AKTİF KARBONU YERLİ MALZEMEYLE ÜRETİYOR

AR-GE firması İnovista, büyük ölçüde yurt dışından tedarik edilen aktif karbonu yerli malzeme ile üreterek bu konudaki ithalatın önüne geçebilecek bir adım attı. Şirket, dünyada genellikle Hindistan cevizi kabuğundan üretilen bu malzemeyi, Türkiye’de fındık kabuğundan üretmeyi başardı.

AKTİF KARBONU YERLİ MALZEMEYLE ÜRETİYOR

AR-GE firması İnovista, büyük ölçüde yurt dışından tedarik edilen aktif karbonu yerli malzeme ile üreterek bu konudaki ithalatın önüne geçebilecek bir adım attı. Şirket, dünyada genellikle Hindistan cevizi kabuğundan üretilen bu malzemeyi, Türkiye’de fındık kabuğundan üretmeyi başardı.

15 Ocak 2021 Cuma 09:21
AKTİF KARBONU YERLİ MALZEMEYLE ÜRETİYOR

 

Haber: Esra ÖZSÜMER

2019’da kurulan İnovista, Türkiye’de çok da el atılmayan bir konuya el atarak aktif karbon konusunda dışa bağımlılığı azaltacak ve hatta tamamen yok edecek bir çalışmaya imza attı. Büyük ölçüde yurt dışından tedarik edilen aktif karbonu Türkiye’de üretebilmek için bir proje geliştiren İnovista, hammadde olarak da fındık kabuğunu seçti. Bu hamlesiyle aktif karbonda ithalatın önüne geçmeyi hedefleyen şirket, aynı zamanda aktif karbon ile üretilen ürünler konusunda da projeler geliştiriyor. Şirketin önümüzdeki dönem hedefleri arasında ise biyobozunur malzemeler konusunda AR-GE çalışmaları yapmak var.

 

DAHA TEMİZ BİR ÇEVRE İÇİN…

İnovista’nın Kurucusu Onur Aydın, insanların atık olarak gördükleri ürünleri kullanarak fonksiyonel malzemeler elde etmek fikriyle yola çıkarak KOSGEB desteği ile kurdukları İnovista’nın ilk çalışma konusu olarak aktif karbonu belirlediklerini söyledi. Aktif karbonun, atık yönetiminden bazı çevreci aktivitelere kadar çok geniş bir kullanım alanı olduğuna dikkat çeken Aydın, “Biz aktif karbonu çeşitli uygulamalar için geliştiriyoruz, özelleştiriyoruz ve daha sonra o uygulamalarda en yüksek performansla kullanılmalarını sağlıyoruz” dedi. Bu konuyu bir kaç örnekle açıklayan Aydın, “Örneğin bir boya fabrikası, üretimini gerçekleştirdikten sonra fabrikadan atık su çıkıyor. O atık suyu aktif karbonla arıtabiliyorsunuz, temizleyebiliyorsunuz ve o su doğaya o şekilde aktarılmış oluyor. Bugün bazı madenlerde veya fabrikalarda dioksin ve furan gibi bazı gazlar ortaya çıkıyor. Bu gazları yine aktif karbonlu baca filtreleriyle süzebiliyorsunuz ve havanın daha temiz olmasını sağlıyorsunuz” diye konuştu.  

 

 

“ÇOK İYİ SONUÇLAR ALDIK”

İnovista’nın aktif karbon konusundaki AR-GE projelerinin iki ana kanaldan yürüdüğünü ifade eden Aydın, bunlardan ilkinin yurtdışından ithal edilen aktif karbon malzemesini yerlileştirmek üzerine olduğunu anlattı. Dünyada aktif karbonun genellikle Hindistan cevizi kabuğundan üretildiğini kaydeden Aydın, “Ama ülkemizde Hindistan cevizi kabuğu yok. Ama buna karşılık biz dünyanın fındığının yüzde 70’ini üretiyoruz. Şirketimizin temel felsefesi olan sürdürülebilirlik temelli üretim ve tüketim anlayışı doğrultusunda biz de sürdürülebilir bir malzeme olan fındık kabuğunu ham madde olarak seçtik” açıklamasında bulundu. Fındık kabuğunun endüstriyel olarak işlenebileceğini göstermek için bir projeye başladıklarını ve çok çok iyi sonuçlar aldıklarını belirten Onur Aydın, fındık kabuğundan üretilen aktif karbonun birçok alanda Hindistan cevizi kabuğundan üretilen aktif karbondan daha iyi sonuç verdiğini de vurguladı.

 

MALİYETİ DÜŞÜRECEK

Dünyada 5 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olan aktif karbon pazarının Türkiye’de ise 25 milyon dolarla sınırlı olduğu bilgisini veren Onur Aydın, İnovista’nın ürettiği aktif karbonun yurt dışından ithal edilen ürüne oranla daha ucuz olacağını ve tercih edilebilir hale geleceğini söyledi. Bu sayede birçok alanda kullanılmazken artık kullanılmaya başlayacağı tahminini de dile getiren Aydın, şöyle devam etti: “Mesela belediyelerin su arıtma tesisleri, bunların çoğu aktif karbon maliyeti yüksek diye aktif karbona çok yanaşmıyor. Ama bu yerli bir ürün haline gelince daha cazip gelecektir ve tercih edeceklerdir. Biz yeni ürünümüzle bu konuda karar vermelerini kolaylaştıracağız. Böylece insanların daha kaliteli suya erişimini sağlamış olacağız. Evde musluktan akan suyun daha sağlıklı olmasını bu şekilde sağlayabileceğiz. Diğer bir konuda su arıtma sistemlerinde kullanılan granül aktif karbon… Yine yurtdışından ithal edilen bir malzeme bu. Yüksek kalitesi ve fiyat avantajı sayesinde bizim ürünümüz tercih edilebilir hale gelecek. Dolayısıyla bu sanayi kollarında çalışan firmaların girdi maliyeti düşeceği için son kullanıcıya giden ürünün fiyatı da daha uygun hale gelecek. Ayrıca bu malzeme hem ilk satışta hem de sonraki filtre satışlarında ciddi bir maliyet ortaya çıkarıyor. Bu maliyetleri tamamen düşürmüş oluyoruz.”

 

 

330 KERE SU İÇİLİYOR

Bir diğer çalışma alanlarının ise ürettikleri aktif karbonun kullanılabileceği ürünler üretmek olduğunu ifade eden Aydın, bu konuda iki ürünü ticarileştirme aşamasına getirdiklerini açıkladı. Aktif karbondan üretilen ürünlerin dünyada son dönemde oldukça popüler olan bir trend olmasına karşın Türkiye’de bu konuda bir boşluk bilindiğini anlatan Aydın, şunları söyledi: “Aktif karbondan üretilen ürünler bir şişe olabilir mesela ki biz bunu öncelikli ürün olarak belirledik ve neredeyse patent alma aşamasına geldik. Aktif karbonla üretilmiş bir su şişesini, normal bir su şişesi yerine kullanarak yaklaşık 330 şişe su içebiliyorsunuz. Maliyetlerde birbirine çok yakın hatta ileriki safhada bu maliyeti daha da düşürmeyi planlıyoruz. Bu sayede hem plastik tüketimini azaltıyoruz hem de ithal edilen bir malzeme ile yerli bir malzemenin ikame edilmesini sağlamış oluyoruz.” Geliştirdikleri diğer ürünün ise buzdolabında saklanan gıdaların tazeliğini sağlayan, ömrünü uzatan bir ürün olacağını kaydeden Aydın “Bu sayede de sıfır gıda atığı hedefine ulaşmak için elimizden geleni yapıyor olacağız” diye konuştu.

 

ÜRETİM 2021’İN BAŞINDA

Bu iki ürünün ticarileşmesi için ilk adımı attıklarını ancak pandemi sürecinde ertelemek durumunda kaldıklarını açıklayan Aydın, “İlk üreteceğimiz ürünler de buzdolabındaki gıdaların ömrünü uzatacak olan ürün ile aktif karbon filtreli su şişesi olacak. Tahmini 2021’in başında bu ürünleri üretmeye başlayacağız. Patent başvurularını yapmak üzereyiz” dedi. Önümüzdeki dönemde biyobozunur malzemelere yönelik çalışmalar yapmayı planladıklarını dile getiren Aydın, “Tabii yeni projelere başlamadan önce daha önce yaptığımız projelerin ticarileştirilmesi aşamalarını tamamlamamız gerekiyor. Çünkü ne yapıyorsak bir bütçeyle yapıyoruz. Bunu sadece bilimsel çalışma olsun, kağıt üzerinde kalsın, kendimizi mutlu edelim diye değil, ülke ekonomisine katkı ve istihdam sağlamak için endüstriye yönelik şekle dönüştürmemiz gerekiyor” diye konuştu.

 

“ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ YAPABİLİRİZ”

Aydın, Türkiye’nin AR-GE harcamaları ve start-up firma sayısı açısından hala dünyanın bazı ülkelerinin gerisinde olmasına rağmen iyi yolda olduğunu söyledi. Örneğin İsrail’de 1.400 kişiye bir start-up firması düştüğü, Güney Kore’de ise GSMH’ye ayrılan payın yüzde 5 civarında olduğunu kaydeden Aydın, Türkiye’nin ise start-up’lar konusunda İsrail’in onda biri kadar firmaya sahip olduğunu, AR-GE bütçesinin ise son 5 yılda ikiye katlanmış olmasına rağmen Güney Kore’nin dörtte biri oranında olduğunu söyledi. Ancak bu paylardan daha çok ülkelerin AR-GE’ye bakış açısının önemli olduğunu vurgulayan Aydın, bu konudaki uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Aydın, “AR-GE’ye inanan bir bakış açısı olan ülkeler iş birliğine daha yakın ülkeler oluyor. Bizim de AR-GE konusunda atacağımız adımlarla birlikte, yurt dışı fonlar aracılığıyla, yurtdışındaki şirketlerle iletişim kurabileceğimizi ve birlikte ürün geliştirip yurtdışındaki know-how’ı da Türkiye’ye getirebileceğimizi düşünüyorum. Tabii bizim de onlara vereceklerimiz ama onlardan da öğrenecek çok şeyimiz var” dedi.

 

 

“AR-GE YAZILIMDAN İBARET DEĞİL”

Türkiye’deki AR-GE çalışmalarında hala yazılımın ön planda olduğunu ve özellikle TGB’lerde yazılım firmalarının ağırlıkta bulunduğunu kaydeden Onur Aydın, dünyada ise yazılımın değil, özellikle yaşam bilimleri, temel bilimler alanında çok fazla sayıda firma bulunduğunu söyledi. Uçak teknolojisi, savunma sanayi dendiğinde akla yazılım ve elektronik kartların geldiğini ifade eden Aydın, “Ancak iş sadece elektronik kartlarda ya da yazılımda bitmiyor. Malzemenin de geliştirilmesi lazım. Bu konuda biraz özel tematik teşviklerin verilmesi ile ilgili biraz geride olduğumuzu düşünüyorum. İnsanların biraz bu alanlara yönlendirilmesi gerekiyor” dedi. Öte yandan prototip üretme maliyetinin çok yüksek olduğuna dikkat çeken Aydın, “Çok fazla malzeme üzerine çalışmadığımız için bunun farkında değiliz ama bir üründen 100 bin tane ürettiğiniz zaman onun maliyeti 1 cent ama o ilk prototipi üretirken o maliyet 100 katına çıkıyor. Sanayi Bakanlığı ya da diğer kuruluşlar sadece prototip üretmeye yönelik bir destek verilebilir” diye konuştu.

 

ORTAK WEB SİTESİ FİKRİ

Türkiye’de AR-GE’ye destek veren TÜBİTAK, KOSGEB, kalkınma ajansları, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı gibi çok sayıda kuruluş bulunmasına karşın, genç girişimcilerin nereden, ne zaman, hangi konuya destek alabileceği bilmediğine dikkat çeken Onur Aydın, “Bunu bilen firmalar çok iyi destek alıyorlar ve o desteklerle projelerini sürdürüyorlar. Yeni girişimcilerin ise hangi noktadan başlayacağını bilmesi gerekiyor. Bu konuda iyi bir yönerge yok” dedi. Girişimcileri yönlendirmek için ortak bir web sitesi kurulabileceğini söyleyen Aydın, “Ama sürekli aktif, sürekli güncellenen bir site olması gerekiyor. Böyle bir site yok. Bütün bu destekleri sunabilecek bir kişi yok. Ben görmedim” ifadelerini kullandı.

Son Güncelleme: 15.01.2021 09:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin 2021-01-15 18:17:08

Yatirimadestek.gov.tr var.