banner110

Türkiye'de üniversite ile sanayi arasında  işbirliğinin yeterince sağlanamadığı, hep söylene gelmiştir. Ülkemizde halen bu konuda sempozyumlar, konferanlar  ve söyleşiler yapılmaktadır. “Bu işbirliğini nasıl  geliştirebiliriz. Sorunları nasıl çözümleriz” diye yıllardır  konuşuruz.

 Öncelikle, Üniversite-sanayi işbirliği nedir,  nerede başlıyor,  bu konuya açıklık getirmek gerekir. Bir ülkenin kalkınmışlık düzeyinin tesbitinde kullanılan en önemli faktör o ülkenin sanayileşme derecesidir. Ancak  o ülkenin sanayileşmesi için bilgi ve teknoloji düzeyinin yeterli olması gerekmektedir. Yeterli bilgi ve teknolojiye sahip  o ülke sanayileşmeye hızlı adımlarla gidiyor demektir.

 Bu gelişmenin en önemliği ayağı üniversitelerdir. Bir üniversitenin ana görevi araştırma ve eğitimdir. Üniversiteler bilgiyi yaratır. Muhafaza eder, paylaşır ve toplumun faydası için kullanır. Bilgiyi yaratan üniversite, bilgiyi uygulamalı bir biçimde kullanıp ürüne dönüştürerek sanayinin  hizmetine  sunar. Sanayi bu ürünü  ticarileştirir ve ülke ekonomisine katkı sağlar. Bütün bunlar  bir ülkede  üniversite ile sanayinin koordineli olarak işbirliği içinde  olmasını zorunlu kılmaktadır.

 Türkiye'de yapılan araştırmalar sonucu, üniversite-sanayi işbirliğinin yeterli düzeye  ulaşamadığı da bir gerçektir. Batı ülkeleri bile bu sorunu tam olarak çözümleyememiştir. Fakat ülkemizde konuşulur hale gelmesine rağmen, somut adımlar atılamamıştır.  Örneğin, Üniversite ile sanayinin bir iletişim sorunu var hala  çözülememiştir. 

Bir işletme sahibi üniversitelerle nasıl ilişkiye girecekleri konusunda  prosüdürleri ya bilememekte veya çekingen davranmaktadır.  İşletme sahiblerinin büyük bir bölümü üniversite ile  işbirliğine gerek duymadıklarını  belirtmektedirler. Ülkemizdeki sanayicinin  ancak yüzde 20'sinin Üniversite ile işbirliği yaptığı da yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

ÜNİVERSİTE HOCASI ALANA İNMELİ

Öyle anlaşılıyor ki, üniversite-sanayi işbirliğinin sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesi için, üniversite yöneticilerinin üretim alanlarına girmesi, birbirlerini tanıması yönünde düzenli çabaların gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca  üniversitelerin hangi alanlarda ve konularda sanayiye yardımcı olabileceklerini işletme sahiplerine anlatmaları gereklidir.

En çok tartışılan diğer bir sorun ise; üniversitelerdeki eğitim-öğretim proğramlarının sanayiye dönük olmamasıdır.  Üniversitede yetişen öğrencilerin, kuru ve eski bilgilerle  mezun oldukları, dolayısıyla iş hayatına atıldıklarında, üniversitede aldıkları  bilgilerin yeterli olmadıkları belirtilmektedir.  Hatta,  işletme sahiplerinin uygun nitelikte yetişmeyen öğrencilere staj kapılarını kapattıkları veya gönülsüz bir şekilde davrandıkları da görülmektedir. Ancak unutulmamlıdı ki, üniversite  ikili bir eğitim süresidir. Üniversitelerin temel amacı eğitim ve öğretimdir. Öğretim bölümünde, öğrencinin staj süreleri uzatılabilir veya proğramlarını  partik uygulamaya ağırlık verecek şekilde düzenleyebilir.

Ayrıca diğer bir eksikliğinde  üniversitelerdeki hocaların  iş dünyasına veya piyasaya   uzak yetiştikleri ve  üniversite duvarlarına ve kitaplara hapsoldukları da ileri sürülmektedir.

 Üniversite-sanayi işbirliğindeki başarısızlığın ana temelide  mali kaynakların  paylaşımı konusudur. Üniversitelerin sanayi kuruluşları için gerçekleştirdiği projelerden elde ettiği gelirlerin üniversitelerin  döner sermaye  mevzuatı geregi öğretim üylerine aktarılan payın az olması da  işbirliğini engelleyen faktörlerin başında gelmektedir. Üniversite hocaları bir taraftan ders yüklerinin ağır oluşu, öte yandan, projeler için harcadığı zamanı göz önünü  aldıklarında, elde edilen gelirin ancak “tavuğun suyunun suyu” olarak değerlendirmektedirler.   Projesini üniversitenin döner sermayesiyle yapan bir hoca, gelirin  ancak yüzde 45'ini  almaktadır. 

 YÖK'te yapılan yeni düzenleme ile  üniversite öğretim üyelerinin paylarını artırmış  olsada, üniversite-sanayi işbirliğinde istenen  sonuca ulaşılamadığı da  görülmektedir.

 Bir başka sorun da, öğretim üyeleri ile sanayici arasında  proje bedellerinin ödenmesi konusudur. Üniversite hocası sanayiciye “önce  danışmanlık bedeli” diyor. Sanayici ise “önce proje sonuçları” diyor. Böylece   bir “güven bunalımı”  ortaya çıkıyor.  Bu durumda üniversite-sanayi işbirliğinin artırılması çabalarını engellediği gibi bir çok projede hayat geçirilmeden çöpe gidiyor.

YENİ İKLİM  : TEKNOKENTLER

Üniversite – sanayi işbirliğinde  birbirlerine karşı güvensizliğin giderilmesi, mali kaynakların ve işbirliği organizasyonun sağlanması için  yeni iklim teknokentlerdir.  Bugün sayıları hızla artan, OSB'lerin yanı sıra,  her üniversitenin de bir teknokenti kurulmaktadır. Çünkü günümüzde üniversite-sanayi işbirliğinin yoğun olarak yaşandığı yerler teknokentlerdir. Teknokentler bir ünivertsite veya araştırma kurumu öncülüğünde  üretilen bilginin ticarileştirilmesine imkan sağlayan merkezlerdir.

Sanayici veya küçük ölçekli işletme sahipleri, buralarda üniversite ile rahat bir işbirliği yapma, projelerine  daha kolay  destektek bulma imkanına kavuşmaktadırlar. Böylece teknokentlerde, AR-GE ve inovasyon temelli işlerin tamamlanması sonucu ortaya çıkan katma değeri yüksek ürünler  bölge ve ülke kalkunmasına  büyük katkı sağlamaktır.

Ayrıca  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının büyük desteğiyle üniversitelerde yaygınlaşmaya başlayan Teknoloji Geliştirme Ofisleri (TTO) sayesinde üniversite-sanayi işbirliği konusunda ortaya çıkan sorunlar büyük ölçüde giderilmesi amaçlanmaktadır.

Teknoloji Transfer Ofisleri sayesinde işletmelere AR-GE ve yazılım geliştirme faaliyetleri için ihtiyaç duydukları finanasman desteğinin verilmesinin yanında, geliştirdikleri ürünlerin  fikri mülkiyet hakkı,  patent alınması, marka tescili ve eğitim gibi konularda destekler verilecektir.

Yeterki iyi niyetli olalım

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.