TÜİK’in Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturarak açıkladığı Aralık ayı GTS (Genel ticaret sistemi) dış ticaret verilerine göre; Türkiye’nin ihracatı 2020 yılının Aralık ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarak 17,85 milyar USD olurken, aynı dönemde ithalat yüzde 11,6 artarak 22,38 milyar USD olarak gerçekleşmiştir. Böylece dış ticaret açığı, Aralık 2019 – Aralık 2020 dönemleri arasında yüzde 3 azalmış ve 4,53 milyar USD olmuştur. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise söz konusu dönemde %76,7’den yüzde 79,8’e yükselmiştir.

Aralık ayında içerisinde en çok ihracat yaptığımız ülke Almanya olurken, onu İngiltere, ABD ve Irak takip etmektedir. Avrupa Birliği’ni oluşturan 27 ülkeye ihracat yüzde 21,6 artarak 7,19 milyar USD olurken, AB’nin toplam ihracatımız içindeki payının yüzde 38,4’ten yüzde 40,3’e yükseldiği görülmektedir. İthalat kalemlerinde; Aralık 2020’de ilk sırayı Çin alırken, onu Almanya, Rusya ve İtalya izlemiştir. Aralık ayında sermaye ve tüketim mallarının toplam ithalat içindeki payı artarken, ara (ham madde) mallarının payı azalmıştır. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 3,8 olurken, aynı grubun ithalatının toplam ithalatımız içerisindeki payı ise yüzde 12,8 olmuştur.

ÖTS’ye (Özel ticaret sistemi) göre, Türkiye’nin ihracatı 2020 yılının Aralık ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,5 artarak 16,93 milyar USD olurken, aynı dönemde ithalat yüzde 10,6 artarak 21,03 milyar USD olarak gerçekleşmiştir. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise söz konusu dönemde yüzde 80,5 olmuştur.

Öte yandan, enflasyonda mevcut zorlukların etkisini ilerleyen birkaç ayda da yaşamaya devam edeceğiz. Geçmiş kur artışlarının geçiş etkisi, mevsimsel koşullar ve gıda enflasyonu ile girdi fiyatları enflasyonu artıran etmenler olarak izleniyor. Enflasyonun genel trend ve görünümündeki yukarı yönlü eğilim, Merkez Bankası'nın yılın 2. veya 3. ayında bir faiz artırımı daha yapmasına neden olabilir. Reel faiz, yeterince yüksek görünse de sonraki ayların enflasyon gerçekleşmeleri çerçevesinde TCMB faizi 100 baz puan kadar daha yukarı taşımak durumunda olabilir. Beklenen enflasyon anlamında bizde genelde yukarı doğru sapma gerçekleştiği için, şu koşullarda gerçekleşmiş enflasyona göre reel faizi hesaplamak cari durumu daha iyi yansıtıyor.

Merkez Bankası, son Enflasyon Raporu döneminde 2021 beklentisini yüzde 9,4 olarak oluşturmuştu. Genel beklentiler ise, bu seviyenin üzerinde. Dezenflasyon sürecinin gecikmesi veya varış noktasının kısa kalması riski var. Piyasayı yakalamak anlamında ara dönem enflasyon beklentilerinde bir yukarı revizyon olursa, bu da şahin bir aksiyon olarak piyasa değerlendirmesine konu olabilir. Dezenflasyon sürecine de, temkinli yaklaşılması gerekecektir. Enflasyonun tepe noktasına ve bu tepe noktasından ne kadar geri çekilebileceğine ilişkin olarak yukarı yönlü riskleri takip ediyoruz. İlerleyen süreç, enflasyonla mücadele anlamında para politikasının ve mali politikaların koordinasyonu açısından önemli olacak. Belli ölçekte mali disiplinin oturması ve tarım, sanayi gibi alanlara uygulanacak spesifik politikalar enflasyonla mücadelenin mali politika bacağını oluşturuyor. Eğer erken bir gevşeme döngüsü söz konusu olursa, yüksek kredi büyümesi dönemindeki artan makro dengesizlikler enflasyon artışı, cari açık genişlemesi, rezerv azalması, dolarizasyon gibi kırılganlık unsurlarına yeniden ağırlık kazandırabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.