Teknoparklar, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli gündem unsurlarından biridir. Özellikle devletimizin 2023 vizyonuna ulaşma sürecinde bilimi, Ar-Ge faaliyetlerini ve teknolojiyi yönetme sürecinde endüstriye ve üniversitelere yeniden bir misyon katan ekonomik faaliyet alanlarıdır. Teknoparkların Türkiye’deki gelişim sürecini değerlendirirsek şu andaki sayısal anlamda Türkiye çapına yayılmasıyla fiziksel büyümesini tamamlamaktadır. Bununla birlikte, yakın bir gelecekte şirketlerin araştırma ve teknoloji tabanlı büyüme stratejilerine de önemli katkılar sağlayacağını öngörüyoruz. Hiç kuşkusuzdur ki, Türkiye’nin büyüyen ve gelişen ekonomisini teknoloji eksenli bir kalkınma perspektifi ile desteklemek, katma değeri yüksek yeni ekonomik alanlara yönelmek, yüksek ve dijital teknolojiyi üretimin her alanına yaygınlaştırarak şirketlerimizin teknoloji tabanlı büyümesini sağlamakta teknoparkların önemli rol oynayacağı düşüncesindeyim. Esas itibariyle, bu süreçte en etkin aktörün Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK aracılığıyla hükümetimizin yani devletimizin olduğunu gözlemlemekteyiz. İkinci sırada üniversiteler, teknoparkların kuruluşu ve büyümesi ve Türkiye’nin Ar-Ge potansiyelinin geliştirilmesi aşamalarında çok öneli roller oynamakta ve konuya ilişkin yeni bir akademik ilginin ve gayretin oluştuğunu görmekteyiz. Bu konuda en zayıf halkanın şimdilik iş dünyası olduğunu ifade etmeliyiz. Araştırma ve geliştirme geleneğinin zayıf olduğu, teknolojinin genelde ithal edildiği endüstrimizi yeniden Ar-Ge’ye yönlendirmek konusunda devletin sağladığı birçok ekonomik teşviklerin ve muafiyetlerin olmasına rağmen batıdaki sermaye hareketi ile mukayese ettiğimizde iş dünyasının Ar-Ge’ye olan ilgisinin ve kaynak kullanımının istenilen seviyede olmadığını görmekteyiz.

Diğer taraftan, Türkiye’nin ekonomik kalkınması açısından teknoparkların şu ana kadarki en önemli rolü sanayici, akademisyen, araştırmacı ve hatta öğrencilerin Ar-Ge ve inovasyon üretim sürecine yaptığı katkı, sağladığı ekonomik avantajlar, bilim desteği ve hatta nitelikli insan gücü potansiyeliyle Türkiye’nin her şeyden önce orta düzeydeki milli gelir sarmalından çıkarak daha yüksek milli gelir noktasına ulaşması açısından çok önemli bir rol üstlenmektedir. Sayıları her geçen gün artan teknoparkların ve bünyelerinde organize olmuş şirketlerin ve özellikle genç girişimcilerin zaman içinde milli gelir seviyesinin yükselmesine neden olacak daha büyük bir ekonomik gelişim performansını sağlayacağı öngörülmektedir. Teknoparkların Türkiye’deki konvansiyonel misyonu olan Ar-Ge şirketlerine ev sahipliği yapmasının ötesine geçerek, inovasyona ve teknoloji transferine katkı yapması gerekir. Yakın bir zamanda bilimin teknolojiye, teknolojinin ürüne dönüştüğü ve ticarileştiği ve markalaştığı platformlar olarak ekonomiye ve kalkınmaya büyük ivme sağlayacaktır. Ayrıca, teknoparklar yeni ekonomik düzenin ortaya koymuş olduğu yeni işgücü piyasalarının yani “creative ekonominin” talep ettiği nitelikli insan gücü istihdamının sağlanması açısından da önemli bir rol üstlenmektedir. Başka bir deyişle, teknoparklar gerek bölgesel kalkınmaya gerekse üniversite mezunu nitelikli insan gücüne istihdam sağlayan yeni iş alanları olarak ortaya çıkmaktadır. 

Bugün dünyada teknopark sayısı 5 bine doğru ilerlemektedir. Özellikle savunma, sağlık, IT, komünikasyon, alternatif enerji, çevre, gıda, otomotiv, havacılık, medikal teknoloji, genetik ve diğer tüm üretim sektörlerinde gerçekleşen patent, lisans sayısı ve bunlara bağlı ticari buluşların birçoğunda teknoparkların imzası vardır. Teknoparklar aynı zamanda fikirlerin kuluçka merkezleri üzerinden değerlendirildiği ve teknoloji transfer ofisleri aracılığıyla bu fikirlerin maddi gerçekçilikle birleştiği, üniversitelerin altyapı ve laboratuvar olanaklarıyla test edildiği ve ilk prototiplerin oluşturulduğu merkezler olarak ön plana çıkmaktadır.  Dünyadaki en önemli gelişim trendinin sanayi-üniversite ve devletin işbirliğinin bu tarz teknopark ya da bilim parkı organizasyonlarında şekillenmeye başladığının ve özellikle uluslararası işbirliklerinin Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına kaydığının ve üniversitelerinin de proje bazlı global ortaklıklarla teknoparklar üzerinden ekonomik fayda sağlamaya ve toplum için kamu yararı üretmeye daha fazla özen gösterdiğini gözlemlemekteyiz. Hiç kuşkusuz, dünyadaki yeni rekabet paradigması yenilikçi ürün geliştirme ve bunları yeni pazarlara sunabilme ve her ülkenin bu süreci tamamlarken daha fazla döviz getirici faaliyeti destekleyen, katma değeri yüksek, teknoloji tabanlı gelişen yeni ekonomik faaliyet alanlarına yöneldiği ve tüm çalışmaların bu yönde yoğunlaştığı görülmektedir. Türkiye açısından baktığımızda, petrol ve diğer enerji kaynakları dışında en önemli bağımlılığımızın teknoloji alanında olduğu gerçeğiyle yüzleşerek gelecek yıllarda kaynaklarımızı ve zamanımızı bu bağımlılığı azaltıcı kendi teknolojisini üreten sektörleri ve ekonomiyi oluşturma adına daha fazla harcamamız gerektiği düşüncesindeyiz.

Bu düşünceyle zamanın global ruhunu ve ekonomik gerçekçiliği yakalamak adına özellikle işveren camiasının ve teşkilatlarının Türkiye’nin en önemli gündem maddesi olan teknoparkların hızlı büyümesine, yabancı ve yerli sermayeye yer tahsis edilmesine, üniversitelerle işbirliği yada stratejik ortaklıklar kurarak, üniversitelerin ve iş dünyasının müşterek tüm olanaklarını bunlara seferber etmesi, bilimsel altyapısını kullandırması ve sektörel çeşitliliği göz önünde bulundurarak tüm sektörleri kucaklayan bir yapı içinde faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olmalıdır. 
Son olarak, dünyada ve Türkiye’de yakın bir zamanda yenilik yönetimi ve yenilikçi üretim kültürü en önemli konular arasında yer alacağı için şimdiden teknoparklarımızın inovasyon ve teknoloji transferine odaklanması ve iş dünyasıyla işbirliği içinde üniversitelerin geleneksel görevlerinden biri olan Ar-Ge ve eğitim fonksiyonunu da içine alarak ve aynı zamanda uluslararası işbirlikleri süreçlerini de devreye sokarak Türkiye’ye ekonomik ve sosyal değer yaratan kurumlar olarak görevlerini en iyi şekilde icra etmelidirler. 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.