Geçen sene bu zamanlar işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıklarda, dava öncesi arabulucuya gitme zorunluluğu getirilerek, iş davalarında yargının üzerindeki yükün hafifletilmesi amaçlanmıştı.

2018 yılı biterken yayımlanan “7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” ile de ticari davalarda arabuluculuk müessesesi getirilmiştir (19 Aralık 2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete).

Ticari dava sayısının azaltılması amaçlanan “arabuluculuk” düzenlemesi ile ticari dava açmadan önce zorunlu olarak bir arabulucuya başvurulması, arabulucunun karşı taraf ile şikayetçi (davacı) olanı bir araya getirmesi ve böylece arabulucudan anlaşmazlığın çözümüne arabuluculuk etmesi hedeflenmektedir.

Ticari hayatta karşılaşılan uyuşmazlıkların tarafı olan tacirler genellikle şirketlerdir. Kanunun yayımlanmasından sonra artık, bir şirket mal tedarik ettiği diğer bir şirketten alacağını alamazsa ya da kusurlu mal teslimi yapılan şirket zarara uğradığı iddiasında bulunsa, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunda.

Demek ki bir şirket bundan böyle bir başka şirkete mal veya hizmet satmış ve alacağını alamadığını ya da bir tazminat alacağı olduğunu iddia ediyor ise dava açmadan önce arabulucuya başvuracak. Doğrudan dava açarsa, mahkeme, önce bir arabulucuya başvur, anlaşamazsan davana bakarım diyecek. Yani diğer bir anlatımla konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce bir arabulucuya mutlaka başvurulması gerekmekte olup, böylece arabuluculuk bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Kanunda, bir miktar para ifadesine yer verilerek, alt ve üst miktar sınırlaması getirilmemiştir.

Dava açmayı düşünen şirket, arabulucu ve diğer şirket ile bir araya gelip anlaşmaya varamazsa, bu durumu belirten tutanak veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup, buraya dikkat; bu zorunluluğa uyulmadan mahkemeye başvuran davacıya mahkemece son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilecek. Sonuçta, arabulucuya başvurmadan açılan davanın usulden reddine karar verilecek.

Görevlendirilen arabulucunun, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırması gerekmekte, bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Başvurular da yetkili mahkemenin bulunduğu yer Adliye Arabuluculuk Bürosuna yapılmak zorunda.

Son olarak belirtilmesine yarar olan husus; taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin arabulucunun düzenleyeceği ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi halinde, toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağıdır.

Yapılan düzenleme derdest olan davaları kapsamayacak, 01.01.2019 ve sonrasında açılan davalarda uygulanacaktır. 2018 yılında arabuluculuk müessesesinin iş davalarında dava şartı olarak uygulamaya girmesi sayesinde İş Mahkemelerinde açılan dava sayısının bir önceki yıla göre yaklaşık üçte iki oranında azaldığı dikkate alındığında, ticari davalar için getirilen arabuluculuk müessesesi ile de yargı üzerindeki iş yoğunluğunun yine azalacağı ve dava öncesi sulh yoluyla hızlı sonuç alınacağı öngörülmektedir.

* Bu yazıda belirtilen görüşler yazarına ait olup çalıştığı ku­rumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.