banner110

Sürdürülebilir sanayileşme şart

SSM Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş Türk savunma sanayisini anlattı

Sürdürülebilir sanayileşme şart

SSM Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş Türk savunma sanayisini anlattı

20 Ocak 2014 Pazartesi 15:30
Sürdürülebilir sanayileşme şart



   Savunma Sanayi Müsteşarlığı Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, teknolojik üstünlük sağlamak için sürdürülebilir sanayileşmeye yöneldiklerini bunun içinse, savunma sanayisini her alanda güçlendirmeye çalıştıklarını söyledi.


Sanayigazetesi.com.tr - ÖZEL HABER
Ümit Uçar

  Üreten Türkiye’nin güçlenen sektörü savunma sanayisi her geçen gün bir kat daha büyüyerek yoluna devam ediyor. Savunma sanayisinin can evi olan SMM’nin en kritik birimlerinden biri olan Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, Türkiye savunma sanayinin vizyon ve misyonunu şu ifadeler ile özetliyor: “SSM vizyonunu, savunma ve güvenlik teknolojilerinde Türkiye’yi üstün kılmak, misyonunu ise, ülkemizin savunma ve güvenlik yeteneklerinin gelişimini sürekli kılmak”

  Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, Sanayi Gazetesi’ne çok önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin son dönemde savunmada alanından yakaladığı sanayileşme atağının kalıcı olması için Aktaş, yan sanayi ve KOBİ’lerin kendilerinden beklenen kalite standartlarını yakalaması gerektiğini söyledi. Temelde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyaçlarını karşılamak için hareket ettiklerini ifade eden Bilal Aktaş, TSK’nın teknolojik yeterliliğini besleyecek olan Ar-Ge ve inovasyonları gerçekleştirmenin stratejik bir önem taşıdığını söyledi. İleri teknolojinin üretilmesi için teknoparkları çok önemsediklerini aktaran Aktaş, sanayi üniversite işbirliği ile bu türden sorunların rahatlıkla aşılacağını kaydetti. 

  Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş ile savunma sanayisi kümelenme çalışmalarından KOBİ’lere sağlanan destek kredilerine, 2023 vizyonu için savunma sanayinin ne ifade ettiğinden ileri teknolojiyle donatılmış bir yüzde yüz yerli sanayinin ürünlerine sahip bir TSK’ya varıncaya değin her şeyi konuştuk.

TABANA YAYILMIŞ TEDARİK ZİNCİRİ OLUŞMALI

Savunma sanayinde son zamanlarda büyük bir atılım içerisinde olduğunu gözlemliyoruz. Bu süreçteki vizyonunuz ve misyonunuzu paylaşır mısınız?

  Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak, üstlenmiş olduğumuz projelerin başarıyla tamamlanmasının yanında savunma ve güvenlik teknolojilerinde yetkinlik kazanılması, tabana yayılmış bir tedarik zinciri oluşturulması, sanayinin ürün ömür devrinin tamamında etkin rol alması yönündeki hedeflerimiz çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

  SSM vizyonunu, savunma ve güvenlik teknolojilerinde Türkiye’yi üstün kılmak, misyonunu ise, ülkemizin savunma ve güvenlik yeteneklerinin gelişimini sürekli kılacak sanayileşme, teknoloji ve tedarik programları yönetmek olarak belirlemiştir. Gerçekleştireceği faaliyetler için Stratejik Planlarını ve Sektörel Strateji Dokümanını oluşturan Müsteşarlığımız, 2012-2016 dönemiyle birlikte ” teknolojik üstünlük” anlayışına geçmiş ve hedeflerini, sürdürülebilir sanayi, teknolojik yetkinlik, program yönetimine geçiş ve değer yaratan değer gören çalışanlar olarak belirlemiştir. Böylece 1990’larda hazır alımla başlayan süreç, 1990-2000 aralığında ortak üretimle devam etmiş, 2000’lerle birlikte özgün ürünlerin tasarımı ve ihracatına dönüşmüştür. 

SAVUNMA SANAYİSİNE DESTEK KREDİSİ

Savunma sanayinin daha sağlam temellere oturması için ne tür destek ve teşviklere ihtiyaç var?

   Stratejik Planı (2012-2016)’nda yer alan “Ülkemizin savunma ve güvenlik yeteneklerinin gelişimini sürekli kılacak sanayileşme, teknoloji ve tedarik programları yönetmek” misyonu çerçevesinde, sürdürülebilir ve rekabetçi bir savunma sanayii için savunma ve havacılıkta ihracatın artırılmasının teşvik edilmesi ve desteklenmesi Müsteşarlığımızın öncelikli politikaları arasında yer almaktadır. Bu kapsamda, firmalarımızın ihtiyaç duyduğu ihracat kredileri için bir başlangıç olması açısından,  ile Eximbank arasında “Savunma Sanayi İhracatı Destek Kredisi (SSİDK)” İşbirliği Protokolü imzalanmıştır.

  Savunma Sanayi İcra komitesi yerli sanayi kuruluşlarına savunma sanayine yönelik projelerden iş almaları kaydıyla, proje kapsamında ihtiyaç duydukları makine ve teçhizat yatırımlarının finansmanı için proje süresince geri ödenmek üzere Savunma Sanayi Destekleme Fonu’ndan kaynak ayrılmasına ve bu kaynağın kredi olarak kullandırılmasına karar vermiştir.  Kredi başvuruları Müsteşarlığımız tarafından değerlendirildikten sonra, uygun bulunan başvurulara kredi tahsisi Müsteşarlığımız tarafından yapılmaktadır.

AR-GE KAPASİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR

Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ülkemiz genelinde savunma sanayi hazırlıklı mı?

  Hepinizin bildiği üzere savunma sanayii sektörü yüksek düzeyde kalite ve üretim standartları gerektiren yüksek teknolojilerin kullanıldığı rekabetçi bir sektördür. Sadece iç pazara odaklı çalışan firmalar sektörde kalıcı olamamaktadır. Savunma sanayi sektöründe sürdürülebilirliği sağlamanın en önemli unsurlarından birisinin başta sivil havacılık olmak üzere, bu sektörde yer alan küresel firmalar ile yakın işbirliği olduğu görülmektedir. Bu nedenle, savunma sektöründe kalıcı olmak isteyen, yan sanayi ve KOBİ’lerimizin öncelikle kendilerinden beklenen kalite standartlarını yakalama zorunluluğu vardır.

  Bugün sanayimiz gemi, tank, kara araçları geliştiriyor ancak bu programlarda tasarım, sistem mühendisliği, ürün geliştirme yapılmakta; ancak alt kırınımlardaki kritik malzemeleri hala ithal ediyoruz. Bu noktada, Silahlı Kuvvetlerimizi geleceğin muharebe ortamına hazırlayacak teknolojilerde yetkinlik geliştirmeyi kritik önemde değerlendiriyoruz ve bu hususu ikinci bir stratejik amaç olarak ele alıyoruz. Yeni planımız ihtiyaç duyulan bu teknolojik yetkinliği besleyecek bir Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesine; tasarım için elzem olan “test merkezi” ihtiyaçlarının projelendirilmesine ve özgün geliştirme projelerinin sürdürülmesine vurgu yapmaktadır. Üçüncü başlığımız proje yönetiminde edindiğimiz tecrübeyi program yönetimi yaklaşımı ile bir üst düzeye çıkarmaya ilişkin hedeflerimizi kapsamaktadır. Bu itibarla, ülkemizin kültür ve şartlarına özgü bir program yönetimi yaklaşımının geliştirilmesi, savunma ihtiyaçlarının yönetilmesine sanayinin, bilim adamlarının ve Müsteşarlığımızın katkısının artırılması, stratejilerimiz ile kaynaklarımızın daha iyi şekilde ilişkilendirilmesi yönünde çalışmalar planlamaktayız.

SAVUNMA SANAYİNİN GELİŞMESİ İÇİN UZMANLAŞMA ŞART

Gazetemiz aracılığıyla sektörünüzde yer alan sanayicilere aktarmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

  Savunma sanayimiz hacim olarak hala küçük bir sektör olmakla birlikte; son yıllarda yüksek teknolojiyi haiz silah sistemlerinin yurtiçinde geliştirilmesine başlanmıştır. Bunlara, ana muharebe tankı, insansız hava araçları, korvetler, piyade tüfekleri, roket ve füzeler ve daha pek çok örnek verebiliriz. Gelinen noktanın, bundan sonrası için cesaret verici olduğunu söyleyebilirim. Ancak, dünya ölçeğindeki örnekleri de dikkate aldığımızda henüz yolun başlarında olduğumuzu hep aklımızda bulundurmalıyız.

  Burada belirli kısıtlar altında bir mücadele verildiğini söyleyebilirim. Şöyle ki; savunma sanayisi gelişmiş ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin sanayilerinin de gelişmiş olduğunu görüyoruz. Oysa ülkemizde teknoloji geliştirme tecrübesine sahip bir sanayiden bahsedemeyiz. Dolayısıyla platform geliştiricisi ve alt sistem tasarımcısı firmaların oluşması, bu kültürün yerleşmesi zaman almaktadır. Sanayinin teknoloji geliştirme arayışında olmadığı bir ortamda sanayicilerimizin araştırma kuruluşları ve üniversitelerimiz ile olan işbirliğini artırması gerekmektedir. Aynı şekilde, firmalarımızın belirli alanlara odaklanması ve ihtisaslaşması, o alanda gerekli uluslararası kalite sertifikasyonlarına sahip olması gerekmektedir.

KOBİ’LERE DESTEK

SMM’nin KOBİ ve yan sanayisine destek uygulamaları hakkında bilgi verir misiniz?

  Müsteşarlığımız tedarik ve destek modeli olarak yerli firmaların ana yüklenici olmasına öncelik vermektedir.  Ana yüklenici firmaların performans ve başarıları yakından takip edilmekte olup bu başarılar inşa edilirken savuma sanayinin tabana yayılması kapsamında ana yüklenici firmalara yan sanayi ve KOBİ’lerle işbirliği içinde çalışma şartı da getirilmektedir.

  Savunma sanayi projelerinde sanayi katılımı ve ofset uygulamaları SMM tarafından yıllardır yürütülmektedir. Son olarak 2011 yılında yayımlanan SK/O Yönergesiyle SSM tarafından yürütülen savunma sanayi projeleri kapsamında imzalanacak sözleşmelerde firmalardan yüzde70 oranında Sanayi Katılımı Ofset taahhüdü talep edilmektedir. Bu doğrultuda verilecek tekliflerde yerli sanayinin daha çok yer alması ve sektörün derinleştirilmesine yönelik olarak yan sanayi ve KOBİ kullanımı zorunlu tutulmaktadır.

KÜMELENME SİNERJİYİ ARTTIRIYOR

Savunma sanayi hangi il veya bölgede faaliyetlerini arttırmalı. Bu konudaki önerileriniz nelerdir?

  Kümelenme yaklaşımının savunma sanayinin gelişimi için de uygun bir model olduğunu değerlendirilmekteyim Savunma sanayinin gelişimi ve koordinasyonu için Savunma Sanayi’nde uzmanlaşmış yan sanayi ve kümelenme yapılarının oluşturulması kapsamında Ankara’da ve ülkemizin diğer bölgelerinde kümelenme yapılarının oluşturulmasına başlanmıştır. Ülkemizin değişik yerlerindeki sanayicilerimizin bu küme oluşumlarına katılmaları sektörümüzdeki sinerjiyi artıracaktır.

LOKOMOTİF GÖREVİNİ ÜSTLENDİK

SSM Ofset uygulamaları konusunda oldukça tecrübeli. Bu günlerde diğer Kamu kurumlarında da uygulanması tartışılan sivil ofset konusunda neler söyleyebilirsiniz. Bu alanda ne gibi çalışmalar içindesiniz?

  2000’li yılların başından itibaren yerli savunma sanayinde yaşanan gelişmeler kamuoyunun dikkatini çekmektedir. SSM’nin yürütmekte olduğu ofset uygulamalarının, sanayileşme faaliyetlerine sağladığı katkılar çerçevesinde, yakından takip edildiğini söylemek mümkündür.

  Ofset uygulamaları hedefler, ihtiyaçlar ve stratejilere göre ülkeden ülkeye ve hatta aynı ülkede projeden projeye değişiklik gösterebilmektedir. Ofset’in döviz kazandırıcı işlemler olarak tanımlandığı dönemlerin geride kaldığını belirtmek gerekmektedir. Ofset, ülkelerin yeni yetenek kazanımı ve ihracat potansiyelinin artırılmasının en etkili araçlarından biri olarak görülmektedir. Bu doğrultuda diğer alanlarda da ofset uygulamaları bağlamında SSM’nin lokomotif görevi üstlendiği söylenebilir.

  2011-2021 yılları arasında Türkiye’de yapılacak tahmini harcamalar yaklaşık olarak Haberleşmede 210 Milyar Dolar, Bilgi Teknolojilerinde 70 Milyar Dolar, Ulaştırmada 90 Milyar Dolar,  Enerjide 95 Milyar Dolar, Sağlıkta 135 Milyar Dolar toplamda 600 Milyar Dolar civarındadır. Yurtdışı kamu harcamalarında % 50 oranında ofset uygulanması durumunda, 10 yıl boyunca sanayi katılımı, ihracat ve teknolojik işbirliği yoluyla ülke ekonomisine sağlanabilecek katkı ise yılda yaklaşık 30 Milyar Dolardır. Dünyadaki uygulamalara paralel olarak, Türk sanayiinin geliştirilmesi amacıyla, bütün sektörlerdeki kamu alımlarında ofset uygulanmasının zorunlu hale getirilmesi sağlanabilir.

  Kamu alımlarında ofset uygulaması, Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin itici güçlerinden biri olacaktır. SSM olarak bu amaç önderliğinde Sağlık Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ortaklaşa çalışmalarımız sürmektedir.

SANAYİ VE TEKNOLOJİ DERİNLEŞMELİ

Ülkemiz sanayisi ve savunma sanayi için yapılması gereken yenilik ve reformlar sizce neler olmalıdır?

   Genel eğilimlere baktığımızda Türkiye’nin bölgesel ve hatta küresel öneminin arttığını görüyoruz. Bu husus sektörün ihracat performansına da olumlu yansıyor. Buna karşın uluslararası rekabet artıyor. İhracatın söz konusu olduğu pek çok alıcı ülke, kendi sanayilerine yatırım talep etmekteler. Diğer taraftan, tehditlerde çeşitlenme paralelinde iç güvenlik ihtiyacı da artıyor. Otonom sistemler, nanoteknoloji, alternatif enerjiler, enerji depolama, uzay, insansız araçlar, siber harp, ileri malzemeler, uzaktan algılama, siber istihbarat gibi ileri teknoloji alanları ve bunların savunma uygulamaları öne çıkıyor. Doğal olarak Ar-Ge çalışmalarına olan ihtiyaç her zamankinden fazla hissediliyor. Kullanıcılarda beşikten mezara çözüm beklentisi oluşuyor; bu da bir sistemin tasarımından envanterden çıkarıldığı ana kadar tüm süreçte sanayi, tedarikçi ve kullanıcı işbirliğini gerekli kılıyor. Bu süreçte harekât ihtiyaçlarının teknik isterlerse dönüştürülmesinden, teslim edilen sistemlerin lojistik desteğinin sağlanmasına kadar pek çok alanda sanayinin üstlendiği rol gelişiyor. Gün geçtikçe karmaşıklaşan rekabet ortamında nitelikli insan kaynağı yetiştirmek en önemli konulardan biri haline geliyor.

  Müsteşarlığımız 2012-2016 stratejik planı sanayide ve teknolojide derinleşme, program yönetimine geçiş, stratejiler ile kaynak ilişkisinin daha iyi kurulması, lojistik ihtiyaçlara çözüm üretmek gibi oldukça zorlu hedefler içeriyor.

TGB’LER KALKINMADA ÖNEMLİ ROL OYNUYOR

Sizce teknoparkların ülkemiz sanayisi ve savunma sanayi için önemi nedir?

  Teknoparklar, üniversiteler, araştırma kurumları ve sanayi kuruluşlarının aynı ortam içerisinde araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarını sürdürdükleri birbirleri arasında bilgi ve teknoloji transferi gerçekleştirdikleri akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği organize araştırma ve iş merkezleridir.

  Teknoparkların temel hedefleri arasında üniversite ve araştırma merkezlerindeki akademik bilgi ve araştırma potansiyelinin teknolojik ürünlere dönüştürülüp ticarileştirilmesi ve teknoloji transferi için uygun ortam yaratmak, teknoloji odaklı firmaların oluşmasını ve gelişmesini teşvik etmek, firmalar ve kurumlar arası sinerji ve işbirliği fırsatlarını arttırmak, nitelikli kişilere iş ve girişimcilik imkanları yaratarak beyin göçünü önlemek sayılabilir. Bu bağlamda teknoparklar bölgesel ve ekonomik kalkınmada önemli rol oynamaktadır.

  Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardan beri önemli bir kalkınma aracı olarak kullanılan teknoparklar ülkemizde 90’lı yılların ortalarında gündeme gelmiştir. Dünyadaki teknoparkların gelişimine bakıldığında arzulanan seviyelere ulaşmalarının 10 sene gibi bir süre aldığı görülmektedir. Ülkemizdeki TGB’ler oldukça sınırlı kaynaklarla ve 10 yıldan kısa bir sürede önemli sonuçlar elde etmeye başlamıştır.

  Teknoparklar savunma teknolojilerinin çok kullanımlı uygulamalarına temel teşkil edecektir. Türkiye’nin kendi markalarını yaratacağı bir teknoloji üssü olması hedeflenen Teknoparklar ileri teknoloji ürün ihracatına da önemli katkı sağlayacaktır.

Son Güncelleme: 21.01.2014 09:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.