Dünya ekonomisinin liderleri konumunda olan ülkelerin gelişmişlik süreçlerine bakıldığında, fakir ülkelerin önce ucuz iş gücünü, daha sonra nitelikli insan kaynaklarını ve şimdi de parlak “fikir-bilgi” göçünü uygulama modeline geçtiği görülür. Dünya ekonomisi artık bilgi temelli süreçlerle yönetiliyor. Bilgiyi elinde tutan dünyanın herhangi bir köşesinde kendince en uygun olduğunu düşündüğü koşullarda üretim yapabiliyor veya yaptırabiliyor.

Günümüz dünyasında ürünlerin, teknolojilerin çok çabuk eskitildiği görülüyor; yani ekonomik ömrü dolmadan daha iyisinin piyasaya sürüldüğü biliniyor. Herhangi bir sektörde lider olan firmanın liderliğini sürdürebilmesinin tek yolu, rakiplerinden daha önce yeni ve daha iyi bir ürünü piyasaya sürebilmek. Şirketleri çok kısa sürelerde yok olma tehlikesiyle yüzleştiren bu yarışta var olabilmenin yolu, yenilikleri artan bir hızla yaratabilmektir.

Bu yeni sistem gereği, dünyanın hangi köşesinde olursa olsun, ekonomik değer yaratma ihtimali olabilecek tüm fikirlerin ortaya çıkması sağlanmalıdır. Dolayısıyla, filizlenecek fikirlerin beslenip büyütülmesi ve dünyanın beğenisine sunulacak hale getirilmesi gerekir.

Bir fikrin ticarileştirilmesi ve rafta bir ürün haline getirilmesi süreçlerini profesyonelce yönetmeye başlayan ilk ülke ABD olmuştur. ABD, bugün teknoloji transferi çalışmalarının tüm dünyaya yayılması için özel gayret göstermektedir.

Teknoloji transferi dünyasında ülkeler arasında kurulacak ağ yapılar ile “değer taşıma ihtimali olan her fikir” tüm dünyada görücüye çıkmış olacaktır.

Peki, sınırların yok olduğu küresel bir dünyada yaşadığımız söylense de uluslararası şirketlerin dahi ana vatanı vardır. Her toplum, doğal olarak, öncelikle kendi çıkarlarını koruma peşindedir.

Türkiye’nin durumuna dönecek olursak; teknoloji transferi dünyasının bir parçası olmaya çalışmak ve bu süreçleri kurguluyor olmak yanlış değil.

Zaten, ülkemizde son 15–20 senedir yaratıcı/yeni fikir/proje adlarıyla gençlere yönelik yarışmalar yapılmaktaydı. Zamanla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB girişimcilik programları başlatılarak ekosistemin ilk tohumları atılmıştı.

Ek olarak ise yeni fikirleri bulacak, destekleyecek ve özellikle üniversiteden yeni fikirler çıkmasını sağlayacak sonunda bu bilgilerin değişik yollarla sanayiye akmasını sağlayacak bir yapıya ihtiyaç vardı.

O nedenle, TÜBİTAK’ın TTO programını başlatmış olması yanlış değildir ama eksiği vardır.

Ulusal kaynaklarımız kullanılarak kendi insanımızın geliştireceği fikirlerin öncelikle ülkemiz ekonomisine katkı sağlayacak sonuçlar doğurması beklenir.

Ülkemiz sanayiinin teknolojik seviyesinin yetersizliği, yeni teknolojilere ilgisizliği bu süreçlerden doğacak ürünlerin ulusal ölçekte ilgi görememe tehlikesine işaret etmektedir.

Rekabetçiliğini henüz teknoloji tabanlı sağlama, sürdürme anlayışını kavrayamamış sanayicimizin bu sistemden çıkacak ürünlere bugün ilgi göstermesini beklemek aşırı iyimserlik olur.

Diğer taraftan, Türk yatırımcısının portföyüne henüz fikri haklar girmemiştir. İnsanımız için en iyi yatırım aracı döviz, altın veya ev, arsa gibi taşınmazlardır. O nedenle, Türkiye’de gerçek anlamda melek yatırımcı bulmak veya yeni teknolojilere yatırım yapabilecek kişileri görebilmek çok zordur.

Ekosistemin ana aktörü durumundaki sanayicilerin tavrı ve toplumun yatırım anlayışı nedeniyle üreteceğimiz yeni fikir ve teknolojinin yurt dışına kaçışı zorunlu gibi görünüyor.

Amacımız bu kaçışın kesinlikle önlenmesini önermek değildir.

Bu sistem içinde tabii ki en iyiler gidecektir.

Ama hiç beklenmedik bir anda bir sanayicimiz “ben yaparım” diyebilir. Böyle bir şansı saklı tutmak adına devletin tedbirler alması gerekir.

Tıpkı patent yasasında tanımlanan “işçi buluşu”nun “serbest buluş”a dönüşmesindeki gibi bir süreç tanımlanabilir. TOBB aracılığıyla tüm odalara ve oradan da tüm iş dünyasına dağıtım yapılabilir. Sonuç ne olur bilinmez ama hiç değilse bir farkındalık yaratılır.

Bugün olmasa bile yarın bir iş insanı çıkıp, “Ben bu fikre yatırım yapmak istiyorum” diyebilir. Bu ihtimali kullanmak, kendimize bir şans tanımak hakkımız değil mi?

Serbest piyasa kurallarıyla tanınan ABD dahi bu konuda “her şey serbest” demiyor...

Fikirlerinize sahip çıkın. Devir değişti artık! Cebinizdeki para değil, aklınızdaki fikir gidebilir!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.