyi değerlendirilmeyen kaynakların tam, etkin ve doğru kullanılması düşüncesine dayandığından çok az maliyet ile büyük bir ek gelir artışı yaratacaktır. Artan bu üretkenlik kazancından her kesim yararlanacak böylece milli gelir artışının yanı sıra bölüşümde de daha adil bir paylaşım başlayabilecektir.

O zaman her yörenin her sektörün kaynaklarını tam keşfedelim, doğru ve etkin bir geliştirme politikasıyla toplumun hizmetine sunma çalışmalarına hemen başlayalım. Bu hem doğru bir ekonomipolitik yönlendirme, hem ulusal bir planlama, hem yaygın bir katılım ve ciddi bir uzmanlık birikimi gerektirecektir.

Haydi dostlar iş başına..

Herkes başta kendi bilgi birikimi olmak üzere çevresini, sektörünü, bölgesini, ürettiği ürünleri elden ve gözden geçirip “ÜRETKENLİK RAPORLARINI” yazmaya başlasın.

Sevgi ve üretkenlikle..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.