Ekonomik kavramların tam olarak anlaşılmasının, işimize ve ülke ekonomisine genel bakışımızı doğrudan ve olumlu etkilediğine inanıyorum. 

Dış ticaret veya diğer adıyla uluslararası ticaret ülkeler arasında yapılan mal ve hizmet alım satımının geneline verilen addır. Dış ticarette, ticareti yapılan mal ve hizmet, bir başka ülkeye doğrudan veya dolaylı olarak satıldığında ihracat; bir başka ülkeden bu şekilde alındığında ise ithalat yapılmış olur. Küresel ekonominin gelişmesinde önemli rol oynayan dış ticaret ülkelerin gayri safi milli hasılalarında da önemli ve hayati bir yer tutmaktadır. Dış ticaret ülkelerin cari açıkları ve ödemeler dengesi ile doğrudan ilgilidir. Bu kavramlardan cari açık, birçok ekonomistin ve âcizane benim de Türkiye'nin en önemli sorunu olaraktan gördüğümüz sorundur.

Cari açık kavramı, tanım olarak dış ticarette ihracatın ithalatı karşılayamaması yani zararda olmasıdır. Bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetler karşılığında ödediği toplam tutar, ihraç ettiği mal ve hizmetler karşılığında aldığı toplam tutardan daha fazla ise o ülkenin cari hesabı açık veriyor yani zarardadır demektir. Maalesef, örneğin Türkiye. Cari açık veren ülkeler, genellikle dışarıdan borçlanmakta, dışarıdan gelen borç da döviz talebini artırmakta bu talep artışı dövizin yükselmesine aşama aşama devalüasyona yani yabancı paranın örneğin doların yerel para birimine karşı yükselmesine yine dolayısıyla enflasyonun yükselmesine, halk arasındaki tabir ile hayat pahalılığının artması ve ekonomik faaliyetlerin yavaşlamasına yol açmaktadır.  Ekonomide zincirleme bir şekilde olan bu olaylar halkın yoksullaşmasını, işsizliği vb. getirmekte yine zincirleme olarak vergi ödemelerinin aksamasına, dolayısıyla yöneticilerin de yapacakları yurt içi ve yurt dışı hizmetlerin ve çalışmaların aksamasına, hatta idari güçsüzlüğe düşmesine maalesef sebep olmaktadır.

Vergi ödemelerindeki aksamalar ise eğitimde kalitesizlik, sağlık sisteminde yetersizlik, adalet sisteminde gerileme, ulaşım ve iletişimde kötüleşmeye vs. sebebiyet vermektedir. Zincirleme olarak anlatmaya çalıştığım bu sürecin sonunda oluşan bu sorunlar yumağı Türkiye’nin maalesef kronikleşmiş bir sorunu olan cari açık sorunundan kaynaklandığını izah etmeye çalıştım.

Cari açık ve SAİK

Sanayileşme İcra Komitesinin (SAİK) 14 Ekim tarihli Resmi Gazete’de kurulmasını geçen yazımda Türkiye’nin 2020 yılına dair en önemli başarısı ve kaderini değiştirmeye en güçlü aday olduğunu iddia etmiştim.

Cari açığı azaltmak hatta cari fazlaya çevirmek için katma değeri yüksek üretim yapılmalıdır. Ve bu üretim “sanayi üretimi” yani “sanayileşme süreci” demektir.

Bize lazım olan “sanayileşme süreci” tüm cari açık veren ülkelerde de gerekliliği göz önüne alınarak şunu tavsiye etmek istiyorum. SAİK, Türkiye’nin dış ticarette Sanayileşmeci Dış Ticaret Politikalarını oluşturmalı, bunun için komite bünyesinde koordinasyon birimi oluşturmalıdır.

“Sanayileşmeci Dış Ticaret” yaklaşımını YouTube kanalımda izah etmeye çalıştım. Bunu kısaca şöyle ifade ettim: Kenya’ya tarım makinesini Konya’dan ben satamıyorsam Çin firmaları da satamasın. Kenya kendisi üretsin ve bu üretim ve istihdam sürecine desteği Türkiye olarak ben vereyim. 

Son söz; cari açığını çözemeyen ülkeler hiç bir sorununu çözemez ancak öteler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.