Ekonomik gelişmeyi ve kalkınmayı sağlayan sanayi sektörü, üretim sonucu ortaya çıkan atıkları azaltmak için çare bulmak zorunda. Geçmişte, sanayi üretimiyle birlikte ortaya çıkan atıkların bertarafı, işletmelerin büyük bölümünde arıtma tesisi olmaması ya da bu atıkları işleyecek büyük ölçekli kamu ve özel tesis eksikliği, atıkların denizlere, açık alanlara, hatta tarım alanlarına deşarj edilmesiyle sonuçlandı.

Ancak sanayi firmaları, 40-50 sene öncesine göre bu konuda bir hayli yol aldı. Büyük ölçekli fabrikalar eskiden olduğu gibi sorunu görmezden gelmeyi ya da kirleticileri dağıtarak etkilerini azaltma yöntemlerini çoğunlukla terk etmiş görünüyor. Artık firmalar kirliliği ve atıkları kontrol ederek, üretim sürecinin sonunda çare arama yolundan da vazgeçerek, üretim prosesinin başında kirliliği azaltıcı önlemler almaya yöneliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının başlattığı Sıfır Atık Projesi, OSB’leri ve burada faaliyet gösteren sanayicileri yakından ilgilendiriyor. Sıfır atık Projesi; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya minimize edilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanmasını ve geri kazanımının sağlanmasını kapsıyor. Sıfır Atık Projesi’yle ilgili belediyeler bilgilendirme çalışmalarına çoktan başlamış durumda. İl ve ilçe belediyeleri sanayicilerle bir araya gelerek, projenin detaylarını aktarıyor.

Geri dönüşüm sanayisi gelişiyor

Çevre bilinci gelişen işletmeler, öncelikle az atık üretmeyi yani atıklardan kaçınmayı tercih ediyor.  Önlemlere rağmen ortaya çıkan atıkların geri kazanımı ve yeniden kullanımı, geri kazanılamayan atıkların ise çevreye en az zarar verecek biçimde bertaraf edilmesi, tehlikeli ve zararlı atıkların ayrı bir kategoride değerlendirmesi gerekiyor. Atıkların fabrika içinde ve dışında geri kazanımı ve yeniden kullanımı konusunda bilinç düzeyi Türkiye’de de giderek güçleniyor.

Hiç atık yaratmamaya yönelik faaliyetler devam ederken, bunun yanı sıra geri dönüşüm sanayisinin güçlendirilmesi de gündeme alınması gereken bir diğer konu. Dünyadaki diğer örnekler incelendiğinde, bu konuda son derece geç kaldığımız söylenebilir. Türkiye’de yıllık olarak yaklaşık 35 milyon ton endüstriyel nitelikte atık oluşuyor. Dünyada atığın karşılığı artık “ucuz ham madde” olarak geçiyor ve geri dönüşüm sektörü, ana sanayiye ucuz ham madde sağlayan bir vazgeçilmez tedarikçiler arasında yer alıyor. Bu nedenle geri dönüşüm sektörüne ve çevre dostu teknolojik uygulamalara sağlanacak teşvikler; yatırım, istihdam, ekonomik, çevresel açıdan en hızlı şekilde geri dönüş sağlayacaktır.

Yeşeren filizler teşvikle boy atabilir

Atık azaltımı ve geri dönüşüm için ekonomik teşviklerin kullanılması, zorlayıcı yasal düzenlemelere nazaran daha efektif sonuçlar ortaya koyuyor. Geri dönüşüm sektörü, atık üretiminin azaltılması ve atık geri kazanımı için teşviklerin bulunmasını bir zorunluluk olarak görüyor. Bu kapsamda oluşturulacak vergi muafiyeti veya indirimleri, sübvansiyonlar ve diğer ekonomik enstrümanlar, geri dönüşüm sektörünü üst düzey altyapı ve ekipman yatırımları yapmak için teşvik edecektir. Yatırım teşvik sistemiyle ilgili taleplerin uygulamaya konulması halinde, geri dönüşüm sektörü birkaç yılda gelişmiş ülke standartlarında yatırımlara imza atacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.