Bizi Takip Edin
movenpick

Yatırım

E-ticaret satış arttırma yöntemi

Türkiye’de pandemiden sonra artış gösteren ve göstermeye devam eden e-ticaret satışlarında en büyük durgunluk yaz aylarında yaşandığı biliniyor. E- Ticaret uzmanları yaz mevsiminde de satışları arttırmanın formülünüz sizler için derledik.

Yayınlandı

Tarih

 Dünyada ve Türkiye’de her geçen yıl artış gösteren e-ticaret hacmi, yaz aylarında düşüşe geçiyor. Ticaret Bakanlığı Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS) verilerine göre 2021 yılında Türkiye’de e-ticaretin genel ticarete oranı yüzde 17,7 olurken, bu oran Haziran’da yüzde 15,4, Temmuz’da yüzde 14,4, Ağustos’ta ise yüzde 16,7 seviyesinde kaldı. Uzmanlar, dokuz günlük bayram tatilinde yakalanan satış ivmesini sürdürmeyi sağlayacak önemli ipuçlarını paylaştı.

1-Özel kampanyalar kurgulayın: Pazaryerleri yaz boyunca pek çok kampanya gerçekleştiriyor. Bu kampanyaları iyi değerlendirerek, içinde yer alın. Kendi sayfanızdan e-ticaret yöntemiyle satış yapıyorsanız yine bu döneme özel kampanyalar ile sayfanızı hareketlendirin. Bu kampanyalar; indirim, hediye ürün veya farklı markalarla iş birlikleri olabilir.

2-Sadece tatile odaklanmayın: Yaz mevsimi denildiğinde akıllara genellikle tatil geliyor ancak tatile gitmeyen, bu dönemi evinde geçiren pek çok kişi olduğunu unutmayın. Dolayısıyla yalnızca tatile yönelik ürünlerinizi ön plana çıkarmayın. Örneğin bu dönem evlerde küçük tadilatlar yapmak, dekorasyonda değişikliğe gitmek için de ideal. Eğer bu konulara yönelik satış yapıyorsanız, ilgili ürünleri ön plana çıkarabilirsiniz. Bu da e-ticaret satışlarınızı arttıracaktır.

Reklam

3-Sayfanızı güncel tutun: Nasıl ki fiziki bir mağazanız varsa, temizliğinden reyonların düzenlenmesine kadar her gün ilgileniyorsanız, e-ticaret mağazanıza da aynı özeni gösterin. Ön plana çıkarmak istediğiniz ürünleri öne çıkarın. Yaza uygun ürünleri e-ticaret mağazanızın vitrinine koyun. Satılmayan ürünleri listeleyip, eksiklerinizi giderin. Hem fiziksel hem e-ticaret mağazanız varsa stoklarınızı ayırın. Böylece satışların takibini daha rahat yapabilir, stokta olmayan ürünleri anında satış listenizden çıkarabilirsiniz.

4-Ürün açıklamaları ve görsellerine özen gösterin: E-ticaret sitesi üzerinden sıcak satış yapmanın yolu iyi görsel ve ürün açıklamalarından geçiyor. Eğer tüketici, ürününüzün açıklamalarını yeterli bulmuyorsa (Kıyafetin ölçüleri, teknolojik bir cihazın batarya süresi, gıda maddesinin kullanım şekli gibi) aynı ürünü satan ve sorularına cevap bulduğu başka bir siteye yönlenecektir. Bu durum görseller için de geçerli olduğundan ürünün tek bir görseli ile yetinmeyin. Farklı açılardan çekilmiş, detay varsa yakın planları alınmış, gerekli kısımların üzerine açıklamalar yazılmış görselleri tercih edin.

5-Operasyonel işlerinizi tek platformdan yönetin: Stok ve depo takibi, e-fatura, e-irsaliye gibi operasyonel yüklerinizi kolaylaştırmanız, satışa ve müşteri memnuniyetine daha fazla zaman ayırmanızı sağlayacak. Aynı şekilde pazaryerleri veya e-ticaret sitenizdeki verileri, kullandığınız diğer uygulamalara aktaran ve tüm bu sistemlerin uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlayan e-ticaret entegrasyonu da yükünüzü hafifleterek, yaz aylarını daha verimli geçirmenize yardımcı olacaktır.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yatırım

TÜRKİYE İLE RUSYA  DOĞAL GAZ TİCARETİNİ KISMEN RUBLEYLE YAPACAK

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Türkiye ile Rusya arasındaki doğal gaz ticareti ödemelerinde kısmen rubleye geçilmesi konusunda anlaşma sağlandığını ve kademeli şekilde ulusal para birimlerine geçileceğini bildirdi.

Yayınlandı

Tarih

rusya türkiye

Novak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Soçi kentinde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Görüşmelerden önemli sonuçlar elde edildiğini dile getiren Novak, “Ticaret, ekonomi ve neredeyse tüm sektörlerde ilişkilerimizin gelişimini yeni bir düzeye taşıyan müzakereler çerçevesinde bugün çok önemli kararlar alındı.” dedi.

Türk ve Rus liderlerin iki ülke arasındaki ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma konusunda verdikleri talimatı anımsatan Novak, söz konusu hacmi artırmak için gerekli prosedürleri basitleştirmek adına gerekli adımların atıldığını söyledi.

Reklam

Novak, Rusya ile Türkiye arasında özellikle ulaştırma, sanayi, tarım, turizm ve bilgi teknolojileri alanında iş birliğinin gelişeceğine işaret etti.

Rusya ile Türkiye arasındaki doğal gaz ticaretiyle ilgili de önemli bir adım atılmasının kararlaştırıldığını belirten Novak, şunları kaydetti:

“Türkiye’ye oldukça önemli bir hacimde, yılda 26 milyar metreküp düzeyinde sevk edilen doğal gaz konusu ele alındı. Liderler, görüşmeler sırasında doğal gaz teslimatlarında kısmen ruble cinsinden ödemeye başlanacağı konusunda anlaştı. Kademeli şekilde ulusal para birimlerine geçmekten bahsediyoruz ve ilk aşamada bazı tedarikler Rus rublesiyle ödenecek.”

Novak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin de iki lider arasındaki görüşmede ele alındığını, projenin 2023’te faaliyete geçeceğini ifade etti.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yatırım

TÜRKİYE’YE YABANCI YATIRIM HIZLANDI!

Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlar hızlandı. Geçen yıl gelen 14 milyar doların çok üzerinde olması beklenen doğrudan yatırımların yanı sıra sıcak para girişi de artıyor.

Yayınlandı

Tarih

Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlar hızlandı. Geçen yıl gelen 14 milyar doların çok üzerinde olması beklenen doğrudan yatırımların yanı sıra sıcak para girişi de artıyor. Bu durum Merkez Bankası rezervlerine de yansıdı. MB rezervi bir haftada 2,9 milyar dolar arttı.

Önce pandemi ardından da Rusya-Ukrayna savaşı dünya ekonomilerini zor duruma soktu. Birçok ülkede resesyon korkusu yaşanırken, Türkiye’ye olan ilgi ise artarak devam ediyor. Geçen yıl Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımı yüzde 81 artarak 14.5 milyar dolara çıktı. Tüm yatırımcılar için güvenilir ve dayanıklı bir tedarik üssü haline gelen Türkiye’ye son dönemde yabancı sermaye girişi arttı. Bu artış Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerine de yansıdı.

38.6 MİLYAR DOLARI ALTIN

TCMB’nin toplam rezervleri 29 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 2 milyar 940 milyon dolar artarak 101 milyar 263 milyon dolara çıktı. Buna göre, 29 Temmuz itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 390 milyon dolar artışla 61 milyar 101 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri, 22 Temmuz’da 59 milyar 711 milyon dolar seviyesindeydi. Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 552 milyon dolar artarak 38 milyar 611 milyon dolardan 40 milyar 163 milyon dolara yükseldi.

NEBATİ SİNYALİ VERDİ

Reklam

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de önceki gün katıldığı bir televizyon programında, yabancı sermaye girişindeki artışa dikkat çekti. Nebati, “Geçen haftadan itibaren Türkiye’ye para akışı hızlandı, bundan sonra da devam edecek. Süren trendle, Türkiye çok farklı bir noktaya gelmiş olacak. Devam eden trendle, Türkiye çok farklı bir noktaya gelmiş olacak. Doğrudan yatırımlarla ülkenin cari açığı tamamen karşılanmış olacak” açıklamasında bulundu. Öte yandan, Merkez Bankası haftalık para ve banka verilerine göre 29 Temmuz ile biten haftada parite etkisinden arındırılmış olarak yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 1 milyar 948 milyon dolar arttı.

ŞİRKETLER DÖVİZ ALIYOR

Gerçek kişilerde döviz mevduatında parite etkisinden arındırılmış olarak 193 milyon dolar düşüş yaşanırken tüzel kişilerin döviz mevduatı 2 milyar 141 milyon dolar arttı. Tüzel kişilerin özellikle dolar cinsi döviz mevduatındaki 1.7 milyar dolarlık yükseliş dikkat çekti.

ENFLASYONDAKİ ARTIŞ TEMEL MAL VE HİZMETTEN

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 2,37 arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 79,6’ya yükseldiğini açıklamasının ardından Merkez Bankası da Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, temmuz ayında tüketici yıllık enflasyonu enerji grubunda gerilerken, diğer gruplarda yükseldi. Enflasyondaki artışa en belirgin katkı temel mal ve hizmet gruplarından geldi. Raporda, “Temmuzda önceki aya göre yıllık tüketici enflasyonuna katkı temel malda 1,44 puan, hizmette 0,75 puan, alkol-tütün-altın grubunda 0,45 puan ve gıdada 0,32 puan artarken, enerjide 1,98 azaldı” denildi.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yatırım

YEŞİL YATIRIMLAR GSYH’DA 8 MİLYAR DOLAR ARTIŞ, 300 BİN İSTİHDAM SAĞLAYACAK

Türkiye, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak, 2030 yılına kadar Gayri Safi Yurtiçi Hasılasını (GSYH) yılda 8 milyar dolar daha artırabilecek, 300 bini aşkın yeni iş yaratabilecek.

Yayınlandı

Tarih

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye, Türkiye’de İklim Değişikliği ve Yeşil Ekonomi Politikalarının Sosyal ve İstihdam Etkileri isimli ortak bir rapor yayınladı.                     

Yayınlanan rapora göre; Türkiye, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak, 2030 yılına kadar Gayri Safi Yurtiçi Hasılasını (GSYH) yılda 8 milyar dolar daha artırabilecek, 300 bini aşkın yeni iş yaratabilecek ve sera gazı salımlarını 2019 düzeyine göre yüzde 8 azaltabilecek. Raporun girişinde yer alan yorumlar önemli: “Küresel toplumun tüm ortak çabalarına rağmen iklim değişikliği geri dönülemez bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Biyoçeşitliliğin yok olması, su kirliliği ve toprak bozulması gibi başka çevre sorunlarıyla birleştiğinde, küresel ısınma gezegenimizi uçurumun eşiğine sürüklemiş durumda. Acil eylemlerin zamanı çoktan geldi, hatta ciddi zararlardan kaçınmak için zamanımız çoktan tükendi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Haziran 2022’de Stockholm+50 Konferansı’nda belirttiği gibi, ‘Hemen şimdi rotamızı değiştirerek doğaya karşı verdiğimiz anlamsız ve intiharvari savaşı sona erdirmemiz gerekmekte.’”                    

Türkiye’nin yapısal güçlüklerini düşük karbonlu ve yeşil politikaların hızlı ve kapsamlı biçimde uygulanmasının yaratacağı ekonomik, toplumsal ve çevresel sonuçlar açısından değerlendirmeyi amaçlayan raporda öne çıkan değerlendirmeler şöyle:                

*“Türk ekonomisi bir yol ayrımında. Yeni Ekonomik Program’da belirtildiği gibi uzun vadede daha yüksek gelirli bir ülke haline gelmek, orta vadede ise ekonomik büyümeyi hızlandırmak ve işsizliği azaltmak için çeşitli yapısal güçlüklerin aşılması gerekiyor.                

*Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısı ihracatta, katma değeri daha yüksek hizmetlere göre, daha fazla enerji ihtiyacı duyan sektörlere bel bağlıyor, başta enerji ve fosil yakıtlarda olmak üzere ithalata yüksek bağımlılık sergiliyor, ki bu durum, ulusal güvenlik ve jeopolitik riskleri artırıyor.

Reklam

DAHA İYİ YENİDEN İNŞA

*Ekonominin enerji bağımlılığı, kömürde yüzde 60, petrolde yüzde 93 ve doğalgazda yüzde 99 oranında ithalata bağımlı olan Türkiye’yi daha da kırılgan hale getiriyor.               

*İşgücüne katılım, OECD ülkeleri arasındaki en düşük oran olan yüzde 55 civarında ve kadınların katılımı oldukça düşük. Yüzde 11 civarındaki işsizlik oranı ise gençler arasında yüksek olmakla birlikte, eksik emek kullanımı da yüksek kayıt dışı istihdam düzeyleri gibi oldukça önemli bir sorun.

*Yapısal güçlüklerle mücadele etmeye yönelik politika tercihlerinin arasında, düşük karbonlu ve yeşil ekonomi politikaları, COVID-19’dan toparlanmanın ardından önem kazanmış ve “Daha İyi Yeniden İnşa” adıyla İMF, OECD, G20, AB, ILO ve Birleşmiş Milletler Sistemi tarafından savunuluyor. Savunucular, düşük karbonlu ve yeşil politikaların daha yüksek büyüme oranları, artan istihdam düzeyleri, daha düşük çevresel riskler ve artırılmış enerji ve ulusal güvenlik ile yeni bir ekonomik kalkınma dönemini hızlandıracağını öne sürüyor.

YEŞİL SENARYO MU, ‘AYNI TAS AYNI HAMAM’ SENARYOSU MU?

Reklam

Türkiye geçmişte düşük karbonlu ve yeşil politikalar yürütmüş, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nı onaylamış ve bazı düşük karbonlu ve yeşil politikaları ortaya koymuş olsa da, kilit sorulardan biri de bu yeşil politikaların hızlandırılmasıyla yukarıda söz edilen güçlüklerle daha iyi mücadele edilip edilmeyeceği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülke olma vizyonuna katkı sağlayıp sağlayamayacağı yönünde.

Raporda “Yeşil İşler Değerlendirme Modeli” adlı bir makro-ekonomik yapısal simülasyon modeli oluşturulmuş durumda. İkinci olarak ise yeşil kalkınma senaryosu uygulanmış ve referans (aynı tas aynı hamam) kalkınma senaryosu ile karşılaştırılmış.            

HER İKİ SENARYODA DA TÜRKİYE EKONOMİSİ…   

Her iki senaryoda da Türk ekonomisi, OECD tarafından öngörüldüğü şekilde yılda yaklaşık yüzde 3 ila 4 oranında büyüme sağlıyor.                 

Sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, Türkiye’nin enerji ve elektrik talebinin 2025 yılına kadar yüzde 20 oranında olmak üzere, 2030 yılına kadar doğrusal trendle hızla artması gerekiyor.  Referans Senaryoda, ekonomik büyüme Türkiye’nin geçmişte izlediği trendi takip ediyor ve geçmişte gözlemlenenlerin dışında herhangi bir yapısal değişiklik olacağını varsaymıyor. Bu senaryo fosil yakıt enerjisi ithalatının artmasını ve elektriğin esas olarak kömürden elde edilmesini içeriyor.              

Reklam

Yeşil Senaryoda ise, Türkiye’nin fosil yakıtlara ve yeni kömür yakıtlı termik santrallere yatırım yapmak yerine, gelecekteki tüm enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere, başta rüzgâr ve güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak yeşil bir yapısal dönüşümden geçeceği varsayılıyor. Bu enerji ihtiyaçlarını karşılamak için gerekecek toplam ek yatırımların her iki senaryoda da aynı olacağı varsayılıyor.             

YEŞİL SENARYO İÇİN DÜŞÜK YATIRIM

Yapılan çalışmalar, Yeşil Senaryo’nun tüm enerji ihtiyaçlarının karşılanması için daha düşük yatırım gerektirdiğini ortaya koyuyor. Bunun başlıca nedeni, yeşil teknolojinin maliyetinin üretilen GWh elektrik başına kömür yakıtlı termik santrallere yönelik yatırımlardan daha düşük olması. Sonuçlar karşılaştırıldığında, 2030 yılına kadar, Yeşil Senaryonun sonuçları ekonomik büyüme, istihdam yaratma, ticaret dengesi, çevresel risklerin ve SG emisyonlarının azaltılması açısından çok daha olumlu bir tablo sergiliyor. Referans Senaryoyla karşılaştırıldığında, Yeşil Senaryo yıllık GSYH’de 10 ila 45 milyar TL ek artış, 2030 yılına kadar 300 bini aşkın iş artışı sağlarken, sera gazı salımlarını 2019 düzeyine göre yüzde 8 azaltabiliyor.

UZUN VADELİ ETKİ İÇİN 3 TEMEL KOŞUL

Politikaların tetiklediği yeşil yapısal değişikliğin uzun vadeli olumlu etkileri, üç temel koşul olmak üzere çeşitli ekonomik etkenlerin birleşiminden kaynaklanıyor.

Reklam

1- Yeni altyapılara yönelik yatırımın enerji ve elektrik sektörlerindeki uzun vadeli yapısal değişiklikleri yönlendirmesi, böylece Türk ekonomisindeki diğer sektörlerden bu yeni yeşil sektörlerin işletilmesi ve bakımına yönelik mal ve hizmet talebini artırması.

2- Rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinin termik santrallere göre daha dağıtık yapıda olması nedeniyle fosil yakıtla üretilen elektriğe göre yenilenebilir elektriğin faaliyete geçirilmesinin daha fazla iş yaratması.

3- Mevcut elektrik ve gaz sektörü girdilerinin ağırlıklı olarak fosil yakıt temelli kömür ve doğalgazdan oluşması. (Dünya)

Okumaya Devam Et

web tasarımı

Reklam

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.