banner250

YOL HARİTASI DİJİTALİZE EDİLMELİ

Türkiye’nin eğitim, sağlık, tarım gibi alanlarda dijital dönüşümü temel alan bir yol haritası bulunmadığını söyleyen Endüstri 4.0 Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı Ahmet Kaya, firmalara sunulan desteklerin doğru yönlendirilmiş, uzun ömürlü ve ihtiyaca göre olması gerektiğini vurguladı.

YOL HARİTASI DİJİTALİZE EDİLMELİ

Türkiye’nin eğitim, sağlık, tarım gibi alanlarda dijital dönüşümü temel alan bir yol haritası bulunmadığını söyleyen Endüstri 4.0 Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı Ahmet Kaya, firmalara sunulan desteklerin doğru yönlendirilmiş, uzun ömürlü ve ihtiyaca göre olması gerektiğini vurguladı.

24 Temmuz 2020 Cuma 13:08
YOL HARİTASI DİJİTALİZE EDİLMELİ

Endüstri 4.0 Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı Ahmet Kaya, Sanayi TV’den Ümit Uçar’ın sorularına yanıt verdi. Pandemi süreciyle birlikte hızlanan dijital dönüşüm sürecini değerlendiren Ahmet Kaya, Türkiye’nin bu noktadaki durumuna ve ihtiyaçlarına vurgu yaptı. Türkiye’nin ortalama Endüstri 3.0’ların altında bir seviyede olduğunu ve bazı firmalarda otomasyon sisteminin dahi bulunmadığını söyleyen Kaya, “Firmalarımızın dijital dönüşüme entegre olması için sermaye sıkıntılarının ortadan kaldırılması gerekir” diye konuştu. Türkiye’ye kritik alanlarda dijital yol haritası çizilmesi gerektiğini vurgulayan Ahmet Kaya, devletin güçlü teşvikler verdiğini, fakat bu teşviklerin kontrol ve revizyon ile sürekli kılınması gerektiğini şöyle ifade etti: “Devletimiz destek verip geri durmamalı. Destek dinamik olmalı, firma ihtiyaç duyduğu an aktif olmalı. Desteğin tipini ve yönünü değiştirerek de revize edilmeli.”

   

İYİ HABER: DİNAMİZM

Endüstri 4.0’ı uzun zamandır konuşuyoruz. Dernek olarak konuyla ilgili çalışmalarınız nedir?

Türkiye’nin dijitalleşme alanındaki çalışmaları 2000’li yıllara kadar dayanıyor. Biliyorsunuz 1999-2000’lerde internetin geniş bant ağının yaygınlaşması, çeşitli e-devlet çalışmaları, MERNİS, e-vatandaşlık gibi işlemler, dijitalleşme çalışmalarımızın başlangıcı olarak kabul edilebilir. Biz bu derneği 2016’da kurarken, Türkiye’nin kırılma noktalarında gelişmeler kat edebilirse dünyada lider konuma gelebileceği tezi üzerinde durduk. Nanoteknoloji, yapay zeka, endüstri 4.0, elektrikli otomobil gibi farklı alanlar bunlar. Türkiye üreten bir ülke olmak zorunda; alın ve akıl teri ile üretmek zorunda olduğumuzu düşündük. İletişim teknolojileri sanayide yeniden yorumlanıyor. Endüstri 1.0’da mekanik mühendisliği ve buhar gücü devredeyken, 2.0’da elektrik mühendisliği, bant ve otomobil üretimleri var. 3.0’da ise elektronik mühendisliği, fabrikaların kurulması, otomasyon öne çıkıyor. Sanayi 4.0’da ise yazılım mühendisliği ve yazılım teknolojileri önde. Yazılım ve bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, sanayideki üretim biçimlerini de doğrudan etkiliyor. Bizim yeni dönüşümde yer almamız şart. İyi haberimiz; Türkiye’nin genç ve eğitimli nüfusunun oluşudur. Akli beceriye, enerji potansiyeline ve entelektüel sermayeye sahibiz. Kötü haberimiz ise şu; eskiden değişimler 50-60 veya 100 yıllarda olurken, şimdi 15-20 yıllara düştü bu süre. Süratle bu değişime uymamız gerekiyor. Umutsuz değiliz, benzer atılımı cumhuriyet döneminde yaptık. Tüm devletler bize saldırmışken, halk fakirken sanayi kuruluşları kurduk. İnşallah 2023 ve 2053 yıllarında da sanayi anlamında ayağa kalkacağız.

   

“3.0’IN ALTINDAYIZ”

Endüstri 4.0 Türkiye’de konuşulduğunda biz 3.0’lar seviyesindeydik. Size göre, Türkiye’de sanayi hangi “sıfır” içine dahildir?

Açıkçası 4.0 bizlerin hedefi ve dünyada tamamıyla 4.0’a geçmiş ülke yok. Ciddi çalışmalar yapılıyor. Almanya Endüstri 4.0’a yakın bir ülke, ama tüm fabrikalarıyla dahil oldu diyemeyiz. Türkiye’de ise maalesef hala otomasyon sistemi olmayan işletmeler var. Otomasyon da zaten Endüstri 3.0 olduğu için, ortalamaya baktığımızda 3.0’ın altında olduğumuzu söylersek doğru olur. Bazı gıda, otomotiv yedek parça fabrikalarımızda ise seviye 3.5’un da üzerinde ve Almanya seviyesine yakın. Türkiye’yi genellemekten ziyade, konuyu üretim ve sanayi ölçeğinde değerlendirmek gerekir. Bir sanayi işletmesine gittiğiniz zaman otomasyon sistemlerini görürseniz, rahatlıkla Endüstri 3.0 döneminde olduğunu anlarsınız.

   

SERMAYE KISITI SINIR ÇEKİYOR

Endüstri 4.0’la ilgili toplantılar, seminerler ve fuarlar yapılıyor. Endüstri 4.0’ı doğru anlatabiliyor muyuz? STK, devlet ve kurumlar olarak nasıl koordine etmeliyiz?

Benim kullandığım bir cümle var; maalesef Türkiye’de insanlarımız kavramlara aşık. 4.0’mı yaparız, 5.0’mı, endüstri mi denmeli, sanayi mi? gibi konulara kafa yoruluyor. Türkiye’de şüphesiz doğru işler yapılıyor, ama daha da fazla yanlış işler yapılıyor. Temel çıkmazımız, sermaye kaynaklarımızın kıt oluşu. Çoğu sanayicimiz sermaye kısıtından dolayı başka noktaya geçemiyor. 4.0’da bilgi, iletişim ve yazılım teknolojileri çok yoğun kullanıldığı için, firmalarımıza şunu soruyoruz: “Sizin için en önemli üretim süreci nedir?” Fabrika yoksa simülasyonu, fabrika varsa ikiz fabrikası yapılıyor. Yani mevcut fabrikadaki üretimle, PC ortamındaki modeli arasında sürekli karşılaştırma yapılarak verim modeli bulunabilir. Sipariş alınması lazım, hangi kanaldan alınıyor? Herkes pandemi döneminde e-ticarete yöneldi, evde kalmak için market alışverişlerimizi bile online yapar olduk. Sanayicilerimizin e-ticaret kanallarını açması lazım. Tedarikçi ağı ile bağlantı nasıl, buna bakmak lazım. Elektronik ortam kullanılabiliyor mu, üretim süreçleri nasıl bunlar önemli. Siparişin teslimi, gerekli ham maddenin stoklarda olup olmadığı, vardiyadaki işçilerin sayısı, hata sayısı nedir, önlenebiliyor mu, farklı müşteri ihtiyaçlarına göre makinelerin yerlerini değiştirip farklı komponentler ekleyerek üretim yapılabiliyor mu gibi soruların cevaplanabilmesi gerekir. Tekstilde çok iyiyiz bu konuda, modayla senkronize değişim mevcut. Diğer sektörlerimizin de uyması gerek. Dünya artık global köy, yurt dışına da ürün veriyorsunuz. Ülkelerin gümrük duvarlarına takılabiliyorsunuz. Bu sebeple ürünün kalitesini düzgün tanımlamak gerekiyor. Müşteri ihtiyaçlarına uygunluk önemli. Rusya’dan geri gelen domateslerimizi hatırlayalım, üstünde ilaç çıkmıştı. Küçük projelere, birden farklı sektörel deneyimi olan kişiler de eklenmeli. İş sadece üretim müdürüne bırakılmamalı. Danışmanlık alın, küçük bir proje yapın ve çapınızı yavaş yavaş genişletin. Hem kaynaklar daha doğru kullanılmış olur, hem de firmalar bütçeleri oranında açılmış olur. Dijitale yatırdığınız her bir birim bütçe, size iki birim olarak geri döner.

   

DİJİTAL YOL HARİTAMIZ EKSİK

Endüstri 4.0’ı farklı birçok alana evirdik; Eğitim 4.0, Sağlık 4.0, Su 4.0 gibi... Bunların ana teması dijital dönüşüm müdür?

4.0’la bahsedilen şey şudur: İçinde bulunduğumuz çağ bilgi ve iletişim çağıdır. Teknolojiler yenilendi. Biz bunu her sektöre uygulayabiliriz. Pandemiden dolayı eğitimi online yapıyoruz, ama bu önceden de vardı. Ne oldu? Herkes bilgisayar, cep telefonu, tablet aldı evde kaldığı sürede yaşamdan kopmamak adına. Türkler olarak gerekirse kendimizden kesiyoruz ve çocuklarımızın eğitimini birinci sıraya alıyoruz. Mecburen dijitalleşildi. Gönül isterdi ki kısa zamana sıkıştırmadan, öncesinde bir dijital eğitim, dijital tarım, dijital su, dijital sağlık politikası üretilseydi. Zaten bu politikalar en ufak birimden; aile sağlık merkezlerinden yoğun bakım ünitelerine kadar getirildiği zaman, otomatikman Endüstri 4.0’a dahil olunuyor. 4.0’la hedeflenen, günümüz teknolojilerine adapte olup, bunlarla yeni teknolojiler ve inovasyonlar yaratabilme kapasitesidir. Her sektörde uygulayabiliriz bunu.

   

MİNİ FABRİKALAR, YENİ PAZARLAR

Tarımı son dönemlerde erteliyor muyuz?

Sanayide üretim modeline baktığımız zaman ilk iş planlamadan başlıyor. Aslında tarımda da böyle bu. Bir girişimci ile çiftçiyi aynı kefede değerlendirebilirsiniz. Çiftçinin elinde bir kaynağı, yani toprağı var ve önümüzdeki sene karpuz ekmeyi planlıyor. Hasadını elde edip satıyor. Halbuki çiftçi karpuz ekme kararı vermeden önce devletin (Tarım Bakanlığı’nın), bahsi geçen bölgede hangi ürünlerin ekileceği ve ne kadar hasat elde edileceği ile ilgili çiftçiye bir rehber sunması gerekiyor. O bölgede çok karpuz ekilecekse çiftçinin domatese yönlendirilmesi daha doğru olur. Halkın temel enflasyon göstergesi gıda temellidir. Karpuz çok üretilirse karpuzun fiyatı düşer, biber o sene az ekilmişse biberin fiyatı artıyor. Tarım Bakanlığı olarak üretim politikası olarak üreticiye destek verebiliriz. Sürdürülebilir tarım şart. Meslek erbabının da sürdürülebilmesi lazım. Çiftçinin korunması lazım. Gıda zincirinde de soğuk hava deposu bulunmalıdır. Aracılar ortadan kalkmalı, çünkü doğal olarak kar elde etmek istiyorlar. Tarımda işlenmiş ürünler artırılabilir, bu da sanayi ilişkisi.  Örneğin domatesten salça, üzümden sirke veya şarap yapılması gibi. Yerinde üretim yapılarak, bölgede mini fabrikalar kurularak ürün fazlaları işlenip yeni pazarlar oluşturulabilir. Hollanda örnek alınmalı. Tarım arazileri Konya kadar bile değil, ama bizim 10 katımız kadar gelir elde ediyorlar. Burası Mezopotamya, insanlığın ve tarımın oluştuğu yer. Potansiyelimiz çok yüksek.
   

 DİJİTAL İKİZ, YENİ MESLEKLER VE SOM PROJESİ'YLE DEVAM EDEN RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ
 

Son Güncelleme: 03.08.2020 13:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.