BİLİŞİM TÜRKİYE’SİNİN MİMARI

Kayserinin bilim üssü Erciyes Teknopark’ın Genel Müdürü Bilgin Yazlık; “Endüstriyel ürünlerde yüksek performans ve kalite elde etmenin yolu Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarından geçer. Bunu başaracak birincil gücümüz ise teknoparklardır” dedi.

BİLİŞİM TÜRKİYE’SİNİN MİMARI

Kayserinin bilim üssü Erciyes Teknopark’ın Genel Müdürü Bilgin Yazlık; “Endüstriyel ürünlerde yüksek performans ve kalite elde etmenin yolu Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarından geçer. Bunu başaracak birincil gücümüz ise teknoparklardır” dedi.

29 Ocak 2016 Cuma 08:18
BİLİŞİM TÜRKİYE’SİNİN MİMARI



    2005 yılında kurulan, güçlü Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) olanakları ve nitelikli kuluçka hizmetleriyle öne çıkan Kayseri’nin bilişim cenneti Erciyes Teknopark, sanayide gelecek vadeden sektörleri aktif olarak destekliyor. Teknoloji yoğunluklu sektörlerin büyümesinin önemini Sanayi Gazetesi’ne anlatan Erciyes Teknopark Genel Müdürü Bilgin Yazlık, üretilen ürünün daha az maliyetli ve daha kaliteli olmasının yolunun Ar-Ge ve inovasyondan geçtiğini belirterek; “Ar-Ge yapan nitelikli işletmelerin ve kalifiye personellerin merkez üssü olan teknoparklarımız, Türkiye’nin geleceğini inşa edecektir” diye konuştu. Yazlık, rekabeti tesis edecek en güçlü olgunun Ar-Ge ve teknoloji olduğunu ifade ederek, ‘teknoloji transferine azami önem gösterilmelidir’ mesajı verdi.


Bilişimin zirvedeki ismi


Teknoparkınız ağırlıklı olarak hangi sektörlere yönelik üretim yapmaktadır? Bu sektörde daha çok hangi üretim unsurları öne çıkmaktadır? 


Erciyes Teknopark’ta yer alan Ar-Ge firmalarının büyük çoğunluğu bilgisayar ve iletişim teknolojileri, elektronik, enerji,  makine ve teçhizat imalatı sektörleri alanlarında üretim yapmaktadır. Sektörel olarak ele aldığımızda bilgisayar ve iletişim sektöründeki ana üretim unsuru doğal olarak insan iken, makine imalatında ise ana unsurun insan ile makine olduğunu görüyoruz. Ar-Ge yoğun tüm sektörlerde aslında üretimin asli unsuru nitelikli insan gücü ve paradır.



“Artış sürmeli”


Ar-Ge'ye ve bilişim harcamalarına ayrılan pay günümüz şartlarında yeterli midir, bu pay artırılmalı mıdır?


Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ya oranı 2004 yılında 0,52 iken 2014 yılında bu oran 1,01 olmuştur. Yaklaşık 2 katlık bir artış olmasına rağmen bu oran yeterli değildir. Ar-Ge harcamalarının GSYİH içerisindeki payı 2009 yılında en yüksek olan ilk 15 ülkenin ortalaması 3,03’tür. Dolayısı ile bizim de bu oranı yakalamamız gereklidir.



 “Ar-Ge yapamayan küçülür”


Ar-Ge ve inovasyon Türkiye'si olmak için hangi şartlar yerine getirilmelidir? Bu bağlamda verilen teşvikleri yeterli, uygulamaları etkin buluyor musunuz?


1950’li yıllarda ürünün yeni olması, insanların ürüne ihtiyaç duyuyor olması ve üretilebiliyor olması satılması için yeterli sayılıyordu. Fakat 2000’li yıllarda durum değişti, artık herhangi bir ürünü üretebiliyor olmak yetmiyor, küreselleşen dünyada pazar artık uluslararası oyuncular ile dolu ve bu pazarda yer edinmek için küresel bazda rekabet edecek ürünlerin üretilmesi gerekmekte. Bunun için de hiç şüphe yok ki inovasyon yapılmalıdır. Biz inovasyonu satış ile iç içe geçmiş olarak değerlendiriyoruz, inovasyon neticesinde bir satış oluşmuyorsa bu sürece inovasyon diyemeyiz şeklinde bir değerlendirmede bulunabiliriz.

Ar-Ge ise şirketin piyasada tutunmasını, fiyat ile değil kalite ile rekabet etmesini sağlar. Ar-Ge yapmayan işletmeler bir süre sonra ancak fiyatta rekabet etmeye başlar ve doğal olarak küçülürler. Ancak Ar-Ge yapan ve bunun sonuçlarını ticarileştirebilen yani ürünlerine inovasyon katan işletmeler büyüme potansiyeline sahiptirler. Bir işletme Ar-Ge ile rakipleri ile arasına bir teknoloji bariyeri koyabilir ve uzun yıllar piyasayı domine edebilir. 

Ar-Ge ve inovasyon Türkiye’si olabilmek için her şeyden önce Ar-Ge’ye yatırım yapmalı, nitelikli personel istihdam etmeli ve uluslararası pazarlarda yer bulacak tarzda üretim yapmalıyız. Bunun için bilgiyi kullanmalı, teknoloji transferine önem vermeliyiz. Eğitimden kültüre, sanayiden bilime kadar çok geniş bir yelpazede yapılması gereken büyük reformlara ihtiyaç vardır. Devletin şu an sunduğu teşvikler ve destekler bizce oldukça yeterlidir, bazı küçük iyileştirmelerin gerekli olduğu söylenebilir ama genel bir değerlendirme ile desteklerin yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonra iş biraz sanayiciye ve araştırmacılara düşüyor.



Nicelik uygun, sıra nitelikte


Ülkemizde teknoparkların gelişimi nasıldır ve ne tür projeler kalkınmayı sizce hızlandıracaktır? Emekleme döneminden yeni çıkan TGB'lerin tam manasıyla koşabilmesi için teknopark camiası içerisinde ne tür değişimler öngörmektesiniz? 


2000’li yılların başında Türkiye’de ortaya çıkan teknoparkların sayısı 60’ı çoktan geçti. Bu sayı bize teknoparkların ülkemizde nicel olarak iyi bir seviyeye ulaştığını göstermektedir. Bundan sonra nitelik noktasında ciddi adımların atılması gerektiğini de göstermektedir. Teknoparklar Ar-Ge yapan nitelikli işletmelerin ve nitelikli personellerin sinerji merkezleridir, böylesi kıymetli bir kitlenin bir araya gelmesinin daha büyük sonuçlar üretebilme potansiyeli bulunmaktadır. 

Teknoparkların bulundukların bölgenin Ar-Ge alt yapısını geliştirmeleri, yeni sektörler doğurmaları, nitelikli istihdamı ve istihdam kaynağını şekillendirmeleri, kümelenmeler oluşturmaları, uluslararası ortaklıklar geliştirmeleri gerekmektedir. Bunun için teknoparkların belli bir odak noktasına odaklanmalarının faydalı olacağı kanaatini taşımaktayız. Belli konu ya da konularda ihtisaslaşan teknoparklar sadece o bölgenin değil ülkedeki tüm Ar-Ge firmalarının cazibe merkezi olabilirler.


Son Güncelleme: 29.01.2016 08:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.