AKADEMİSYEN VE SANAYİCİ YÜZ YÜZE

Akademisyenleri ve sanayicileri ortak masada oturtmayı hedefleyen Ata Teknokentin daimi arkadaşlığın temelini AtaÜni-San Yüz Yüze programıyla atmakta olduğunu söyleyen Genel Müdür Doç. Dr. Ersin Karaman, “100 sanayicinin 100 akademisyenle beraber bir projeye başlayıp sürdürerek bitirmesini hedefliyoruz” dedi.

AKADEMİSYEN VE SANAYİCİ YÜZ YÜZE

Akademisyenleri ve sanayicileri ortak masada oturtmayı hedefleyen Ata Teknokentin daimi arkadaşlığın temelini AtaÜni-San Yüz Yüze programıyla atmakta olduğunu söyleyen Genel Müdür Doç. Dr. Ersin Karaman, “100 sanayicinin 100 akademisyenle beraber bir projeye başlayıp sürdürerek bitirmesini hedefliyoruz” dedi.

27 Ekim 2020 Salı 11:53
AKADEMİSYEN VE SANAYİCİ YÜZ YÜZE

YOUTUBE SANAYİ TV KANALI İÇİN TIKLAYINIZ

Haber: Ümit UÇAR 

 

Köklü üniversitesinin altyapısıyla bölgesinin en önemli inovasyon üssü olma yolunda ilerleyen Ata Teknokent, her biri kendi öyküsüyle katma değer serüvenine başlayan firmaların ev sahibi... Sağlık, gıda ve hayvancılık sektörlerindeki hakimiyetiyle ekosistemin kalbinde yer alan Teknokentin bilişim sistemleri, yapay zekâ, karar destek sistemleri ve veri bilimi alanlarında uzman olan Genel Müdürü Doç. Dr. Ersin Karaman, Sanayi TV’ye konuştu. Üçte birini akademisyen firmalarının oluşturduğu teknokentin, akademisyenlerle sanayicileri “arkadaş” yapmaya çalıştığını söyleyen Karaman, “AtaÜni-San Yüz Yüze programında, 100 sanayicinin 100 akademisyenle beraber bir projeye başlayıp sürdürerek bitirmesini hedefliyoruz” ifadeleriyle iki grubu ortak masada oturtmayı hedeflediklerini belirtti. Karaman, en önemli hedeflerinden birinin teknokentin dijital dönüşüm olgunluk seviyesini yükseltmek ve firmalarının pazara erişimini kolaylaştırmak olduğunu ifade etti.

AKADEMİYE ÖZEL ÖNEM

Atatürk Üniversitesi Yerleşkesinde 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip olan teknokent bünyesinde 89 firmanın yer aldığını söyleyen Karaman, “Buranın farklı taraflarından biri, firmaların üçte birinin akademisyen firması olması. Hedeflerimizden biri de buydu zaten, akademisyen firma sayısını artırmak. Bu hedefimize devam edeceğiz” diye konuştu. Teknokentlerin her birinin kendine has bir kimliği olduğunu söyleyen Karaman, “Firmalarımızın çoğu küçük ölçekli olsa da, kendilerine özgü işler geliştirme noktasında hepsi girişimci ruha ve ilginç kuruluş öykülerine sahip. Burada her mühendisin kendine ait bir projesi var ve kendi yollarını çiziyor. Zorlu ama özgün bir yol. Her çaldığınız kapı başka bir hikâyeyle açılıyor. Başka teknokentte görmeniz zor bunu, bölgemizde kendine özgü bir kurum kültürü mevcut” diye konuştu.

 

GELECEK İÇİN “100” YÜZE

Üniversite- sanayi iş birliğini hem girişimci, hem de akademisyen gözüyle değerlendiren Ersin Karaman, “2 yıldır, akademisyenlerle sanayicileri arkadaş yapmaya odaklıyız. Onları aynı masada oturtabilmeyi hedefliyoruz. Üniversite-sanayi iş birliği kültürünün oturmadığı bölgelerde iki grubun da birbirlerine karşı olan önyargılarını kırmak oldukça önemlidir. Benim de derdim buydu. TGB olarak da bunu proje haline getirelim, hedeflerini ve metodolojisini belirleyelim istedik. Ata Üni-San Yüz Yüze programında, 100 sanayicinin 100 akademisyenle beraber bir projeye başlayıp sürdürerek bitirmesini hedefliyoruz. Onları bir araya getirmek için çeşitli yöntemler denemeye başladık, önce proje pazarında kimin kimle iş birliği kurduğunu kayıt altına aldık. Yüz yüze ziyaretler yapıldı, bizler de şirketleri ziyaret ettik” şeklinde konuştu. Yavaş yavaş bir şeylerin geliştiğini ve iş birliğinin oturmaya başladığını ifade eden Karaman, “Erzurum’da ziyaret etmediğimiz, bir hocamızla birlikte kapısını çalmadığımız firma kalmamıştır sanırım. Bununla da yetinmedik; Erzincan, Bayburt, Sivas, Trabzon, İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi kentlerimizde sanayicilerimizi hocalarımızla buluşturmaya başladık. Derdimiz bu etkileşimi sağlamaktı. Kısa zamanda iletişimi 3 katına çıkardık, bir sürü projede ortaklık yapıldı. Atatürk Üniversitesinin yeni bir projesi başladı, YÖK’ün yeni vizyonuyla ilgili yeni nesil tasarım ve dönüşüm projesi ismiyle. Amacı toplumsal dönüşümü, sanayi ilişkilerini ve girişimciliği geliştirmek olarak tanımlandı. Biz de teknokent olarak bu stratejinin uygulayıcısıyız. TGB’miz üniversiteyle çok yakın çalışıyor” bilgisini verdi. Sanayicinin, teknokente bakışı hakkında bilgi veren Karaman, “1.OSB’mizle protokol imzaladık, iş birliği yapıyoruz. OSB bize oda tahsis ettik, personelimiz her Cuma gününü OSB bünyesinde geçiriyor. Sorun ve ihtiyaçlarını gideriyorlar ve girdi elde ediyorlar. OSB’yle ilişkilerimizi mesai dışı alana taşımaya gayret ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

BURALAR HEP “KNOW-HOW”
Dijital dönüşümü veriye dayalı karar verme, insan, teknoloji ve süreç entegrasyonu olarak tanımlayan Karaman, hedef yalnızca elektronik dönüşüm olmadığı için sürecin yalnızca teknolojik hamlelerle yönetilemeyeceğini söyledi. Dijital dönüşümün bambaşka bir boyuta sahip olduğunu ifade eden Karaman, “Veriye dayalı bir iyileştirme sağlandıysa, dönüşüm sağlanmıştır. Makineleriniz birbiriyle etkileşiyorsa, topladığınız veriyle kurumunuz öğrenebiliyorsa siz dijital dönüşüme başlamışsınız demektir. Dönüşümün sonu yok, en iyi diye bir şey yok. Uzun sürecek bir paradigmadır bu süreç. Entegrasyon gerektirir, yalnızca bizim değil; müşterilerimizin de, tedarikçilerimizin de, paydaşlarımzın da dönüşüme başlamış olması gerekir.  Burada dönüşümde en ileri olan yerler, kamu kurumlarıdır. Bunun özel sektöre sirayet etmesi şart. Biz de bu sürece destek sunuyoruz” açıklamalarını yaptı. Sürecin çok boyutlu ve paydaş birlikteliği gerektiren bir yapıda olduğunu dile getiren Karaman, entegrasyon noktasında ihtiyaç duyulan know-how’ın teknokentlerde oluşturulması gerektiğini, yapıların sürece hız kazandırabileceğini belirtti. Değişime karşı direncin kırılması gerektiğini açıklayan Karaman, TGB olarak yol haritası çıkararak firmaları yönlendireceklerini ifade etti.

 

“TEKNOLOJİ DAKİKTİR”

Teşvik ve desteklerin yeterli olduğuna değinen Karaman, “KOSGEB’e, TÜBİTAK’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza haksızlık edemeyiz. Lakin teşvikler yeterli demek de girişimcilerimize haksızlıktır. Şu an bir denge mevcut. Artık girişimciler teşvik veren kurumlarımıza daha çok güveniyor. Biz de TGB olarak ARDEB ve TEYDEB projelerine destekler sunuyoruz. Örneğin ben; Kovid-19 sürecinde TÜBİTAK’ın hızla aksiyon almasından çok memnun oldum” dedi. Türkiye’de girişimcilerin en büyük sorunun proje değerlendirme aşamalarının uzunluğu olduğunu hatırlatan Karaman, “Teknolojiyi konuşuyorsak, 12 ay bekleme lüksü maalesef yok. Dokümanların yazımı daha da özgünleşebilir, standart kalıplardan çıkılabilir. Her girişimci proje yazım uzmanına ulaşamayabilir, bu yüzden esnetilmeli. Bu hız sorununu Kovid-19 döneminde aştı TÜBİTAK. Kalkınma ajansları projeleri çok hızlı toparladı. Pandemi bizleri hızlandırdı” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK EKOSİSTEMİNİN KALBİNDE

3 bine yakın akademisyenin yer aldığı Atatürk Üniversitesinin oldukça büyük ve köklü bir kurum olduğunu yineleyen Karaman, üniversitenin Yerel Kalkınmayı Destekleme Projesi kapsamında Gezici Hayvan Hastanesi projesiyle YÖK 2020 ödülünü aldığını söyledi. Karaman, “Üniversitemizde 4-5 yıldır her şey planlı yapılıyor. Biyomedikal, tarım, uzay teknolojileri ve kimya ile ilaç alanında çalışmalar yapıyoruz. Firmalarımıza da bir yazılım geliştirdiklerinde örneğin, tarım teknolojilerine yönelmelerinin daha iyi olacağını söylüyoruz. Dağılımımızın yarısına yakını bilişim sistemleri, geri kalanı ise tarım ve hayvancılık ile biyomedikal-biyoteknoloji alanında çeşitlilik gösteriyor. Evet, bir TGB her şeyi yapmasın, ama sadece bir alana odaklansın demek de bize doğru gelmiyor” ifadeleriyle teknokentin 3-4 alana odaklanmasının daha stratejik olduğu üzerinde durdu. Büyük sanayi kentlerinden biri değilseniz ve bölgenizdeki tek teknokentseniz, bir temaya yoğunlaşmanız olası değildir” diyen Karaman, bu metot tercih edilirse ülkeye katma değer sağlayacak potansiyel projelerin kaçırılabileceğini söyledi. Büyük bir sağlık kompleksinin tam ortasında konumlandıklarını söyleyen Karaman, üniversite ve şehir hastanesi arasındaki arazinin donanımlı bir biyoteknoloji üssü olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Teknokentin misyonunun yetenekli gençleri devlet memurluğuna değil, girişimciliğe ve yapay zekaya yönlendirdiğini ifade eden Karaman, “Öğrencileri işe alan Roketsan’ın yaklaşımını bu noktada takdir etmek gerek” ifadelerini kullandı.

 

HEDEFİNDE PAZAR VAR

“Pandemi döneminde yatırımcılarla öğrencilerin buluşması çok sekteye uğradı. Bunu daha sürdürülebilir yapıya kavuşturacağız. Buradaki çocuklar çok kabiliyetli, sadece doğru şekilde yönetilmeye ihtiyaçları var. İş adamları fark etsin diye çalışıyoruz. Proje pazarı yapabilir misiniz talepleri geliyor öğrencilerden de. Almanya’dan da geliyor talep. 2’nci planımız, teknokentin dijital dönüşüm olgunluk seviyesini paydaşlarla birlikte yükseltmek. Şirketlerimizin pazara ulaşmasını kolaylaştırmak istiyoruz.”

Son Güncelleme: 27.10.2020 12:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.