17 NOKTAYA İHRACAT YAPIYOR

Sektörünün en gelişmiş AR-GE merkezlerinden birine sahip olan Prometal, dünyanın 17 noktasında zamak enjeksiyon ve alüminyum enjeksiyon ürünleri ihraç ediyor. Prometal AR-GE Yöneticisi Ümmet Ayyıldız, şirketin AR-GE Merkezi sayesinde hem mevcut işlerinin sürdürülebilirliğini sağladığını, hem de yurt dışından gelen yeni taleplere cevap verebilme imkânı bulduğunu söyledi.

17 NOKTAYA İHRACAT YAPIYOR

Sektörünün en gelişmiş AR-GE merkezlerinden birine sahip olan Prometal, dünyanın 17 noktasında zamak enjeksiyon ve alüminyum enjeksiyon ürünleri ihraç ediyor. Prometal AR-GE Yöneticisi Ümmet Ayyıldız, şirketin AR-GE Merkezi sayesinde hem mevcut işlerinin sürdürülebilirliğini sağladığını, hem de yurt dışından gelen yeni taleplere cevap verebilme imkânı bulduğunu söyledi.

16 Aralık 2020 Çarşamba 16:16
17 NOKTAYA İHRACAT YAPIYOR

 

HABER: Nuran AYAR

 

MULTİSLAYT TEKNOLOJİSİNE SAHİP

2000 yılında Bursa’da faaliyetlerine başlayan Prometal, hafif metaller sanayi dalında faaliyet gösteriyor. Dünyanın on yedi noktasına ihracat yapan firma, zamak enjeksiyon ve alüminyum enjeksiyon alanlarında hizmet veriyor.  Firmanın ürün grupları arasında otomotiv sektörüne yönelik emniyet kemeri parçaları, el freni ekipmanları yer alıyor. Şirket,  beyaz eşya sektörü için ise çamaşır makinası, buzdolabı, küçük ev aletleri gibi ürünlerin parçalarını üretiyor. Prometal aynı zamanda bünyesinde bulunan multislayt teknolojisiyle, 0,5 gramdan 1 kilograma kadar yapmış olduğu döküm faaliyetleriyle hırdavat sektörü için pnömatik ve hidrolik kapak sistemleri ve ekipmanları da yapıyor.

 

HAVACILIK SEKTÖRÜNDE YERLİLEŞTİRME

Prometal AR-GE Yöneticisi Ümmet Ayyıldız, Bursa Teknik Üniversitesi ile birlikte yürüttükleri projelerinin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini söyledi.  Ayyıldız, TÜBİTAK 2244 - Sanayi Doktora Programı kapsamında yaptıkları projede üç konu başlığının yer aldığını belirterek “Otomotiv sektöründe soğuk iklimlere dayanıklı ürün yelpazesinin geliştirilmesi ve mevcut ürünlerin soğuk iklim şartlarına daha dayanıklı hale getirilmesine yönelik çalışmalar planlıyoruz. Diğer iki projemiz özellikle hava savunma sanayinde, havacılık sektöründe yerlileştirmeye yönelik ürünlerin devreye alınmasını kapsıyor. Medikal sektöründe de sağlık sektörünün ihtiyaç duyduğu, yurtdışından temin edilen ekipmanların ve parçaların yerlileştirilmesi ve ihraç edilmesine yönelik çalışmalarımız bulunuyor” dedi.

 

HAFİF METALLER ÜRETİMİNDE LİDER FİRMA

Hafif metaller üretiminde Türkiye’de lider firma olduklarını söyleyen Ümmet Ayyıldız, firmanın sürdürülebilirlik açısından AR-GE merkezlerinin katkılarının çok fazla olduğunu dile getirdi. AR-GE merkezindeki faaliyetlerle, mevcut işlerinin sürdürülebilirliğini sağlayabildiklerini ifade eden Ayyıldız, yine AR-GE Merkezindeki faaliyetler sayesinde yurtdışından gelecek olan yeni taleplere de cevap verebilme imkânı bulduklarını anlattı. Üretimde sürdürebilirliğinin olması için yüksek katma değerli ürün üretmek gerektiğini ifade eden Ayyıldız, “Örneğin, emniyet kemeri üretimi yaparken sıfır hata teknolojisi ile döküm yapmamız gerekiyor. Ham maddeden müşteriye teslimine kadarki tüm süreçlerin çok iyi dizayn edilmesi gerekiyor” diye konuştu.  Proje etabında, Prometaldeki AR-GE Merkezi ekiplerinin,  tasarlanan ürünlerin prototip aşamasında, tüm süreçlerini değerlendirerek, hazırlıklarını, mekanik testlerini, iyileştirmelerini planladıklarını kaydeden Ayyıldız, ürünün bir sonraki aşamaya ancak bu süreçlerden sonra geçebildiğini söyledi. 

 

AR-GE MERKEZLERİNİN KATKISI BÜYÜK

Türkiye'deki AR-GE merkezlerinin gelişimini değerlendiren Prometal AR-GE Yönetici Ümmet Ayyıldız, geçmişte hayali kurulan faaliyetlerin günümüzde hayata geçtiğini ifade etti.  AR-GE merkezlerinin faaliyetleri konusunda devletin, üniversitelerin, TÜBİTAK'ın, KOSGEB'in birlikte yapmış oldukları çalışmaların önce Türkiye, sonra da işletmeler için çok kazanç sağladığını dile getiren Ayyıldız, bu kazançları, yeni ürünlerin ortaya çıkartılması, mevcut ürünlerin proseslerindeki katma değersizliklerin ortadan kaldırılması, test ve deneysel faaliyetlerin yerine getirilerek uzun vadede yeni ürünlerin, yeni markaların, patentlerin devreye alınması olarak sıraladı. Ayyıldız,  şunları söyledi:

“Biz patent konuşmaya başladık ve hâlihazırda bir yılın sonunda beş adet kendimize ait patent başvurusu gerçekleştirdik. Yerli ürün belgelerini aldık. Dolayısıyla üniversite sanayi iş birliklerini gerçekleştirdik. Ulusal ve uluslararası döküm kongrelerinde artık ismimizi ve firmamızı ve ülkemizi temsil eder noktasına geldik. Makaleler çıkartıyoruz, yayınlar çıkartıyoruz, şu an araştırmalar yapıyoruz. İki bin yirmi yılı içerisinde AR-GE faaliyetleri kapsamında hem makale hem de yeni aktivitelerin, yeni prototiplerin denenmesiyle beraber yeni patentlerin başvurularını gerçekleştiriyoruz. Bunlar tamamen bu AR-GE merkezinin ikliminde gerçekleşen bir durumdur” şeklinde konuştu.

 

“FİRMALAR ARTIK DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR”

Bir firmanın, AR-GE merkezi olmadığında sadece kar amacıyla çalışan bir işletme olarak kaldığını ifade eden Ayyıldız, AR-GE merkezlerinin kurulması ile firmalarda bilimsel aktivitelerin yapıldığını, üniversitelerin bilgi havuzundan faydalanabildiğini de vurguladı. Firmaların artık daha sürdürülebilir duruma geldiğini, AR-GE merkezleri sayesinde rekabetçi ortamda nasıl güçlü kalınması gerektiği stratejilerinin konuşulur hale geldiğini ifade eden Ümmet Ayyıldız, şöyle devam etti:

“Tabana yayılmış ve güçlendirilmiş bir üretim sistemi mekanizması, ürün patent çeşitliliği, bilimsel çalışmalar, yetişmiş insan gücü gibi kavramları dikkate aldığımızda AR-GE merkezlerinin KOBİ'lerin gelişmesi ve ülkeyi geliştirmesi, tüm çalışanların kazanması, bu kazanma ikliminden de bütün paydaşların ve devletin kazanmasını muazzam bir aktivite olarak görüyorum.”

 

“AR-GE DESTEKLERİ CAN SUYU OLUYOR”

AR-GE merkezlerine ayrılan payları iki boyutta değerlendirmek gerektiğini ifade eden Ümmet Ayyıldız, bu payların devlet tarafından AR-GE merkezlerine önemseme derecesine bağlı olarak sağlamış olduğu imkânlar ve kuruluşun kendisinin bu faaliyetler için ayırdığı imkânlar şeklinde açıkladı. Devletin bu faaliyetleri yönetebilmek için, işverenlere ya da işletmelere sağlayabileceği “can suyu” gibi desteklere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Ayyıldız, AR-GE merkezlerinin ihracata da çok olumlu etkileri bulunduğunu söyledi. Geçmişte Uluslararası iş yaparken müşterilerin “AR-GE merkeziniz var mı?” şeklindeki sorularıyla karşılaştıklarını anlatan Ayyıldız, şöyle devam etti:

“Önceleri,  yurtdışında talip olduğumuz bu müşterilere ‘AR-GE merkezimiz yok’ diyorduk. Bunun yarattığı imajı düşünebilir misiniz? Bir işletme düşünün araştırma ve geliştirme faaliyeti yapmıyormuş gibi görünüyor. AR-GE merkezi kuruluşu olduktan sonra, artık müşterilerimizin sorduğu bu soruya ‘evet’ diyebiliyoruz. Ürünler üzerinde yeni bir prototip çalışması yaptığımızda, müşterilerle bilimsel olarak konuşabiliyoruz. Çünkü AR-GE laboratuvarımız var. Birlikte çalıştığımız akademisyenlerimiz, üniversitelerimiz, TÜBİTAK'ımız, KOSGEB'imiz var.”

 

“AR-GE CİROYU ARTIRIR”

AR-GE merkezinin firmalara, özellikle yurtdışı piyasalarda kendilerini daha kolay anlatabilme imkanı sunduğunu dile getiren Ayyıldız, teknik olarak daha fazla konuşabilme ve bilimsel araştırma yapılacak ortamda daha fazla müşteriye ulaşma imkânı tanıdığını da belirtti. Ayyıldız, mevcut faaliyetler ile bilimsel yöntemlerle, araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile tutarsızlıkların ortadan kaldırıldığını ve bunların AR-GE merkezindeki personelin yapmış olduğu çalışmalarla sağlandığını aktardı. AR-GE çalışmalarıyla aynı zamanda ihracattaki kayıpların azaldığına da dikkat çeken Ayyıldız, böylece karlılığın arttığını, rekabet ortamında fiyat politikalarının daha kolay belirlenip, daha kolay rekabet edildiğini dile getirdi.  Ayyıldız, tüm bunların sonucu olarak, AR-GE merkezlerinin şirketlerin cirosunu artıracak bir güce sahip olduğunu vurguladı.

Son Güncelleme: 16.12.2020 16:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.