10 BİN KULLANICIYA ULAŞTI

Türkiye’de siber güvenlikte kimlik doğrulama konusuna yeni bir açılım getiren Prof. Dr. Kemal Bıçakçı, davranışsal biyometri yöntemleriyle geliştirdiği ve SecurifyID adını verdiği yazılımı kısa sürede 60 ülkede 10 bin kullanıcıya ulaştı.

10 BİN KULLANICIYA ULAŞTI

Türkiye’de siber güvenlikte kimlik doğrulama konusuna yeni bir açılım getiren Prof. Dr. Kemal Bıçakçı, davranışsal biyometri yöntemleriyle geliştirdiği ve SecurifyID adını verdiği yazılımı kısa sürede 60 ülkede 10 bin kullanıcıya ulaştı.

09 Şubat 2021 Salı 09:24
10 BİN KULLANICIYA ULAŞTI

 

Haber: Nuran AYAR

2016 yılında yerli ve milli siber güvenlik ürününü geliştirmek için yola çıkan Prof. Dr. Kemal Bıçakçı, öğrencisi Yusuf Uzunayla ile birlikte gerçekleştirdiği 5 yıllık bir akademik çalışmayı, ticari ürüne çevirmeyi başardı. SecurifyID ismini verdiği kimlik doğrulama ve erişim yönetimi çözümünü piyasaya süren Bıçakçı’nın yazılımı, kısa sürede 60 ülkede 10 bin kullanıcıya ulaştı.

  

DOKTORA TEZİNDEN ORTAYA ÇIKTI

SecurifyID’nin aslında bir doktora tezinden ortaya çıktığını ifade eden Bıçakçı, bu projede “Kişileri, klavye kullanım alışkanlıklarından yani klavyeyi nasıl kullandıklarından tanıyabilir miyiz?” sorusuna yanıt aradıklarını anlattı. Kimlik doğrulanın bugün siber güvenlik alanındaki en önemli problemlerden biri olduğunu kaydeden Bıçakçı, bu işlemin genellikle parola ya da parmak izi, yüz gibi fiziksel biyometrik veriler kullanarak yapıldığını belirtti.  Bu konuda kullanılabilecek bir diğer verinin ise az bilinen bir yöntem olan davranışsal biyometri olduğunu vurgulayan Bıçakçı, “Fiziksel özelliklerimiz nasıl ki bize özelse, davranışlarımız da bize özel oluyor. Örneğin, uzaktan bir kişinin yüzünü görmesek bile yürüyüşünden onun kim olduğunu hissedebiliyoruz. Bunun gibi,  hem mobil ortamda hem de desktop ortamında klavye kullanmamızda esasında bize özel. Tuşlar arasındaki geçiş süremiz ve tuşa basış süremiz gibi verilerle bir makine öğrenme algoritmasını çalıştırabiliyoruz ve kişilerin kimliklerini bu şekilde belli bir hata payı içerisinde doğrulayabiliyoruz” dedi.

 

TÜRKİYE İÇİN ÇOK YENİ

Siber güvenlikte davranışsal biyometrinin, yüzlerce kişinin çalıştığı, niş bir alan olmasına rağmen, bu konuyu çalışmaya başladıklarında Türkiye için oldukça yeni olduğunu fark ettiklerini anlatan Bıçakçı, “Fakat biz gördük ki kimlik doğrulama çok önemli bir problem ve davranışsal biyometri sadece bunun bir yönü. Daha genel olarak bu problemi ele almak lazım diye düşündük ve son birkaç sene içerisinde daha genel bir çözüm yöntemine gittik” açıklamasında bulundu.

 

ÜÇAYAKLI TEŞVİK MEKANİZMASI

Firmaların AR-GE'ye kaynak ayırabilmeleri için, geliştirdikleri projelerin ticari potansiyeli hakkında bir öngörü sahibi olmaları gerektiğini ifade eden Bıçakçı, Türkiye’nin bu konuda hâlâ emekleme aşamasında olduğunu söyledi. Firmaları AR-GE’ye özendirmek için çarpıcı başarı hikâyelerine ihtiyaç bulunduğunu belirten Bıçakçı, bu başarı hikâyelerinin yetersiz kaldığı durumlarda ise teşvik mekanizmasının devreye girdiğini vurguladı. Türkiye’de bu teşvik mekanizmasının, teknokentler KOSGEB ve TÜBİTAK olmak üzere üçayaklı bir yapıdan oluştuğunu anlatan Bıçakçı,  “Bu konuda Türkiye'de güzel işler olduğunu söylememiz gerekiyor” dedi. Buna karşılık verilen teşviklerin değerlendirilmesi yapılırken acele edildiğini öne süren Bıçakçı, “Bu kültürün ve AR-GE ile üretilen ürünlere yeterli talebin oluşması uzun bir süreçtir. Siz çok nitelikli bir ürün geliştirebilirsiniz. AR-GE yaparsınız. TÜBİTAK teşviki alırsınız. Ama bunun ticarileşmesi ve inovasyona dönüşmesi ayrı bir konudur” şeklinde konuştu.  Bıçakçı, konuyu şu örnekle açıkladı:

 

“GÜÇLÜ EKONOMİ AR-GE İLE OLUR”

“Biz, davranışsal biyometri konusunda çok üst seviye işler yaptık. Ama bunu maalesef Türkiye'de belli bir yere kadar getirebildik. Onun akabinde davranışsal biyometri çalışmasında strateji değiştirerek kendimize bir yol bulmak durumunda kaldık. Dolayısıyla yurt dışında olsaydık sadece davranışsal biyometri alanında devam eden bir şirket olabilirdik. Yani ülkenin şartları gereği, bu teşviklerin biraz daha devam ettirilmesi, biraz daha sabırlı olması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin dünya sıralamasında ekonomik olarak güçlü olması ancak AR-GE ve ileri teknoloji ile olur. Bu da teşviklerle olur. Teşviklerin azalmadan belki devam edilmesi fakat bu bağlamda da bu teşviklerin revizyonlarının yapılması gerekiyor.”

 

SİBER GÜVENLİK KÜMELENMESİ

Türkiye'de Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde koordine edilen Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesinin birkaç senedir faaliyette olduğunu söyleyen Kemal Bıçakçı,  dijitalleşme ile siber güvenliğin milli bir mesele haline geldiğini kaydetti. Türkiye’de hâlâ yaklaşık olarak yüzde 90 oranında yabancı siber güvenlik ürünlerinin kullanıldığını dile getiren Bıçakçı, “Cumhurbaşkanlığına bağlı Dijital Dönüşüm Ofisinin bu konuda çalışmaları var.  Yerli ve milli siber güvenlik ürünleri konusunda bizim şirketimiz gibi küçük ölçekli ya da daha büyük ölçekte firmalarımızın, ürünler geliştirdiğini görüyoruz. Ürünlerin yurt dışına ihracatı,  yurt dışında pazarlanması aşamasına da yavaş yavaş geliyoruz diye düşünüyorum” dedi.

 

“YAZILIM’A BASİT BİR İŞ ALGISI”

Prof. Dr. Kemal Bıçakçı, siber güvenlik konusunun hem yazılım hem donanımdan oluşan bir alan olmasına rağmen Türkiye’de bir üretim veya donanım konusuymuş gibi bakıldığını söyledi.  İnsanların yazılım algısının “basit bir iş” şeklinde olduğunu dile getiren Bıçakçı,  bunu bir örnekle açıkladı:

“Teknolojiyle ilgili olarak denilir ki 1 kilo tuz veya un satarsak bu 1 lira ediyor. 1 kilogram uydu satarsak, bunu da bölersek bunun bir kilosu 1 milyon dolar ediyor.  Teknolojinin değerli olduğunu anlatmak için güzel fakat eksik bir örnek. Çünkü yazılım denilen şey kiloyla ölçülmüyor. Yazılım know-how’dır, yazılım bilgidir, yazılım tecrübedir. Siber güvenlik projeleri de dâhil olmak üzere yazılım projelerini farklı mekanizmalarla desteklemezsek zorlanırız. Bunun sonuca dış göç, yetkin kişilerinin yazılım mühendislerinin, bilgisayar mühendislerinin yurt dışına kaçması durumu ortaya çıkıyor. Bunlarla baş edebilmemiz için her şeyden önce bu alanda ayrı ölçütlerin olması gerektiğini düşünmemiz gerekiyor.”

Son Güncelleme: 10.02.2021 13:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.