Teknolojik yönden bağımlılığı sona erdirmek, ulusal servetin ithalat yoluyla dışarıya çıkmasını önlemek amacıyla son yıllarda “yerli üretim”, “yerlileştirme, “yerli malı” gibi kavramlar sıkça kullanılmaya başlandı ve bu konuda topyekûn bilinç yükseltme gayretleri çoğaldı. Zira bir ülkenin kendi öz kaynaklarını değerlendirerek kendi kendine yetebilirliğini güvenceye almak, ekonomik ve siyasi bağımsızlığı sağlamanın öncelikli koşulu haline geldi.

Konu, son yıllarda hayli güncel ancak bir hakkı teslim etmek gerektiği kanaatindeyim. Küreselleşme söylemenin revaçta olduğu 1990’lı yıllarda OSİAD, “yerli malı kullanalım” kampanyalarıyla farklı bir duruş sergiledi. Konuyla ilgili etkinlikler gerçekleştirdi, kamu satın almacılarını OSTİM’e getirerek bölgenin kapasitesini göstermeye çalıştı ve onlara “yerli malına güvenin” mesajını verdi. Bakanlara, milletvekillerine “ihalelerde yerli malına avantaj sağlayın” dedi, sergiler açtı, fuarlar düzenledi. O dönem için bu söylemin yadırgandığını itiraf etmekle birlikte Türkiye’nin OSİAD’ın çizgisine gelmiş olmasından da kıvanç duyuyorum. Bugün ne mutlu ki, “yerli ve milli üretim”, “ürün yerlileştirme”, “yerli ürüne fiyat avantajı” konularında bir siyasi irade oluştu ve böyle bir iradenin varlığı her şeyden önemli...

Geçmişte OSTİM’in kapasitesini göstermek isterken haklıydık; çünkü bugün kümelenme çalışmalarının da kanıtladığı gibi OSTİM’in kendisi bir markadır, sanayi kültürüne ve sanayileşme birikimine sahiptir; Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi (ARUS), Savunma Sanayi, Medikal Sanayi, İş ve İnşaat Makineleri, Haberleşme Teknolojileri, Yenilenebilir Çevre ve Enerji kümelenmelerini gerçekleştirerek öncülüğünü göstermiştir. Kümelenme çalışmalarına konu olan sektörlerdeki isabetlilik ayrıca takdir edilecektir. Çünkü birkaç ay önce açıklanan “proje bazlı teşvik sistemi”nin kapsamına giren sektörlerle, OSTİM’deki kümelenmeler arasındaki paralellikler dikkat çeker. Örneğin, savunma sanayi teknolojileri, yenilenebilir enerji, tıbbi cihazlar, uçtan uca yerli ve milli 5G, raylı sistem araçlarının üretimi hem OSTİM’deki kümelenmenin konusu hem de bu sektörler proje bazlı teşvik sistemi içindedir. Haberleşme sektöründe yerlilik oranı yüzde 1 bile değildi; OSTİM'in kümelenmesine öncülük ettiği haberleşme teknolojilerinde sektörel teşvik ile 2020 sonunda yüzde 50’nin üzerinde bir yerlilik hedeflenmektedir.

Türkiye’nin yerli sanayi hamlesinde önemli roller üstlenen OSTİM’in Ankara’nın, Ankara’nın da Türkiye’nin lokomotifi olacak kapasite ve olanaklara sahip olduğunu anımsatmak isterim.

Ankara’nın en önemli avantajı beşeri sermayesidir. Nitekim Ankara’daki yüksekokul veya fakülte mezunlarının oranı 21,3’tür ve bu Türkiye ortalamasının (yüzde 14.06) çok üzerindedir. 21 üniversitesi, 8 teknoparkı, 11 OSB’si ve çok sayıda araştırma merkezi ile Ankara, yüksek bir beşeri sermayeye ve güçlü bir teknolojik altyapıya sahiptir. Ayrıca Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksleri sıralamasındaki ilk 5 üniversitenin üçü Ankara’dadır. Bu nitelikli iş gücü ve sanayi altyapısının sonuçları da istatistiklere yansımaktadır. Örneğin TÜİK istatistikleri kullanılarak yapılan hesaplamalara göre, 2005-2014 döneminde yüksek teknoloji ihracatında Türkiye ortalaması yüzde 3,7 iken bu oran Ankara’da yüzde 8,7’ye yükseliyor. Sadece 2014 yılında ileri teknoloji ihracatında Türkiye’nin ortalaması yüzde 3,2’dir, oysa Ankara için bu rakam 11,4 olarak gerçekleşmiştir.

Nitelikli işgücü ve ileri teknoloji üretme kapasitesinin, ürün yerlileştirmesinde başkenti diğer şehirlere göre avantajlı hale getirdiği aşikârdır. Üstelik savunma sanayinin kalbinin Ankara’da attığını ayrıca hatırlatmalıyım. ASELSAN, TUSAŞ, FNSS, HAVELSAN, ROKETSAN gibi önemli kuruluşların yarattığı ekosistem, bu kuruluşların tedarikçisi KOBİ’leri de olumlu yönde geliştirmektedir. Dolayısıyla son yıllarda memur kenti olmaktan çıkıp bir sanayi şehrine dönüşen Ankara’da işletmeler katma değeri yüksek ürünleri üretme konusunda daha istekli davrandığında hem kendilerini güçlendirecekler hem de Başkent’in rekabet gücünü artıracaklardır. Bunun için, proje bazlı destek sisteminin yürürlüğe girmesi, stratejik 5 ana sektörde ithal edilen ürünlerin yerlileştirilmesi çalışmaları dikkate alındığında yatırım için uygun bir iklim olduğunu anımsatmak gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.