26 Haziran 2017 Pazartesi

AR-GE EKOSİSTEMİNE ZEMİN OLUŞTURUYOR

Ar-Ge ekosistemini besleyecek insan kaynağının melek yatırım ve girişim destekleriyle genişletilebileceğini vurgulayan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Dr. İsmail Arı; “Özel sektörün desteklerini artırarak sürdürmesi, Ar-Ge’de yüzde 3’ler bandına geçmemizi kolaylaştıracaktır” dedi.

03 Şubat 2016 Çarşamba 08:29
AR-GE EKOSİSTEMİNE ZEMİN OLUŞTURUYOR
 


   Teknopark İstanbul Genel Müdürü Dr. İsmail Arı, havacılık, enerji, sağlık ve endüstriyel yazılım gibi katma değerli sektörlerde ticari değer oluşturduklarını belirtti. Teknopark İstanbul’un, girişimciliği tetikleyen bir ekosistem yaratma misyonuyla yoluna devam ettiğini belirten Dr. İsmail Arı, üniversite-sanayi işbirliğine var güçleriyle destek vermeye devam edeceklerini dile getirdi. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarının kalkınmanın gidişatına yön verdiğini ifade eden Arı, teşebbüslerin ve yatırımların artmasıyla Ar-Ge’de yüzde 3’lerin yakalanmasının mümkün olacağını açıkladı. Arı; “Özel sektördeki tüm sanayici ve yöneticilerimizin Ar-Ge konusunda elini taşın altına koyması gerekiyor” şeklinde konuştu.


Dış ticareti güçlendiriyor

Teknoparkınız ağırlıklı olarak hangi sektörlere yönelik üretim yapmaktadır? Bu sektörde daha çok hangi üretim unsurları öne çıkmaktadır? 
Teknopark İstanbul olarak Havacılık ve Uzay, Savunma Sanayi, Enerji, Sağlık Bilimleri, İleri Malzeme, İleri Elektronik ve Endüstriyel Yazılım alanlarında Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren şirketlerin desteklendiği, bunların da doğrudan girişimciliği ve ekonomiyi tetiklediği bir ekosistem yaratma hedefiyle yola çıktık. Bu kapsamda ülkemizin görece dışa bağımlı olduğu savunma ve sağlık gibi sektörlerde katma değerli projeler üreterek dış ticareti lehimize çevirmeye çalışıyoruz. 

“Melek yatırımcılık yükselmeli”

Ar-Ge ve inovasyon Türkiye'si olmak için hangi şartlar yerine getirilmelidir? Bu bağlamda verilen teşvikleri yeterli, uygulamaları etkin buluyor musunuz?
Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin ülkemizde yerleşebilmesi için yalnızca kamusal teşviklerin yeterli olamayacağına, özel şirketlerin de bu yükü paylaşmaları, yani teşvikler noktasında yalnızca devlete bağımlı olunmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu kapsamda ekosisteme teknolojik altyapıyı geliştirici uygulamaların öncelikle dahil olması gerektiğini savunuyoruz. Bu hassas teknolojileri kullanabilecek nitelikli ve odaklı insan kaynağına da ihtiyacımız var. Bunun için üniversite-sanayi işbirliklerini destekliyoruz. Ayrıca bu insan kaynağının projelerini finansal anlamda daha bağımsız ve verimli bir ortamda oluşturmasına fırsat verecek melek yatırım ve girişim sermayesi gibi özel dış desteklerin de gelişmesi ve çoğalması gerekiyor.

“Girişimciliğe doping şart”

Proje ve Ar-Ge pazarları firmaların ve araştırmacıların gelişimleri için gerekli ve yeterli ortamı sunmakta mıdır? Teknopark olarak gereksinimleriniz nelerdir?
Aslında teknoparklar yaşayan birer proje pazarıdır. Ziyaretçi kurum ve kuruluşlar teknoparklarda geliştirilen proje ve prototipleri bir arada bulabilmektedir. Ancak girişimcilerin daha geniş kitlelere kendi fikir ve ürünlerini sunduğu Ar-Ge ve proje pazarlarının da ekosistem ve ekonomiye katkı sağladığı bir gerçektir. Bu pazarların sektörde ulaştığı girişimci sayısını artırmamız gerekiyor. Buna da ancak ciddi bir kurumsal planlama yaparak tanıtım ve fonlama ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle ulaşabiliriz.

Özel sektör kilit rolde

Ar-Ge'ye ve bilişim harcamalarına ayrılan pay günümüz şartlarında yeterli midir, artırılmalı mıdır?
Elbette GSMH içerisinde Ar-Ge harcamalarına ayrılan payın hâlihazırda yüzde1 düzeyinde olması yeterli değildir ancak unutmamak gerekir ki bu düzeye ulaşmak için de kamunun yaptığı Ar-Ge harcamalarının ağırlığı hala yüksektir. Bunu yüzde 3 ve ötesine çıkarmayı başarmış Güney Kore gibi ülkelere baktığımızda özel sektörün Ar-Ge harcamaları inanılmaz boyutlarda. Dolayısıyla biz diyoruz ki; özel sektördeki tüm sanayici ve yöneticilerimizin de Ar-Ge konusunda elini taşın altına koyması gerekmekte. Ülke olarak daha yaygın bir Ar-Ge kültürüne sahip olursak ancak bu şekilde yüzde 3’leri yakalayıp geçebilir, hatta uzun yıllar yaşayabilen şirketlere sahip olabiliriz.

Türkiye ilk 5’te

Ülkemizde teknoparkların gelişimi nasıldır ve ne tür projeler kalkınmayı sizce hızlandıracaktır? Emekleme döneminden yeni çıkan TGB'lerin tam manasıyla koşabilmesi için teknopark camiası içerisinde ne tür değişimler öngörmektesiniz? 
Ülkemizdeki teknopark sayısı 60’ı geçmiş durumda. Bunlardan yaklaşık 40 tanesi de aktif bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Bu haliyle Türkiye, uluslararası arenada dünyanın en fazla teknoparkına sahip ilk 5 ülkesinden biri. Bu teknoparklar ağırlıklı olarak üniversite özelinde kurulsa da bu durum yavaş yavaş değişiyor. Teknopark İstanbul, TÜBİTAK Marmara Teknokent ve GOSB Teknokent gibi projelerle, teknopark kurma fikri üniversiteden çıkarak diğer kurum ve kuruluşlarının hatta kamu-özel sektör birlikteliklerinin de ilgisini çekiyor. Çünkü ortada ciddi bir Ar-Ge ve girişimcilik potansiyeli var. İnsanların teknoparklara olan ilgi ve bilgisi her geçen yıl daha da artıyor. Bu durum tüm teknopark çalışanlarını sevindiriyor. 


Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    banner74
    banner75
    E-GAZETE
    • Sanayi Haberleri, Organize Sanayi Haberı, OSB, TGB, teknopark, Serbest BÖlge - 20 Haziran 2017 Manşeti
    • Sanayi Gazetesi, Haberleri, OSB, teknopark, ar-ge, portali, rehberi - 12 Haziran 2017 Manşeti
    ARŞİV
    banner82