VARANK’TAN İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI AÇIKLAMASI

Dünyanın artık otonom, insansız uçaklara doğru gittiğini belirten Bakan Varank, “"İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini biz Türkiye'de geliştirmek istiyoruz" dedi.

VARANK’TAN İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI AÇIKLAMASI

Dünyanın artık otonom, insansız uçaklara doğru gittiğini belirten Bakan Varank, “"İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini biz Türkiye'de geliştirmek istiyoruz" dedi.

29 Nisan 2021 Perşembe 10:15
VARANK’TAN İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI AÇIKLAMASI

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, dünyanın artık otonom, insansız uçaklara doğru gittiğini belirterek, "İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini biz Türkiye'de geliştirmek istiyoruz" dedi. Bakan Varank, Habertürk televizyonunda Bilişim Vadisi'nden katıldığı canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı. F-35'lerin önemli kabiliyetleri bulunduğunu ancak çok pahalı bir uçak olduğunu ifade eden Varank, "Bunun sadece alıcısı değil, F-35 Programı'nın bir ortağıydık. Motor parçaları da dahil olmak üzere bine yakın parçasını Türkiye üretiyordu. Hukuki olarak bir boşluğa düşmemek için kendi taahhütlerimizi son güne kadar yerine getirdik. Tek üretici olduğumuz parçalar vardı. Programdan çıkmamızla birlikte uçağın maliyetlerinde bir artış oldu, yeni tedarikçiler bulmak zorunda kaldılar" diye konuştu.

MİLLİ MUHARİP UÇAK PROJESİ

Türkiye'de Milli Muharip Uçak Projesi'nin yürütüldüğünü ve buna yönelik çalışmaların büyük gayretle sürdürdüğünü söyleyen Varank, şunları söyledi:

"Dünya artık otonom, insansız uçaklara doğru gidiyor. İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini biz Türkiye'de geliştirmek istiyoruz. Bu projeyi Baykar ile başlatmış olduk, onların kendilerine koyduğu hedefler var. Belki bundan 5-10 yıl sonra 5'inci nesil savaş uçaklarının artık kullanışlı olmadığını, insansız sistemlere dünyanın dönmesi gerektiğini konuşacağız, bütün dünya bizi takip etmeye başlayacak. Biz yaptığımız bütün işlerde mutlaka geleceği hedeflemeliyiz. Zaten F-35 Programı ile üretim tesislerimiz önemli kabiliyetler elde etti. Hem kendi Muharip Uçak Projemizi devam ettireceğiz, bunun yanında alternatif savaşan İHA projeleriyle de dünyaya yeni bir vizyon koyacağız."

İZMİR’E BİLİŞİM VADİSİ

Bilişim Vadisi'nin Türkiye'nin en büyük kapalı alanına sahip teknoloji geliştirme bölgesi olduğunu vurgulayan Varank, teknoparkların firmalara sağladığı avantajları anlattı. Varank, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu'nun (TOGG) da Bilişim Vadisi'nde faaliyet gösterdiğini anımsatarak, "TOGG ile birlikte Bilişim Vadisi'nde mobilite ekosistemi çok güçlü bir şekilde gelişmeye başladı" diye konuştu.  Bilişim Vadisi'nde bir tasarım kümelenmesi gerçekleştirdiklerini ifade eden Varank, Türkiye'nin en önemli tasarımcılarını bir araya getirdiklerini, yeni tasarımlarla teknolojilerin geliştirileceğini söyledi. Varank, İzmir'de Bilişim Vadisi'nin yeni bir ayağını kuracakları bilgisini vererek, İzmir'den Kocaeli'ye bir teknoloji koridoru oluşturmak ve gençleri burada misafir etmek istediklerini bildirdi.

Bakan Varank, Bilişim Vadisi'nde bir yazılım okulu açacaklarını ve başvuruları yakın zamanda ilan edeceklerini de açıkladı.

COVID-19 TÜRKİYE PLATFORMU

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını daha Türkiye sınırları içine gelmeden bilim insanlarıyla toplantılar yaptıklarına işaret eden Varank, aşı ve ilaç geliştirmeye yönelik yapılabilecekleri değerlendirdiklerini dile getirdi. Varank, bazı bilim insanlarının Türkiye'de aşı geliştirmeye yönelik altyapı ve insan kaynağı bulunduğunu ve yeterli destekle Kovid-19’a karşı aşı geliştirebileceklerini söylediklerini aktardı. TÜBİTAK çatısı altında "COVID-19 Türkiye Platformu"nu kurduklarını hatırlatan Varank, burada bilim insanlarından uzun sürelere yaymadan kısa sürede netice alınabilecek aşı ve ilaç çalışmalarını yapmalarını istediklerini kaydetti.

Varank, platform altında 7 farklı aşı geliştirme çalışması başladığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bunların arasında VLP denilen virüs benzeri parçacıklara dayalı inovatif ve dünyada şu anda 4 ülkede insan çalışmasına geçilmiş benim de gönüllüsü olduğum aşı çalışması var. İnaktif, mRNA ve adenovirüs dediğimiz aşı çalışmaları da var. VLP aşısı insan denemelerine başladı, Faz-1 çalışmalarında sona yaklaşıyoruz. İnaktif aşıda da Osman Erganiş Hoca'mız insan denemelerine yeni başladı. Türkiye'nin farklı üniversitelerinde desteklenen çalışmalar var. İnaktif aşı adayı Kayseri'de çalışılıyor, onlar Faz-2 çalışmasının sonuna gelmiş durumdalar."

“VLP AŞIMIZI SONBAHARDA ELİMİZE ALABİLİRİZ”

Türkiye'de en son 1998'de aşı üretildiği bilgisini veren Varank, dünyada GMP denilen katı standartların uygulanmaya başlandığını, altyapı ve teknolojilerin buna göre güncellenmesi gerektiğini anlattı.Varank, TÜBİTAK ile aşı çalışmalarını başlattıklarını, Kovid-19 ile birlikte bu çalışmalarda gaza basıldığını ifade ederek, 1998'de Türkiye'de unutulmuş bir tecrübeyi tekrar ayağa kaldırmak için Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarını söyledi. VLP aşı çalışmasında başarılı olunursa dünyaya "Aşımızın etkinliği ile koruyuculuğu çok daha iyi ve uygun şartlarda üretilebilir." denilebileceğini dile getiren Varank, "Eğer her şey başarılı olursa sonbaharda VLP teknolojisindeki aşımızı elimize alabiliriz diye düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

İNGİLİZ MUTASYONUNA GÖRE TASARLANDI

Varank, VLP çalışmasının gelecek ay başlaması planlanan Faz-2 çalışmasında İngiliz mutasyonuna göre tasarlanan aşı adayının kullanılacağı bilgisini verdi. VLP aşısına gönüllü olma sürecini de anlatan Varank, "Bir faz çalışmasında gönüllü olabilmeniz için aşı yaptırmamış, vücutta antikor geliştirmemiş ve PCR sonucunun negatif olması lazım. Bu şartları taşıdığım için gönüllü olabildim. Hocalarımıza söz vermiştim. Gönüllü olmayı da çok önemsiyorum. Eğer milli ve yerli aşı geliştirme çalışmasından bahsediyorsak gönüllülere ihtiyacımız var. Bu aşıları insanlar üzerinde demeniz lazım ki seri üretime geçebilesiniz" dedi.

Varank, geçen yıl firmaların üstün gayretleriyle 14 günde seri üretim bandından indirilen yerli yoğun bakım solunum cihazına değinerek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu cihaz Türkiye'de yoğun bir şekilde kullanılıyor. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapılıyor. Aynı arkadaşlarımız Türkiye'de daha önce üretilmeyen yüksek akımlı oksijen cihazını da tasarlamışlar, bu cihazımızı da şu anda hastanelerimizde kullanıyoruz. Türkiye'nin kabiliyetlerinin geldiği noktayı görme açısından bunlar önemli örnekler."

"KRİPTO VARLIKLARLA İLGİLİ RAPOR ÇIKARACAĞIZ"

Varank, rutin işler yerine geleceğe yatırım yapmanın önemine işaret ederek, "Milli Teknoloji Hamlesi mottosuyla geleceğin teknolojilerini sadece kullanan değil, geliştiren, üreten ve satan, kendi ayakları üstünde duran bir ülke olmak istiyoruz ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz." değerlendirmesini yaptı. Kripto varlıklara ilişkin soru üzerine Varank, şunları söyledi:

"Kripto paralar blokzincir teknolojisiyle üretilmiş ürünler ama bunun bir de borsa tarafı var. Kripto varlıklara şüpheyle yaklaştım, bu benim kişisel görüşüm, hükümetimizin bir politikası değil. Kripto varlıklar farklı bir yatırım aracı olarak algılanmaya başlandı ama bunun yanında blokzincir teknolojisini kullanarak da çok farklı uygulamaları yapabileceğimiz bir dünyaya geldik. Bu işin borsası dediğimizde orada dikkatli olmak gerekiyor. TCMB kripto paraların alışverişte kullanılmamasıyla ilgili vatandaşlarımızı korumaya dönük bir tebliğ yayımladı. Dünyada birçok ülke kripto paralara soru işaretiyle yaklaşıyor çünkü kontrolsüz bir alan. Kripto varlıklarla ilgili mutlaka bir düzenleme yapılması gerekiyor, şu anda çalışmalar sürüyor."

Varank, blokzincirle ilgili TÜBİTAK'ta önemli faaliyetler yapıldığını, dijital parada teknoloji kısmını TCMB ile çalıştıklarını, kripto varlıklara ilişkin de toplantı gerçekleştirdiklerini ve bu konuda bir rapor çıkaracaklarını bildirdi.

"ELEKTRİKLİ OTOMOBİLDE ÖNÜMÜZE BÜYÜK BİR PAZAR AÇILIYOR"

Varank, Türkiye'nin Otomobili'ni Aralık 2019'da Bilişim Vadisi'ndeki programla tanıttıklarını anımsatarak, ön gösterim araçlarının büyük oranda beğenildiğini söyledi. Otomobilin 2022'de seri üretim bandından ineceğini ilan ettiklerini dile getiren Varank, "Şu anda planlandığı şekilde süreçler devam ediyor, fabrika inşaatı sürüyor, makine siparişleri yapıldı. Pil konusunda uluslararası iş birliğiyle ilgili anlaşma imzalandı" bilgilerini verdi. Varank, otomobilin piyasaya yüzde 50'nin üzerinde yerlilik oranıyla çıkacağını, sonraki süreçte örneğin pilin de Türkiye'de üretilmesiyle bu oranın daha da artacağını ifade etti. Türkiye'nin Otomobili Projesi'nin bağlantı, sensör teknolojileri ve IoT’nin gelişmesiyle birlikte doğru zamanda atılmış bir adım olduğunu vurgulayan Varank, TOGG ile fikri mülkiyet haklarının tamamen Türkiye'ye ait bir otomobil üretilecek olmasının önemine işaret etti. Varank, Yeşil Mutabakat ile çevreye yönelik hassasiyetin arttığına dikkati çekerek, "2030’da belki Avrupa'da içten yanmalı motorlu araçlara müsaade edilmeyecek. Dolayısıyla elektrikli otomobil konusunda önümüze çok büyük bir pazar açılıyor" dedi.

"SALGIN DÖNEMİNDE SANAYİMİZ BAŞARILI SINAV VERDİ"

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde Türk sanayisinin başarılı bir sınav verdiğini belirten Varank, üretim sektörünün 1-2 aylık kısa bir dönemin haricinde üretime ara vermediğini dile getirdi. Varank, Türk sanayisinin bu dönemde kendisini sürece hızla adapte ederek iyi bir alternatif olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini ifade ederek, "Bunun sonuçlarını şu anda görebiliyoruz. Türkiye pandemi döneminde büyümeyi başaran nadir ülkelerden oldu, buna da en önemli katkıyı sanayi verdi" diye konuştu.  İmalat sanayisindeki işletmelerin sayısının 2003'te 235 bin iken 2019'da 403 bine yükseldiğini aktaran Varank, bu dönemde imalat sanayisi istihdamının da 2 milyon 667 binden 4 milyonun üzerine çıktığını bildirdi. Varank, sadece geçen yıl imalat sanayisinde kayıtlı istihdamın 344 bin arttığını belirterek, Türkiye'nin 2020'de imalat sanayisinin katkısıyla büyüdüğünü söyledi.

"İMALATIMIZI DAHA KATMA DEĞERLİ HALE GETİRMEK İSTİYORUZ"

Bu konuda "2023 Sanayi ve Teknoloji Strateji"nde ilan edilen hedeflerle uyumlu gittiklerini vurgulayan Varank, şunları kaydetti:

"Katma değeri üretmenin yolu Ar-Ge'den geçiyor. 2002'de Türkiye'de tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısı 79 bin 900'müş, 2019'da 305 bine çıkmış. Patent başvuruları 2002'de 414'müş, 2020'de 8 bin 200'e çıkmış. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten, satan ve teknolojiyle imalatını daha katma değerli hale getiren bir ülke olmak istiyoruz." 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.