Yeni icatlara, keşiflere ve pozitif bilime kucak açan 19’uncu yüzyılda Fransız Ekonomist Jean Baptiste Say tarafından ilk kez kullanıldı.

Doğal kaynakları sermayeyle bir araya getirdi, üretim araçları satın aldı, risk karşısında gözünü karattı… En önemlisi, akıl gücüne emekle anlam kattı.

Bahsettiğimiz kavram “girişimcilik”… Fransızca entreprendre, yani “bir şeyler yapmak”tan gelen bu kelime, aslında girişimcinin kıvılcım başlatan yönü hakkında bizlere bir önbilgi sunmuş oluyor.

Türkiye’de adına olumlu işler ve teşvikler gerçekleştirilen bu kavramın özneleri olan müteşebbisler, tüm uluslarda olduğu gibi, Türkiye ekonomisinde de kilit role sahip. KOBİ’lerin zincire dâhil oluşunu hızlandıran yüz binlerce fikrin buluşçusu olarak karşımıza çıkan girişimcilerimiz, ihtiyacımız olan taze kan.

Yeni ürünler bulup geliştiren, iş süreçlerini ve araçlarını üreten, günün ihtiyaçlarına uygun mal ve hizmetleri pazara sunan ve yeni pazarların kapısını aralayan girişimciler, 20’nci yüzyıldan gelen bir teoriye göre risk alarak inovasyon yapan kişi olarak tanımlanıyor.

Kârla birlikte zararı da göze alarak yola çıkan girişimciler, S.O.S veren durgun ekonominin kaldıraçları olarak kabul görüyor. Çeşitli platformlarda hem kurum ve kuruluşlarca, hem de dernek ve STK’larca destek gören ve başarıları alkışlanan girişimcilerin omzundan elleri hiçbir zaman çekmemek gerekiyor…

Peki, toprağın altında ne kadar cevher var?

Amerikalı psikolog David Mc Clelland’ın 1961 yılında yayımlanan “Achieving Society” adlı eserinde 42 ülkeden insanların başarı ve girişimcilik kabiliyetlerine göre değerlendirdiği sıralamada 3.62 puanla Türkiye ilk sırayı almış, Fransa ve İngiltere gibi sanayileşme kültürü gelişmiş ülkeler ise 27’nci ve 28’inci sıralarda kendilerine yer bulmuştu.

İTÜ ARI Teknokent ve Adgager’ın ortak ve değerli bir araştırmasının sonucu da, çarpıcı veriler ortaya koydu. Türkiye’deki lisans öğrencileri gözünden girişimciliğin değerlendirilmesine olanak sunan bu araştırma, öğrencilerin yüzde 65’inin rotasını girişimcilikle çizmek istediği, yüzde 57’sinin ise kendi işini kurmak için yola çıkmayı planladığını gösterdi. Körpe beyinler, yüzde 33 oranında dünyayı değiştirecek fikirlere sahip olduklarını da özellikle vurgulamış.  

Arzu patlaması yaşanıyor… Girişimciliğin nabzını 44 ülkede tutan Amway Global Girişimcilik Raporu 2018 sonuçları, bir kişinin iş kurma arzusunu etkileyen üç boyut olan “arzu, uygulanabilirlik ve toplumsal baskıya karşı kararlılık”ta dünya ortalamasının yüzde 50’den 47’ye düşerken, Türkiye’nin 4 puan artışla yüzde 48’e yükseldiğini müjdeliyor.

2017-2018 yılları içerisinde sadece İstanbul'da 3 bine yakın işletmenin sanayi sahasına çıktığı düşünüldüğünde; maya tuttu, daha iyi işler başarmamak için hiçbir sebep yok.

Devletin veren elleri bu konuya duyarlı…

Genç girişimcilerin kulağına en çok çalınan kurumlardan olan KOSGEB, Girişimcilik Destek Programı’yla 50 bin TL geri ödemesiz, 100 bin TL geri ödemeli olmak üzere toplamda 150 bin TL’lik destekle “kendi işinizin patronu olun” diyor. Bu programa, 2019’a adım atmadan başvuruda bulunmak gerekiyor.

01 Ocak 2019’dan itibaren başvuruları kabul edecek olan Girişimciliği Geliştirme Destek Programı ise, geleneksel girişimcilere 60 bin, ileri girişimcilere ise bunun 6 katı olan 360 bin TL’ye kadar destek verecek.

TÜBİTAK da, yenilikçi fikirlere girişimcilik parantezi açıyor, Bireysel Genç Girişim (BİGG) ile yanardağı patlama noktasına getirmeyi hedefliyor. Girişimci adayları, uygulayıcı kuruluşlardan onay aldıkları iş planlarıyla TÜBİTAK’a başvurarak 200 bin TL tutarındaki yüzde 100 hibe desteğiyle arenada birbirleriyle yarışıyor. SGK ve İŞKUR da risk alanın ardından çekilmiyor.

Girişimcilerin ne istediği belli; riskte cimri, iş birliğinde bonkör bir arena… Büyük firmalar tarafından yutulmak istemeyen taze fikirler, devletin her daim arkalarında olduğunu hissetmek istiyor. Girişimciler en fazla pazarlama, sermaye (finansman) ve yönetim konularında profesyonel ölçekte desteğe ihtiyaç duyuyor.

“Aman başımıza icat çıkarmayın”cılar, yeni fikirler olmadan yaşayan bir ekonomi hayal edilemeyeceğinin farkında.

Türkiye’yi kurduğu online platformla doyuran Nevzat Aydın’ı, ürettiği içeriklerle farkındalıklar oluşturan Onedio’yu hayatımıza sokan Kaan Kayabalı’yı, Türkiye’nin ilk kurumsal internet servis sağlayıcısı Fornet’in Kurucusu Emre Kurttepeli’yi, yazılım dehası Sedat Kapanoğlu’nu ve daha nicelerini ekonomiye bu topraklar kazandırmadı mı?

Neden yeni Nevzat Aydın’larımız olmasın?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut Nazım Can 2018-11-22 08:27:40

Tuğçe Hanım, yazınız fevkalade güzel. Fikrimce bu yazının kapsamını genişleterek uluslararası mecralarda yayımlanmasını da sağlayabilirsiniz. Çünkü Türkiye'nin girişimcilik macerasındaki konumumu göstermek bakımından titizlikle üzerinde durulmuş ve iyi de bir gösterge niteliğinde. Girişimcilik ile ilgili yapılan akademik çalışmalarda ülke bazlı ele alınan ölçütlere ve Türkiye'nin konumuna daha çok bakarak hem de Türkiye'nin Dünya ticaretinde şuanda hak ettiği yeri alamamasının, girişimciliğin (yazınızda belirttiğiniz üzere ) neden bireysel çabalarla kalarak markalaşma sürecinde sorunlar yaşandığı sorularına da farklı bakışlarla yanıtlar aranabilir. Mesleki yaşamınızda yakaladığınız başarının devamını gönülden dilerim, yazının yayımlandığı Sanayi gazetesine de sizin nezdinde teşekkür ederim.

Misafir Avatar
Sanayi Gazetesi (Tuğçe Erol) 2018-11-22 08:45:52 @Mahmut Nazım Can

Mahmut Bey,
Öncelikle ilginize ve beğeninize çok teşekkür ederim.. Ayrıca güzel temennileriniz için de şükranlarımı sunarım..
Bir gazeteci olarak araştırmamızı derin tutmaya çalışıyoruz sizlerin de bahsettiği gibi, verdiğiniz fikirler ise bizler için büyük önem taşıyor.
Farklı yazılarda buluşmak üzere, saygılarımı sunarım.

Beğenmedim! (0)