İTÜ ARI'NIN İNOVASYON UFKU GENİŞ

Girişimcilerine fikirden ticarileşme aşamasına kadar kol kanat geren ve parlak fikirleri kıymetli ürünlere dönüştüren İTÜ ARI Teknokent, “Çekirdek” platformuyla işletmelere koçluk yapıyor. TGB Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, “Veri madenciliği üssümüz olan TTO’muzda ticarileşebilecek fikirleri titizlikle ayıklıyoruz” dedi.

İTÜ ARI'NIN İNOVASYON UFKU GENİŞ

Girişimcilerine fikirden ticarileşme aşamasına kadar kol kanat geren ve parlak fikirleri kıymetli ürünlere dönüştüren İTÜ ARI Teknokent, “Çekirdek” platformuyla işletmelere koçluk yapıyor. TGB Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, “Veri madenciliği üssümüz olan TTO’muzda ticarileşebilecek fikirleri titizlikle ayıklıyoruz” dedi.

05 Ocak 2021 Salı 13:56
İTÜ ARI'NIN İNOVASYON UFKU GENİŞ

Haber: Ümit UÇAR

Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn adıyla 1773 yılında kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nin altyapısıyla büyüyen bir AR-GE üssü... Ticaretin kalbine kurduğu girişimcilik ve teknoloji ekosistemini, ismine özgü TTO modeliyle birlikte kurgulayan Türkiye’nin inovasyon ihracat üssü İTÜ ARI Teknokent, farklı disiplinlere yoğunlaşmış tematik yapısıyla birçok sektörden fikir sahibini bünyesinde ağırlıyor. Sanayi TV’ye açıklamalarda bulunan İTÜ ARI Teknokentin çiçeği burnunda Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, 2001 yılında kurulan bölgenin multidisipliner yapısına dikkat çekti. 7 bin civarında AR-GE personelinin akıl teri döktüğü teknoloji merkezinde TTO’yu aktif ve üniversiteyle entegre bir yapıya kavuşturacak strateji geliştirdiklerinin altını çizen Dikbaş, TTO’ları veri madenciliği üssü olarak tanımladı. Firmalara uluslararasılaşma ve yatırımcı bulma konusunda destek sunduklarını belirten Dikbaş, “Tematik alanlarla, akademik potansiyelin tamamıyla teknoparkın içine girecek yeni projeleri ve çağrıları duyuracağız” açıklamasında bulundu.

 

MULTİDİSİPLİNER VE TEMATİK

4691 sayılı kanundan sonra giderek büyüdüklerinin altını çizen Dikbaş, “Teknoloji geliştirme seferberliği çok önemli. Bakanlık ve ilgili dairesi de bu seferberliği geliştirerek teknoparkların önemini gitgide artırıyor. O açıdan bizler İTÜ ARI Teknokent olarak hem bir mercek altındayız, hem de önemli teknolojilere hayat veren firmalara sahibiz” diye konuştu. 300’ün üzerinde firmaya ve yaklaşık 7 bin AR-GE çalışanına ve ayrıca artı 1000 de destek elemanına sahip olduklarını söyleyen Dikbaş, TGB’nin yapısıyla ilgili olarak da, “Çok farklı disiplinlere ve tematik alanlara yoğunlaşmış bir yapımız var. 10 binamız faaliyette. Yaklaşık 110 bin metrekarelik kapalı alan yarattık ve bunların 80 bini direkt kiralanabilir alanlar sınıfında. Ayrıca girişimcilik ve yenilik ekosistemi kapsamında çok önemli projeler başlattık. 2001 yılında Dünya Bankasından kredi alarak binamızı yapmıştık. O zaman çok ciddi bir fizibilite raporu hazırlamıştık ve o andan itibaren bir eylem planımız var. Sadece AR-GE firmalarına ev sahipliği yapan bir yapı değiliz biz, Türkiye’deki ekosistemi örgütleyen projelere sahibiz. Projelerimize, 2002-2003 akademik yılından itibaren hız vermiştik” şeklinde konuştu.

 

BİR KIVILCIM YETER

Ekosistemin karşılıklı etkileşimle kurulduğu bilgisini veren Dikbaş, “Çok güçlü bir AR-GE altyapısına sahip olmak şart. Bizim burada en büyük şansımız İTÜ gibi bir akademiye sahip olmaktır. En büyük paydaşımız üniversite, üniversitede çok ciddi bir AR-GE altyapısı, laboratuvarlar ve akademisyenler mevcut. Ayrıca akademinin uluslararası ilişkiler ağı çok geniş. TGB’lerle, ilgili üniversite veya enstitü arasındaki duvarın incelmesi de bu altyapı sayesinde oldu. Ekosistemimiz birbirine tamamen entegre olmuş bir yapıya dönüştü. Emelimiz zaten tümleşik bir yapının ortaya konmasıydı” dedi. Özellikle son yıllarda bu alanda önemli adımların atıldığını vurgulayan Dikbaş, “Tematik alanlarla, akademik potansiyelin tamamıyla teknoparkın içine girecek yeni projeleri ve çağrıları duyuracağız. Bu ekosistemi nasıl kontrol ettiğimize gelirsek; bu etkileşimli sistem belli bir noktaya bir kıvılcımla başlar. Bizde de öyle oldu. 2011 yılında, ben İSTKA kurulundayken, İTÜ Çekirdek’in güdümlü projesini başlattık. Gençlerin bu bölgeye gelmesi ve gelen gençlerin üniversiteli gençlerle etkileşim içerisinde olması ve beraber proje sunmaları çığ gibi büyüdü. Fikirlerin yeşerdiği ön aşamada, ciddi eğitim ve koçluk desteği verdiğimiz “Çekirdek” platformu, bizim için çok önemli bir dalga. Firmalaşma başladıktan sonra bu yapıların uluslararasılaşması ve yatırımcı bulmalarına da büyük destekler veriyoruz” açıklamasını yaptı. Desteklerin, talep ve arzın arasındaki dengeyle şekillendiği bilgisini veren Dikbaş, “İyi formatlarsanız, uluslararasılaşmada iyi araçlar elde etmiş olursunuz” dedi.

 

ADETA MADENCİLİK

TTO’ların tüm dünyada küresel ölçekte üniversitelerin bünyesinde data mining, yani veri madenciliği görevi gören unsurlar olduğunu söyleyen Dikbaş, “2007’nin akademik yılında TTO’larla ilgili YÖK’te görevli öğretim üyesiydim. Akademisyenlerin, ticarileşebilecek AR-GE yapma şansı buralarda çok yüksek. TTO’lar akademik dünyanın ticarileşebilecek fikirlerini geliştirmek ve satmak görevindedir. MIT modeli çok yaygındır bu noktada. Bu model TTO’ların doğuşunu da başlattı. Bizde çok ciddi büyüdü, öğretim üyeleri de ciddi projeler getirdi. Neticesinde büyük bir ciro yapıldı burada. 25 milyarın üzerinde bir teknoloji cirosu oluştu. İhracat gelirleri ise 750 milyon doları aştı” bilgilendirmesini yaptı. TTO’ların çok önemli araçlar olduğunu ve henüz üniversiteyle tam randımanlı ortak çalışma sağlanması gerektiğini fade eden Prof. Dr. Attila Dikbaş,  “Bu bir madencilik işi; nerede, kimin, ne fikri var ve hangi araştırma yapılmış bunları tespit ediyoruz. Ticarileşme noktasında gerekli desteği sağlamak çok önemli. Göreve başladığımdan beri dekanlığı geziyorum, çok ciddi AR-GE projeleri yapan akademisyenlerimiz mevcut. Bu akademisyenlerimizi TGB’ye çekmek istiyoruz. Bu, ülkemiz için de büyük bir katma değer olacaktır” açıklamalarını yaptı.

 

TİCARETİN KALBİNDEKİ EKOSİSTEM

Girişimcilik açısından şanslı bir bölgede olduklarını söyleyen Prof. Dr. Dikbaş, “Türkiye’de İstanbul, İstanbul’da da Maslak çok önemli bir merkez. Ticaretin kalbi burada atıyor. Üniversitemiz de çok güçlü. Fikirleri ateşleme konusunda güzel işler yapıp çağrıları örgütledik. Çağrılarımızı daha da tematikleştireceğiz. Tüm fikri olan gençlerin ve girişimcilerin fikirlerini geliştirebileceği ortamlar üniversiteler olduğu için, bizler de bu duruma uygun bir kurgu yapmaya odaklıyız. Çağrılarımızın sonunda doğan topluluk da bizler için çok önemli. Her yıl 10 bin fikir ve aday bizlere başvuruyor. Bunları dinlemek, desteklemek, ticarileşebilmelerine yardım etmek ve dünya çapında firma olmalarına önayak olmak ise bizlerin görevi. Bizler, bunları formüle ediyoruz. İTÜ Çekirdek, her yıl 10 bin girişimciyle oluşan büyük bir yapı haline geldi, bu yıl daha da fazlasını bekliyoruz. Buradan çıkan 200 teknolojik fikir de dünya çapında bizim en önemli çıktılarımız oldu” ifadelerini kullandı. Üç bacaklı süreç yürüttüklerini söyleyen Dikbaş, son olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu süreçler; çekirdek, elenme ve firmalaşma sürecidir. Girişimcilerimiz firmalaştıkları zaman da onlara MAGNET’te destek veriyoruz. Daha sonra INNOGATE’te uluslararasılaşma sürecinde destek görüyorlar. 50’ye yakın sabit personelimiz var ve bunlar ekosistemi ayakta tutuyor. Bizler ekosisteme önemli derecede yatırım yapıyoruz.”

 

DÜNYA ÇAPINDA ÇIKTILAR

Girişimcilik açısından şanslı bir bölgede olduklarını söyleyen Prof. Dr. Dikbaş, “Türkiye’de İstanbul, İstanbul’da da Maslak çok önemli bir merkez. Ticaretin kalbi burada atıyor. Üniversitemiz de çok güçlü. Fikirleri ateşleme konusunda güzel işler yapıp çağrıları örgütledik. Çağrılarımızı daha da tematikleştireceğiz. Tüm fikri olan gençlerin ve girişimcilerin fikirlerini geliştirebileceği ortamlar üniversiteler olduğu için, bizler de bu duruma uygun bir kurgu yapmaya odaklıyız. Çağrılarımızın sonunda doğan topluluk da bizler için çok önemli. Her yıl 10 bin fikir ve aday bizlere başvuruyor. Bunları dinlemek, desteklemek, ticarileşebilmelerine yardım etmek ve dünya çapında firma olmalarına önayak olmak ise bizlerin görevi. Bizler, bunları formüle ediyoruz. İTÜ Çekirdek, her yıl 10 bin girişimciyle oluşan büyük bir yapı haline geldi, bu yıl daha da fazlasını bekliyoruz. Buradan çıkan 200 teknolojik fikir de dünya çapında bizim en önemli çıktılarımız oldu” şeklinde konuştu.

 

EKOSİSTEMİN İSKELETİ PERSONEL

3 bacaklı bir süreç yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Dikbaş, “Çekirdek, elenme ve firmalaşma süreci gibi süreçleri yürütüyoruz. Firmalaştıkları zaman da MAGNET’te destek veriyoruz. Daha sonra INNOGATE’te uluslararasılaşma sürecinde destek görüyorlar. 50’ye yakın sabit personelimiz var ve bunlar ekosistemi ayakta tutuyor. Bizler ekosisteme önemli derecede yatırım yapıyoruz” diye konuştu. “Tabii ki AR-GE yapan firmaların getirdiği büyük bir güç var ve onların sağladığı bu gücü biz ekosistemimize yatırım yaparak değerlendiriyoruz” diyen Dikbaş, bu sürecin çok değerli bir yönü olduğunu vugulayarak, “Dünyada girişimcilik ekosisteminde ilk 5’teyiz. Kısa bir zaman içerisinde ilk üçte olabileceğimizi düşünüyoruz; çünkü beyin gücümüz yalnızca burada değil, yurt dışında da çok fazla. Stanford’da, Silikon Vadisinde ve daha birçok uluslararası hub’ları değerlendirme fırsatı buldum. Burada örnek gösterilebilecek bir yapıyı kurguladık. Dünyada parmakla gösterilecek bir yapı olacağımıza inancımız tam” açıklamalarında bulundu.

 

EMEKLER KARŞILIK BULDU

“Göreve geldiğimizde bir tereddüdümüz vardı, BIG BANG’i online yapabilecek miyiz diye düşünüyorduk” diyen Prof. Dr. Dikbaş, “Çünkü 1 yıl boyunca yetişen girişimciler elenerek en güçlüleri ortaya çıkarılıyor. Bu sene online yaptık, büyük bir sahne kurduk ve çok iyi geçti. 50’nin üzerinde firma sahnede yerini aldı ve beklediğimizden güçlü bir organizasyona imza atmış olduk. 30 bine yakın izleyici kitle takip etti, bizler de 55 milyona yakın yatırım sağladık. Birçok yeni çağrının ve projenin haberini bu sahnede verdik. Önümüzdeki yıl çağrıların değeri artacak. Bu açıdan 55 milyon TL’lik yatırım sahiplerini buldu ve organizasyon çok başarılı geçti” ifadeleriyle duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

 

FARKINDALIK ATEŞİ

Dünya genelinde teknolojik çağrıların gün geçtikçe evrildiğini dile getiren Dikbaş, “Pandemi sürecinde birçok şey evrildi, eğitim başta olmak üzere. Değişim, yepyeni fırsatları doğurur. Değişimi kazanca dönüştürmek elimizde. Tek temada, tek noktada ve tek başımıza bir şeyler yapamayız. Ne kadar entegre olursak, birçok disiplinde problemleri çözmeye çalışırsak başarılı oluruz. Para kazandıracak fikirleri üretmek kolay. Kolay olmayan; teknolojik değeri yüksek, çağ atlatacak, dünyada ses getirecek bir AR-GE sürecinin ürününü ticarileştirmek” dedi. Bu eksende dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma kavramlarına eğildiklerini ifade eden Dikbaş, “Bu dönem bizler de, yaşam bilimleri ve sağlık teknolojileri alanında AR-GE çalışmaları yürüteceğiz. Ses getirmek çok önemli. Enerji ve tasarım da çok önem verdiğimiz bir konu. Bütün bunların ara kesitlerindeki problemleri saptayacağız ve teknolojik temelli girişimcilerimizi de bünyemizde toplayacağız. İSO’yu ziyaret ettiğimizde sürdürülebilir kalkınma ve dijital dönüşüm alanında birlikte davranmaya karar verdik. Erdal Bey çok geniş fikirli bir oda başkanı. Herkes dönüşümün farkındalığına şu an sahip. Bu farkındalıktan bir ateş çıkaracağız” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Attila Dikbaş, sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni ufuklar açacak bir kalkınma seferberliğine tuğla koymayı sürdüreceğiz. Bu yıldan itibaren süreçleri daha sağlıklı ve titiz planlanmış yol haritaları oluşturduk.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.