Onları, ekonominin filizleri olarak tanımlıyoruz.

Teknoloji toprağına serpilen tohumlar olan girişimcilerin, katma değer zincirine entegre etmek için hayata geçirdikleri ilk aşama şirketler olarak tanımladığımız start-up’lar, ihtiyaç duyduğumuz taze kanlar...

‘Sıfır noktasından işe başlayan şirket’ anlamını taşıyan start-up’ları, yeni girişimler olarak netleyebiliriz.

İngilizlerin profesyonellik, Amerika’nın etkileşim ve yaratıcılık ile beslediği girişimcilik ekosistemine, Türkiye’nin girişimcilik ruhu da destek veriyor.

Türkiye’de girişimcilik kültürünün iyiden iyiye kendini göstermesiyle sahneye çıkan start-up’lar, emekleme dönemindeki bebeklerden farksız. Bebek nasıl anne sütü olmadan gelişimini tamamlayamıyor, elinden tutulmadıkça da dengesini kaybediyorsa; start-up’lar da devletin veren elleri olmadan belini istenilen ölçüde doğrultamıyor ve koca evrende selin silip süpürdüğü bir adacık gibi yok oluyor.

UC Berkeley & Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan Startup Genome Raporu, dünya üzerindeki start-up’ların yüzde 90’ının, ekosisteme dâhil olduktan sonraki 5 yıl içerisinde yok olduğunu belgeliyor. Yani bin bir hayalle kurulan yeni girişimlerin; finans, bilgi ve koçluk gibi muhtelif alanlardaki eksikliklerinden ötürü bir kaç yıl sonra esamisi okunmuyor.

Peki, start-up’lar ülke ekonomimiz için bu denli kritik konuma gelmişken, bu hayal kırıklığını nasıl durdurabiliriz?

Online bir iş platformu, konuya tam da ihtiyaç duyduğumuz pencereden yaklaşıyor. Sanaluzman.com’un bilgilendirmesi ekseninde CB Insights’a göre bu tablonun en büyük nedenlerinden biri start-up’ların yüzde 42’sinin pazar ihtiyacını net analiz edememesi olsa da girişimcilerin yüzde 29’u sermayesini tükettiği, yüzde 23’ü ise yanlış ekiple yola çıktığı için başarısız oluyor.

Piyasa araştırması yapmayan ekip, ne kadar işinin ehli de olsa yolda kalıyor. Satamayacağı ürünü piyasaya sürme konusunda ısrarcı davranan, ihtiyaç analizi yapmayan, tüketicilerin davranışlarını anlamaya çalışmayan, hedef kitleyle aktif bağ kurmayan start-up’lar için macera erken bitiyor. Start-up’lar için “aramaya inanmak” 1-0 önde olmalı diyebiliriz.

Teşvik, destek ve fonlara ulaşım konusunda ise start-up’ların inatçı olmaları gerekiyor.

Teknoloji kullanımı en çok önem arz eden grup olan start-up’lar,  teknolojiyi ellerinde ne oyuncağa çevirmeli, ne de teknolojiyi yabani bir ot olarak değerlendirmeli. Özellikle dijital pazarlama konusuna eğilmesi gereken ve hedef kitleyle kuracağı iletişime akış kazandırmak isteyen start-up’lar için teknoloji artık bir yoldaş ve hayat arkadaşı.

Hevesli girişimciler her ne kadar ekonomi otoritelerini iştahlandırsa da, deneyimsizlikle harmanlandığı zaman ortaya istenmeyen sonuçlar çıkabiliyor. Girişimci ruhun verdiği adrenalinle ölçüp biçmeden “arenaya” atılmak start-up’lar açısından büyük risk. Mezura ele alınmadan ezbere dikilen ceketler, bedene uymuyor. Bu hataya düşen start-up’lar da, piyasada işte böyle eğreti duruyor.

Piyasa analizine ağırlık vermeyen, yalın tekniklerle sonuç odaklı çalışmayan, ihtiyaçları görmezden gelen ve doğru ekibe yatırım yapmayan start-up’lar, enkazın tuğlaları arasına giriyor.

Yatırım meleği Fırat İşbecer’in parantez açtığı konu da yabana atılacak gibi değil:

“Bir girişimin tohum veya melek yatırım almasını dünya turuna çıkan bir motosiklet sürücüsünün sadece ilk 500 kilometre için deposunu doldurması olarak özetleyebiliriz. Oysa bizim coğrafyada ilk tur yatırımı adeta bir ‘exit’ gibi değerlendiren girişimciler var, ilk kaynaklarını çarçur ettikleri için daha sonra gerçekten ihtiyaçları olacak sermayeye ulaşamıyorlar. Yanlış harcamalarla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratırken, bazen de finansal gerçekleri onlardan saklayarak yatırım parasını kişisel harcamalarında kullanıyorlar. Bu hareketler hem girişimlerin ölmesine neden oluyor, hem de tüm ekosisteme zarar veriyor.”

Sözün özü,

Amatör ruha ve deli cesaretine ihtiyacımız var, lakin deliyi zapt edecek bilgi, teknoloji ve teşvike de...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.