Sayın Erdal Bahçıvan,

Yaptığınız “yeni nesil OSB çağrısı” üzerine, sorunun değişik bağlamlarına değinerek, doğru içgörülere bizleri taşıyacağını düşündüğüm çerçeveyi çizmeye çabaladım. Sekiz ayrı yazıda, yeni nesil OSB’leri tasarlarken zihni modelimizde hangi varsayımları irdelemesi gerektiğini paylaştım.

Düşüncelerimi paylaşırken, yaptığımız araştırma, inceleme, yorum ve haberlerimizde bir “metot eksikliği” olup olmadığını sürekli sorguluyorum. Herhangi bir insanın “kendi yanılmazlığına inanması” kadar tehlikeli başka hiçbir şey olmadığını söyleyenlere bütün benliğimle katılıyorum. Bu temel ilke nedeniyle hemen her yazıda, eksiklerimin tamlanmasını, yanlışlarımın düzeltilmesini okuyucudan talep  ediyorum.

Sayın Başkan,

Çağrınızla ilgili yazdıklarımın daha net anlaşılması için önemli bir anıyı paylaşmak istiyorum: 1960’lı yılların başlarında Kalkınma Planı hazırları tamamlanıyor; DPT Müsteşarı Emekli Kurmay Albay Şinasi Orel’e sunuluyor. Osman Nuri Torun, Attilla Karaosmanoğlu, Attilla Sönmez, Nejat Erder gibi planının teknik yöneticileri çalışmanın çok beğenileceğinden emindirler. Müsteşar Şinasi Orel plan metnini özenle okuyor; renkli kalemlerle çizerek  Nazilli basmasına dönüştürüyor. Atilla Karaosmanoğlu’nu çağırıp, “Bu plan eksik” diyor.

İddialı bir teknisyen olan İktisadi Planlama Dairesi Başkanı şaşırıyor. Şaşkınlığın farkına varan Şinasi Orel, gerekçelerini sıralıyor: “Planın yarısı ne yapılacağını anlatmaktır. Diğer yarısı, kimin, nerede, ne zaman hangi işi yapacağı, sonuçların nasıl izleneceği, geri-bildirimlerin nasıl değerlendirileceğine ilişkin yetkilerin ve sorumlu olanların belirlenmesidir. Bu plan metni yapılması gerekenleri çok güzel anlatıyor, ama yetkileri, sorumlu olanları, zamanlamayı, geri-bildirim döngüsünü, ödünsüz gözetim ve denetimin nasıl yapılacağını tanımlamayı ihmal etmiş!” Bu anının temel düşüncesi ve yöntem önerisi hepimizin önemli dersler çıkarmasını gerektiriyor.

Ülkenin önde gelen sivil toplum inisiyatifinin başkanı ortak çağrınızı çok önemsedim. Bu ülkede sayıları 360’ı bulan OSB’lerin yakın izleyicilerinden biriyim. OSB’lerle ilgili daha önce kapsamlı yazılar yazdım. OSBÜK’ün yeni bir kimliğe kavuşması taleplerine karınca kararınca katkılarım oldu. Yapılan çağrının ne anlama geldiğini, değerini kavrayacak birikimlerim var. Böylesi çağrılar başlı başına gerekli olmasına rağmen yeterli değil. Atılması gereken daha bir dizi adım var:

Birincisi, kapsayıcı bir anlayışla İstanbul’da yeni nesil OSB sorunuyla ilgili bütün inisiyatiflerin yetkilileriyle “ortak ihtiyaç belirleme toplantıları” yapılmalı. İhtiyaçlar doğru tanımlanırsa, katılım ve paylaşım güçlenecektir; taleple ilgili çağrıların siyasi irade, bürokrasi ve yerel yönetimler nezdindeki özgül ağırlığı artacaktır. İkincisi, dijital teknolojinin yarattığı sınırsız bağlantı, engelsiz iletişim ve küresel işbirliği bağlamını özenle analiz etmeliyiz. Yeni nesil OSB’lerin yapıları ve işlevlerinin neler olabileceğine ilişkin bir ön-araştırma yaparsak, ne yapacağımızı tasvir edebilir; tanımlayabiliriz. Gerçekçi bir tanımlama gerekli arazi ihtiyacını, arazinin konumunu, altyapı ve üst yapı donanımlarını daha nesnel öngörmemizi sağlayacak ve doğru kaynak tahsisi yapılabilmesinin önünü açacaktır.

Üçüncüsü, bir “merkez düşüncesi” olmadan roman bile yazılamayacağını, roman sanatı üzerine çalışanlar sıklıkla vurgular. İstanbul’da kişisel olarak da çok gerekli bir altyapı olacağını düşündüğüm iki yakadaki yeni nesil OSB’lerin “merkez düşüncesi” net olarak tanımlanmalı ve paylaşılmalıdır. Paylaşılmış ve çoğunluğun zihninde meşrulaştırılmış her merkezi düşünce, böylesine önemlidir ki, o önemi ve değeri anlatmaya gücüm yetmez.

Dördüncüsü, sivil inisiyatif yetkililerinin katılacakları bir ortak fonlama ile “yeni nesil OSB merkez yönetim” oluşturmalıdır. Merkez yönetimi bütün çalışmaların içeriğini, zamanlamasını ve paylaşılmasının yönetişiminden sorumlu olmalıdır. Alınan her kararın, hayata taşınan her uygulamanın sistematik olarak geri-bildiriminden çıkan sonuçların ödünsüz gözetim-denetiminden merkezi yönetim sorumlu olmalıdır. Böylesi bir yöntem, süreçlerin etkin yönetimini sağlayacak, kimlerin projeye samimi destek verdiklerini, kimlerin hangi gerekçelerle uzak durduklarını tarihe not düşecektir.

Beşincisi, “Bilgili ve temas halinde bir halkı olmayan toplumların kalkınamayacağı” gerçeğinden yola çıkarak; yaygın ve yerel medyanın sözlü ve yazılı kanallarını sistemli bilgilendirme yapısı daha işin başında oluşturulmalıdır. Medyada “ayrıntı bilen insan” sayısını artırmak, böyle bir projenin “kitle desteğini arkasına almasının” bilinen en etkili yoludur. Açıklık, çok seslilik ve çok kültürlülük, hesap verebilirlik ilkelerinden yola çıkılırsa, özel ve kolektif kaynaklar yerli yerinde kullanılabilir.

Sayın Başkan,

Dijital dönüşüm bir yandan mevcut üretim yapısında rekabet edebilir  ölçek, rekabet edebilir teknik donanım ve rekabet edebilir yönetişim  anlayışı gerektiriyor. Bir yandan da titizlikle dijital dönüşüme uyum yatırımlarını dayatıyor. Bu iki eğilim, ülkemizin hayati gündemleri arasında yer alıyor. Çağrınızın hayati önemde olması yetmiyor, işin fikr-takibi de önem taşıyor. Projenin bağlamlarına ilişkin, karınca kararınca, ne biliyorsak onları paylaştık. Yazarak ortaya belge koyduk. Görüşlerimizin “tek doğru” olduğunu asla söylemedik. İstiyoruz ki, dayanıklılığı yaratan çoklu bakış açısıyla sorunları ele alalım; birbirimizin eksiklerini tamamlayayım, yanlışlarını düzeltelim; maddi ve kültürel zenginlikler üreterek insanlarımızın yaşamını kolaylaştırmaya yönelik gerçek yerli ve milli düşünceleri projelere ve kurumlara dönüştürelim.

Beni anlayacağınızı umuyor; saygılar sunuyorum.

___________________________________

Not: Merak edenler için bir uyarı… Yeni nesil OSB’lerle ilgili bir süre önce başladığım, 9 yazıya ulaşan açıklamalar yaptım. Yazılanların bütününe bakarak yapılacak eleştirileri asıl “zenginlik” olarak değerlendireceğimi bilmenizi isterim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.