Çankaya Üniversitesi sanayicinin çözüm ortağı

Üniversite sanayi işbirliğinde çıtayı yükseltmeyi başaran Çankaya Üniversitesi başvuruda bulunan işletmelerin her sorununa çözüm üretiyor. Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Güvenç maliyet muhasebesinden depolamaya sanayiyle ilgili her konuda çalışma yapıp sorunları çözüme kavuşturduklarını söyledi.

Çankaya Üniversitesi sanayicinin çözüm ortağı

Üniversite sanayi işbirliğinde çıtayı yükseltmeyi başaran Çankaya Üniversitesi başvuruda bulunan işletmelerin her sorununa çözüm üretiyor. Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Güvenç maliyet muhasebesinden depolamaya sanayiyle ilgili her konuda çalışma yapıp sorunları çözüme kavuşturduklarını söyledi.

18 Kasım 2013 Pazartesi 11:50
Çankaya Üniversitesi sanayicinin çözüm ortağı


     Üniversite sanayi işbirliği son yıllarda ülkemizin en önde gelen konularından biri. Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşmasında katma değeri yüksek üretimde bulunmanın önemi de göz önünde bulundurulduğunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ülkemizin tüm bölgelerine yaydığı toplantılar bu konuda çıtanın daha da yükselmesi için. Bu işbirliğinin hala istenilen zeminde oturmamasında ise her iki tarafın eksikleri var ancak üniversite sanayi işbirliğinde önemli çalışmalar yapıp mesafe kat eden üniversitelerimiz de var. Çankaya Üniversitesi, o üniversitelerimizden biri. Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Burhanettin Güvenç işbirliğini ve Çankaya Üniversitesi’nin bu konuda sürdürdüğü çalışmaları Sanayi Gazetesi’ne değerlendirdi:

Üniversite ve sanayi sektörü arasındaki iletişimin kurulamaması ve geliştirememesi arkasındaki ana etken nedir?
-          Ana etken olarak üniversitelerin kendi sorumluluklarının farkında olmadığını düşünüyorum. Bir üniversite ülkedeki her türlü sorundan, sıkıntıdan, problemden, sorundan sorumludur. Olaya böyle baktığımız için bize ihtiyaç duyan bütün sanayicilerin, KOBİ’lerin, hizmet veya üretim sektörü fark etmeksizin hepsinin bilgiye ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Onların eksikliklerinden de kendimizi zaten sorumlu görüyoruz. Bu yüzden bize kimsenin, ‘Gidin onlarla çalışın’ demesine gerek yok. Biz kendimizi sorumlu gördüğümüz Ankara’daki bütün OSB’lere girdik. Sadece Ankara değil Trabzon’dan Bodrum’daki yat imalatçılarına kadar bize ihtiyaç duyan bizden bir şey isteyen her kuruma gidiyoruz.

Çankaya Üniversitesi’nde bu konuda ne tür çalışmalar sürdürülüyor?
-          Her hafta üniversitemize bir sektör geliyor. ANKSİAD’ın üyesi 120 mobilyacıyı temsilen yönetim kurulu heyeti ile görüştük ve bir dizi çalışma yapacağız. Yine aynı dernek bünyesindeki eczacılar, Herkül isminde bir yapılanma içine girmişler, çok ortaklı bir anonim şirket kurmuşlar ve bizden yardım istemeye geldiler, çalışmalarımız devam ediyor. Kurdukları şirketi, eksiklerini tespit edip daha verimli hale getirmemizi istiyorlar. Bunu yaparken de biz kendimize bir yük almış gibi hissetmiyoruz.  Bize ihtiyaç duyan insanın açlığını yenmekle ilişkilendirdiğimiz için maalesef yüzlerce yıl şu gerçek kaçmış. Açlık bilgiye duyulan ihtiyaçtır. Yediden yetmişe kurumlar olsun, aileler olsun herkesin bilgiye kesinlikli ihtiyacı var. Bilgi de çok hızlı artıyor, hızlı değişiyor, güncelleniyor. Bu değişimi en yakından takip edebilen, bilginin üretilmesine katkı yapabilen, bilgiye hızlı ulaşabilen kurumda üniversite. Üniversite bilgiye daha kolay ulaşır, üretir, geliştirir. Kurum ve kuruluşların da üniversitedeki bilgiye ihtiyaçları var. Şimdi biz oturduğumuz yerden onların bize ihtiyaç duyduğunu bile bile oturup seyredecek miyiz ? Duvarın dışına çıkmayacak mıyız? Biz duvarın dışına çıkmayı tercih ediyoruz.

Farklı alanlarda sanayinin niteliklerinin arttırılmasına yönelik çalışmalara nereden başladınız? Nasıl diyaloglar geliştirdiniz? Sanayicilerle ne gibi problemlerle karşılaşıyorsunuz?
-          Aslında bu konuyu anlayıp tam olarak ortaya koyduğumuz zaman herkesin yapabileceğini, herkesin bu konuda rahatlıkla faaliyet gösterebileceğini, destek verebileceğini de anlayacağız. Ülkemizde sadece sanayinin değil aklınıza gelebilecek her sektörün, esnafın eksikleri var. İşlerini tam olarak doğru yapamıyorlar. 2007 yılında biz OSTİM’e gittik. OSTİM’deki KOBİ’lere çalışanların eğitim düzeyinin düşük olduğunu, mühendis pek çalışmadığını, diplomalı çalışan olmadığını, usta çırak ilişkisi ile yetişmiş çalışanların çoğunlukta olduğunu söyledik. Üniversitemizde makine imalatı için makine mühendisliğinden ihracat için iktisat bölümüne, işletme ve endüstri mühendisliğine kadar tüm bölümlerin varlığından söz ettik. Bizden yararlanmalarını istedik. OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın çok şaşırdı. Karşılığında kendilerinden ne çıkacağını sordu. Bu gibi durumlarda insanların aklına refleks olarak bu sorular geliyor. Bu durumda bir maddi külfet olmayacağını, nasıl derse girip ders anlatmak zorundaysak sanayiciye de yardımcı etmek zorunda olduğumuzu söyledik. Çünkü Ankara’da çok fabrika ve imalathane gezdik. İşlerini yapamadıklarını, maliyet muhasebesini bilmediklerini gördük.

Eksiklerini göremiyorlar?
-          Eksiklerini kendisi göremiyor çünkü eğitim düzeyi uygun değil. Sıkıntıyı çözecek insan kaynağına sahip değil. Konuların farkında olduğumuzu ve destek olmak için geldiğimizi, karşılığında bir şey istemediğimizi söyledik. Bize inanmaları altı ay sürdü. Altı aylık süreçte biz sabırla OSTİM’de akşamları toplantı yaptık. Samimi olduğumuza inanmaya başladılar. 2007 yılında Orhan Aydın Bey ile beraber tek tek KOBİ’leri gezmeye başladık. Mezuniyet projesi yapmak zorunda olan öğrencilerimiz olduğunu, bu çocukların işe yaramaz konular ile uğraşacağı yere sorunlarını çözmeleri gerektiğini anlattık. Bu şekilde 11 proje zor toplayabildik.

Bu tabloyu inanç zayıflığı olarak tanımlayabilir miyiz?
-          İnanç zayıflığı var. Söz konusu 11 proje için 11 ayrı takım kurup pilot uygulamayı Endüstri Mühendisliği’nde yaptık. 9 ay sonra kurduğumuz altışar kişilik takımlar firmalara gitti ve sorunu teşhis etti. Hazirana doğru son sunumlarını yapan çocuklarımız projelerini tamamlayıp mezun oldular. Firmaların yöneticileri kendi projeleri olduğu için sunumların tümüne katılır. Bu 11 projenin yedisi firmalar tarafından uygulandı, dördü uygulanmadı. Bizi kıramadıkları için proje vermişler ama eksik bilgi vermişler. Dört takımda toplam 24 kişi dokuz ay boyunca boşuna çalışmış oldu. Diğer yedi firma projeleri uygulayıp başarıyı edinince bunun rüzgârıyla 2008 yılında 22, 2009 yılında 34, 2010 yılında 44 proje geldi. 2013 yılının haziran ayına kadar 315 proje tamamladık.

Ne çalışıyorsunuz?
-          KOBİ’lerin ihtiyacı olan her konu üzerine çalışma yapıyoruz. İhracat, pazarlama, üretim planlaması, yönetim organizasyonu, depo sistemi kurulması, lojistik, maliyet muhasebesi, sistemin verimliliği dahil hangi konuda sıkıntısı varsa üzerinde çalışma yapıp çözüme kavuşturuyoruz.

Türkiye’deki endüstri tesislerinin, KOBİ’lerin ya da işletmelerin hepsinde bir taraf aksıyor mu veya bir üniversiteyle işbirliği halinde kendini gözden geçirmesi gerekiyor mu? Böyle bir tavsiyeniz var mı?
-          Hepsinin aksıyor. 10’ncu kalkınma planıyla ilgili olarak Kalkınma Bakanlığı, KOBİ İhtisas Komisyonu kurdu. Bu komisyona beni de yazmışlar. 10 yıllık kalkınma planında benim önerim şu oldu: Üniversitelere 50 -100 KOBİ’yi zimmetleyeceksiniz. Her üniversite bunlardan sorumlu olacak. Bunların yaptığı ihracat düzeyini tespit edecek israfını azaltacak, hizmet içi eğitimini verecek, verimliliğini arttıracak, lojistikteki kaybını azaltacak. Bu işlemleri bilimsel yapmayıp kara düzen yaptığında lüzumsuz kilometrenin yarattığı yakıt masrafı, ekstra şoför maliyeti oluyor. Firmalar bir süre sonra bir çok nedenden dolayı kar edemez hale geliyorlar.

Bu akademik kadro daha önce çok çalışma yapmış saha çalışması olan çok saha tecrübesi olan bir kadro değil, sizin tarafınızdan ortaya nasıl bir durum çıktı ?
-          Ben 1 Kasım 1997 gününden beri Çankaya Üniversitesi’nde çalışıyorum, üniversitenin beşinci rektörüyüm. 10 yıl içerisinde birçok rektörümüz geçti, hiçbir rektörümüzden böyle bir şey duymadım. Üniversitede böyle bir kültür yok. Beni, ‘Bu işi yap’ diye göreve getirdiklerinde üniversitenin sosyal sorumluluğu çok büyük oldu. Vebal bildiğini zannedenlerin omzunda oldu. Daha çok bildiğini düşünüyorsan senin sorumluluğun daha fazla.

Üniversite kesimi sanayici için, ‘Hep işin para tarafını düşünüyor’ derken sanayicide üniversite hocalarımız için, ‘Hep kağıt kalem üzerinde şöyle yapın böyle yapın diyor, sahada ne yapılması gerektiğini bilmiyor’ diyor. Eskiden kalma bir kutuplaşma veya mesafe fazlalığı mı diyelim?
-          Biz ortadan parayı kaldırdığımız için rahatız. OSTİM’de onlarca kez seminerler verdik. O tarafta bambaşka bir dil var. Kafalarda hep şu soru var: ‘Bunun arkasından ne çıkacak ilerde bize fatura mı kesecek?’ Halbuki böyle bir şey yok. Bazen toplantılara bir hocamla gidiyorum, çoğunluklada kendim gidiyorum. Buradaki insanlara siz zorla vermek isteseniz bile alacak kimse yok. Bunu neden yaptığımızı soruyorlar ve ben Peygamber efendimizin, ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ sözünü söylemek zorunda kalıyorum. Buradaki açlık, bilgi anlamında. Ben senin bu sorunlarını biliyorum ve bile bile seyredemiyorum. Ben bunu seyrettiğim zaman,  ‘Sen bizden değilsin’ diyor. Ve biz o duruma düşmemek istiyoruz. Ve biz bunu defalarca kez belki yüz kere anlatmak zorunda kalıyoruz.

“Türkiye’nin her yerinden talep kabul ederiz”
Endüstride herhangi bir firma herhangi bir KOBİ sıkıntıları ile alakalı sizden yardım talep edebilir mi?
-          Türkiye’nin herhangi bölgesinden yardım talep edebilirler. Bursa Sanayici ve İş Adamları Derneği yönetim kurulu ile yeni kampusumuzu görsünler diye burada bir araya geldik ve raylı sistemler kümelenmesinin içinde yer aldık. Hakkari’de de olsa fark etmez. Bilgiye aç olduğunu belirtip çağıran herkese kapımız açık. Bizim zenginliğimiz burada. Bu işbirliğinden sanayi kurumları ile birlikte OSB’ler, sanayi ve ticaret odaları da yararlanmalı.

“Sanayi üniversitesi için çalışıyoruz”

 

Üniversitelerin bölümlerinin endüstriye şekil verecek kadar yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?
 
-          Bu konuyu OSTİM’le de konuşuyoruz. OSTİM, KOBİ’leri ve OSB’leri çok iyi tanıdıkça mevcut durumdaki üniversiteler buna ilaç olamaz. Orhan Bey ile tasarladığımız, onlarında çok istekli olduğu vakıf üzerinden üniversite kurma planı var. Onların tam arzu ettiği şekilde ekibimizi de işe katarak yeni bir üniversite için çalışıyoruz. Bir ihtiyaç var diyorsunuz. Onların tecrübeleri ve bizim tecrübelerimiz birlikte ihtiyaçlara cevap verecek. Türkiye de bir ilk olacak şekilde, üniversite tasarımını yapıyoruz.




 

Son Güncelleme: 18.11.2013 11:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.