BİYOTEKNOLOJİ 775 MİLYAR DOLARA KOŞUYOR

Dünyadaki biyoteknoloji pazarının 2024’te 775 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını söyleyen BİYOSAD Başkanı Ercan Varlıbaş, Türkiye'nin bu alanda söz sahibi olabilmesi için Biyoteknoloji Vadisi’ni kuracaklarını açıkladı.

BİYOTEKNOLOJİ 775 MİLYAR DOLARA KOŞUYOR

Dünyadaki biyoteknoloji pazarının 2024’te 775 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını söyleyen BİYOSAD Başkanı Ercan Varlıbaş, Türkiye'nin bu alanda söz sahibi olabilmesi için Biyoteknoloji Vadisi’ni kuracaklarını açıkladı.

21 Kasım 2020 Cumartesi 11:30
BİYOTEKNOLOJİ 775 MİLYAR DOLARA KOŞUYOR

Haber: Esra ÖZSÜMER

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Başkanı Ercan Varlıbaş, dünyadaki biyoteknoloji pazarının 2024’te 775 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini belirterek “Bu pazarlardan pay alacak olan ülkeler dünyada söz sahibi olacaktır” dedi. Dünyanın en iyi ekonomileri arasında 13’üncü sırada yer alan Türkiye’nin dünya biyoteknoloji sektör sıralamasında ise 47’inci sırada bulunduğuna dikkat çeken Varlıbaş, “Biyoteknoloji sektörü Türkiye’de henüz hak ettiği konumda değil” diye konuştu.

Yalnızca biyoteknoloji sektöründe değil, genel olarak Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak, ortalama yıllık 32 milyar dolar olan cari açığı kapatabilmek için Türkiye’nin ekonomik değer üretimini artırması gerektiğini vurgulayan Varlıbaş, şunları söyledi:

1 KG’LIK İHRACAT 675 BİN DOLAR

“Bunu yapmanın en önemli yolu da katma değeri yüksek ürünler üreterek ithalatı azaltmak ve ihracata ivme vermektir. Türkiye’de yalnızca biyoteknolojik ilaç ithalatı 1 milyar dolar ile ifade edilmektedir. Türkiye kendi biyoteknolojik ürünlerini ürettiğinde, dışa bağımlılık oranı oldukça azalacaktır. 1 kilogramlık biyoteknolojik ürün ihracatı 675 bin dolardır. Biyoteknoloji ihracatı ile Türkiye’nin kilogram başı ihracat değeri kat be kat artacaktır.”

12 MİLYAR TL’LİK YATIRIM

Ercan Varlıbaş, Türkiye’deki biyoteknoloji sektörünü hak ettiği konuma ulaştırmak amacıyla BİYOSAD’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak yeni bir proje hayata geçirdiğini açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın İstanbul’un Tuzla ilçesine toplam 12 milyar TL yatırımla Biyoteknoloji Vadisi kurduklarını kaydeden Varlıbaş, “Bu vadide dev uluslararası yatırımcılar yer alacağı gibi start-up’lara da fırsat veriyoruz. Vadide 30 bin kişiye istihdam sağlanacak ve biyoteknoloji alanında nitelikli iş gücü, insan kaynakları oluşturulacak” şeklinde konuştu.

27 MİLYAR TL’LİK İHRACAT YAPILABİLECEK

Biyoteknoloji Vadisi’nde geniş bir ürün çeşitliliği olması için çalıştıklarını aktaran Varlıbaş,  “İhracat kilogram fiyatı en az 10 bin dolar olan yenilikçi ilaç ve malzemelerin yanı sıra diğer tüm sektörlerle ilgili yenilikçi çalışmalar gerçekleştirileceğiz. Vadiden yılda 27 milyar TL’lik ihracat yapılabilecek. Yeni moleküllerin ortaya çıkarılması için bir merkez olacak” açıklamasında bulundu.

ÇAĞIN EN ÖNEMLİ TEKNOLOJİSİ

Yapay zeka çalışmaları, nesnelerin interneti olgusu, gen teknolojisindeki ilerlemeler, Endüstri 4.0 gibi paradigmalar ele alındığında biyoteknolojinin, çağımızın en önemli alanlarından biri olacağı tahminini dile getiren Ercan Varlıbaş, şöyle devam etti:

“Tarım başta olmak üzere birçok sektörde kullanılabilme özelliği göz önüne alındığında biyoteknolojinin, Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayileşme hamlesine önemli katkılarda bulunacağı öngörülüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da son yıllarda biyoteknolojiye özel bir önem verildiği, biyoteknoloji kuruluşlarının desteklenmeye başladığı dikkat çekiyor. Biyoteknoloji Vadisi bunun çok güzel bir örneğidir. GSHY içindeki payı on binde bir olan biyoteknoloji alanının büyümesi, gelişmesi ve yaygınlaşması için önümüzdeki dönemlerde kamu ve özel sektör iş birliği ile bir takım önlemlerin hayata geçirilmesi önem taşıyor.”

TEKSTİLDEN MADEN ARAMAYA KADAR

Biyoteknolojinin gerek sektörlerde kullanılan materyaller, alt yapı malzemeleri ve kullanılan sistemlerle gerekse yenilikçi ürünleri ile tüm alanlara hitap ettiğini vurgulayan Varlıbaş,

“Teknolojinin ilerlemesi ve yapay zekanın da desteğiyle insanların DNA’sına, kan grubuna uygun günlük hayatında etkili olabilecek giyilebilir ya da teknolojik ürünlerin biyoteknolojik nitelikte olabileceğini düşünüyorum. Giyilebilir eşyalar, tekstil ürünleri, takılar, maden arama yöntemleri gibi birçok alanda etkin rol oynayabilir” diye konuştu.  Varlıbaş, Biyoteknoloji Vadisi’nin oluşturacağı bilimsel iklimde sektörler arası, bilimler arası çalışmalarla ortak biyoteknolojik yenilikçi projeler geliştirilebileceğini dile getirdi.

ŞİRKET SAYISI YETERSİZ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de 2019 yılında 363 girişim biyoteknoloji faaliyeti yürüttü. Biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlerin 2019 yılında gerçekleştirdiği AR-GE harcamaları 324 milyon 462 bin 31 TL’de kaldı. BİYOSAD Başkanı Ercan Varlıbaş, Türkiye’de 1,5 milyonun üzerinde şirket bulunduğunu belirterek “Bu durumu, biyoteknolojinin tüm sektörlere nüfuz edebilen bir alan olduğu gerçeğiyle birlikte düşündüğümüzde yalnızca 363 şirketin biyoteknoloji faaliyeti yürütmüş olması oldukça yetersizdir” dedi.  Varlıbaş, ABD’de biyoteknoloji alanında, sadece özel sektörde faaliyet gösteren firma sayısının 2 bin 500 civarında olduğunu kaydetti.

AR-GE’YE AYRILAN PAY 10 BİNDE 1

TÜİK’in 2019 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre 2018 yılında 38 milyar 534 milyon TL civarında oluşan Türkiye'de toplam AR-GE harcaması 2019 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 19,2 artarak 45 milyar 954 milyon TL olarak gerçekleşti.  

Bu harcamanın gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2018’de yüzde 1,03 iken, 2019’da yüzde 1,06’ya yükseldi. BİYOSAD Başkanı Ercan Varlıbaş, bu rakamlardan yola çıkıldığında, 324 milyon 462 bin 31 TL olan biyoteknoloji AR-GE harcamalarının, GSYH içindeki payının yaklaşık 10 binde 1’de kaldığına dikkat çekti.  Geleceğin ürünlerinin ve sistemlerinin  biyoteknolojinin konusu olduğunu dile getiren Varlıbaş, “Biyoteknoloji,  AR-GE faaliyetleriyle beslenir, bu faaliyetler şirketlerin geleceğine yatırımdır. Türkiye’de AR-GE harcamaları diğer ülkelerle karşılaştırıldığında da düşük kalmaktadır” dedi.

AZ SERMAYE İLE DAHA FAZLA ÇIKTI

Biyoteknoloji faaliyeti yürüten 363 girişime göre; biyoteknolojik AR-GE faaliyetlerinin önündeki en önemli engel yüzde 60,3 ile sermayeye erişim iken bunu yüzde 51,0 ile nitelikli insan kaynaklarına erişim ve yüzde 31,7 ile yasal düzenleme gereksinimleri izledi. BİYOSAD Başkanı Ercan Varlıbaş, sermayeye erişiminin insan kaynaklarının gelişimini de beraberinde getirdiğini belirterek “Bu iki unsurla dinamizm kazanan biyoteknoloji sektörünün gelişimi de yeni yasal düzenleme ve güncelleme ihtiyaçlarını da ardından getirecektir” dedi. Biyoteknolojik AR-GE faaliyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması için ilk etapta bilimler arası çalışmalarla mevcut üretilen standart ürünlerin biyoteknolojik boyuta taşınması konusunda çalışmalar yapılabileceğini ifade eden Varlıbaş, “Bu sayede daha az sermaye ile daha fazla çıktı oluşturulabilir. Ayrıca ulusal ve uluslararası proje destekleriyle sağlanan maddi yatırımlarla, yenilikçi biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi desteklenebilir” diye konuştu. Kamu kuruluları tarafından ses getirecek organizasyonlarla bilim insanlarının bu alana eğilmelerinin sağlanabileceğini anlatan Varlıbaş, şöyle devam etti:

“Bu doğrultuda oluşan projelerde ve yeni tesislerde araştırma görevlisi mantığıyla asistan pozisyonları açılabilir ve bu sayede bilgi paylaşılıp çoğaltılabilir. Biyoteknoloji Vadisi ile de tüm bu gelişmelerin yaşanmasında öncü olmak amaçlamaktadır.”

Son Güncelleme: 21.11.2020 11:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.