Milli ve yerli üretim anlayışı, bizlere bırakılmış güçlü bir miras.

Türkiye Cumhuriyeti’nde, fabrikaların sayısı henüz bir elin parmaklarını geçmemişken uyanan bilincin tezahürü, Türkiye’nin günümüzde savunma sanayii nişanesini göğsünde gururla taşımasına büyük bir vesile olmuştur.

Çünkü askerlerin yalnızca cephede döktüğü ter ve gösterdiği mücadele değildir savaş, ülkelerin galip gelmesi, halkın üretim tezgâhları arkasında bu ülkeyi omuzlarında yükseltebilmesine bağlıdır.

Anadolu pastasının her bir diliminden ısırık almaya çalışanların ağzını kapatan yerli üretim hamlesi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de tam zamanında geldi.

Yani, benzer bir süreci şimdi de yaşıyoruz.

Sınır ötesi harekâtların gündem olduğu zamanda yeniden dirilen milli ve yerli sanayi bilincimiz, özellikle savunma sanayi kanadında hayli başarı işlerin altına ülkece attığımız imzanın mayası oldu. Türkiye’nin hem jeopolitik konumu, hem de sınır ötesi harekâtlarda üstlendiği rol üzerine yoğun bir kamuoyu oluştu ve sanayi sektörüne katma değer sağlayan her bir mükellef, şapkasını önüne koyarak düşünmeye başladı.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının itici güç olduğu bu dönemden itibaren sektör firmalarımızın kendine güveni geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne insansız hava aracı bağışlayan, savunma sanayii için kritik öneme sahip mühimmatlar üreten, ileri teknolojilerle örülü ürünlerini ordunun hizmetine sunan birçok işletme “ben de buradayım, bu yarışta ben de varım” dedi.

Savunma sektöründeki yerli üretim kıpırtısı, kendisini ihracat sahnesindeki yüzde 10’u aşkın artışla hissettirdi.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Yerli istekliler ile ilgili düzenlemeler” başlıklı 63’üncü maddesinin (c) bendinde geçen, “Mal alımı ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine, yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanabilir” ibaresi de yerli KOBİ’lere devletin verdiği geniş bir omuz oldu.

Doğuşu, ünlü Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’a göre 1683’teki II. Viyana Kuşatması’ndan sonraki başarısızlığı müteakiben gerçekleşen Türk savunma sanayisi, işe orduyu modernize etme fikriyle başladı; imkansızlıkları da sırtına alarak bu günlere geldi.

Sektör, yerli ve milli üretimin en kritik önemde olduğu sahaların başını çekiyor.

Savunma sanayiide yerli üretime tercih değil, zorunluluk gözüyle bakılalı çok oldu. Üst makamların verdiği demeçler, güvenlik olgusunu besleyen savunma alanında herhangi bir gecikmeye, ihmale tahammülün olmadığını gösteriyor.

İş böyle olunca, savunma sektörü gözünü kırpmıyor. KOBİ’ler pür dikkat, devlerin arasına nasıl dahil olacağını düşünüyor.

Öncesinde savunma devlerinin tedarikçisi olmak adına kıyasıya bir yarış içine giren ve arenada kendine yer bulamayan KOBİ’ler, artık eli boş dönmeyecek. Yeni filizlenen işletmeler de dev kurumların tedarikçisi olabilecek. Savunmanın temsil gücü yüksek kurumları, sektörün irili ufaklı tüm güçleriyle temasta olacak.

Radarların, uçaksavarların, İHA’ların, füzelerin ve görüş sistemlerinin “görücülerine” parmak ısırttığı fuar ve etkinliklerin sayısı, sektör takipçilerinin dikkatinden kaçmamıştır. Zira bu azımsanmayacak artışı görmemek imkânsız.

Bu artış ise çölde bir kum tanesi...

Ayrıca, ana hatlarını rekabetin çizdiği bu dönemde, "Milli Savunma Bakanlığı Onaylı Tedarikçisi" olma yönünde KOBİ’lerine çağrıda bulunan Türkiye, söylemlerini kâğıt üzerinde bırakmamaya kararlı.

Devir değişti. Bundan sonra, “hem saha, hem masa...”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut Nazım Can 2019-02-11 19:31:18

Sevgili Sanayi Gazetesi Ailesi;

Bu yazıları okudukça Türkiye'de yeşeren umut ışığına şahit oluyorum. Hepinizin ellerine sağlık. Fatma Tuğçe Hanım'ın yazısından hareketle Cumhuriyet dönemindeki sanayi atılımlarının da üzerinde durmanızı ve hatta tatihimizde sanayi atılımları gibi yazı dizileri kurgulamanızı gönülden isterim. Bu konuda bazı tez çalışmaları okudum ve gerek Osmanlı son dönemleri ile ilgili gerekse Cumhuriyet ilk döneminde Atatürk'ün girişimlerine hayran kaldım. Örnek vermek gerekirse Nuri Demirağ üzerine bir yazı beklerim sizden.. Saygıyla ve selamlarımla hepinize..

Misafir Avatar
Sanayi Gazetesi (F. Tuğçe Erol) 2019-02-12 08:54:58 @Mahmut Nazım Can

Mahmut Bey İyi Günler;
Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler. Değerli bir okurumuz olarak, takibinizde olmaktan ötürü oldukça memnunuz. Referans verdiğiniz konuyu, yakın zamanda sanayi tarihçesi başlığı altında dönem dönem inceleme yönünde bir hazırlık içerisindeyiz. Sevgiler, iyi günler dilerim.

Beğenmedim! (0)