Yerli otoyu sahiplenmek istiyoruz

Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer, Adana’nın köklü sanayi kültürü ve altyapısıyla yerli oto projesine ev sahipliği yapabilecek potansiyele sahip olduğunu söyleyerek, “Adana Ticaret Odası olarak yerli oto projesini hem gönülden destekliyor hem de sahiplenmek istiyoruz” dedi.

Yerli otoyu sahiplenmek istiyoruz

Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer, Adana’nın köklü sanayi kültürü ve altyapısıyla yerli oto projesine ev sahipliği yapabilecek potansiyele sahip olduğunu söyleyerek, “Adana Ticaret Odası olarak yerli oto projesini hem gönülden destekliyor hem de sahiplenmek istiyoruz” dedi.

13 Mart 2012 Salı 13:52
Yerli otoyu sahiplenmek istiyoruz

 Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Ali Gizer, Türk ekonomisinin 2023 yılı hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlediğini belirterek, “Dünyanın gelişmiş ülkeleri adeta küçülürken, Türkiye’de böylesine olumlu bir ekonomik süreç yaşanmasında Türk özel sektörünün son derece dinamik bir yapıda olmasının etkili olduğuna inanıyoruz” dedi.

 

2012 Ocak ayı ihracat rakamlarının bir önceki seneye göre yüzde 18,5 oranında artmasının Türk ekonomisi için oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Ali Gizer, “Ocak ayındaki artışın sürmesi halinde 2012 hedefi olan 148,5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşılacağına inanıyorum” diye konuştu. Yerli oto projesinin ülkemiz için son derece geç kalınmış bir proje olduğunu söyleyen Gizer, projenin geleceğin Türkiye’si için son derece önem taşıdığını vurguladı.

 

Türkiye’nin ve Çukurova’nın dünya ekonomisindeki yeri ve gelecekteki durumuna ilişkin düşünce ve öngörülerinizi alabilir miyiz?

 

Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin yer aldığı Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere yeryüzündeki tüm ülkelerin ekonomik, siyasi ve askeri sorunlarla boğuştuğu bir süreçte ülkemizin yıldızının giderek parlamakta olması bu yöndeki umutlarımızı güçlendirmektedir. Şu açık ve son derece önemli bir gerçektir ki; içinde bulunduğumuz dönemde dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Türkiye olarak, Adana ve Çukurova’daki işadamları olarak reflekslerimizi son derece hızlı çalıştırarak bu gelişim ve değişimlerden en iyi şekilde yararlanmamız gerekiyor. Çünkü bu yöndeki gelişmelerin odak noktalarından birisi Adana’nın çok yakınında yer alan bir coğrafya.  Bir taraftan batımızdaki ülkelerde ekonomik krizler patlak verirken, güneyimizde ve doğumuzdaki ülkelerde siyasi krizler yaşanıyor. Türkiye her iki bölgedeki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ama şunun da hiçbir zaman unutulmaması gerekir ki, olası risklere yakın olmak, aynı zamanda fırsatlara da yakın olmaktır. Eğer herkesin kendi sorunlarına odaklandığı bu süreci iyi değerlendirebilirsek, atmamız gereken adımları hızlı bir şekilde atabilirsek yaşanan bu sancılı sürecin sonunda bizim kazanacağımız ortadadır. Çünkü yukarıda da özetle belirtmeye çalıştığım gibi Türkiye ekonomisi son yıllarda hem dinamizmini hem de direncini tüm dünyaya kanıtlamıştır. Gelişmiş ülkelerdeki ekonomilerin buna bağlı olarak da hükümetlerin sallandığı bir dönemde biz Türkiye olarak yıllık yüzde 10’lara ulaşan büyüme rakamlarıyla rüzgarı arkamıza alabilmeyi başardık. Bu bakımdan ülkemizin, bölgemizin ve şehrimizin geleceğinden son derece umutluyuz.

 

Son yıllarda Adana giderek daha fazla yerli ve yabancı yatırımcı için ilgi odağı haline geliyor. Bunun neden kaynaklandığını öğrenebilir miyiz?

 

Adana’nın da bünyesinde bulunduğu Çukurova, dünyanın en büyük ve önemli üç ovasından biri konumunda bulunmaktadır. İklim ve ulaşım olanakları, Arap ve Ortadoğu ülkelerine yakınlığı, işçilik ve yatırım avantajları Adana’yı yerli ve yabancı yatırımcılar için giderek daha da artan oranda bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Adana; 2006 yılında Fransa’da; Financial Times Dergisi tarafından düzenlenen bir yarışmaya Ticaret Odamız tarafından hazırlanan bir raporla katılmış ve “EuropeanCitiesandRegions of theFuture 2006/07- Geleceğin Avrupa Şehirleri ve Bölgeleri 2006/07” yarışmasında, “En İyi Ekonomik potansiyele sahip bölge kategorisinde birincilik ödülünü kazanmıştır. Bu çalışmaya ek olarak bu kez Almanya’dan benzer bir değerlendirme yapılmıştır. Merkezi Berlin’de olan ve yabancı yatırımcıları Almanya’ya çekmek için dünyanın çeşitli bölgelerinde araştırmalar yaparak Alman işadamlarına raporlar sunan bir kuruluş olan Alman Ticaret ve Yatırım Ajansı Türkiye temsilcisi Dr. MarcusKnupp, Mayıs ayında Çukurova bölgesini ziyaret etmiş, aralarında Odamızın da bulunduğu resmi kurumlarla görüşmesinin ardından, Almanya’da yayımlanan “Markets” adlı dergide Çukurova Bölgesi’nin gelişmekte olan potansiyelini Alman işadamlarına aktaran bir makale yazmıştır.  Makalede, Türk ekonomisi yükselen bir konjonktür yaşadığına işaret edilerek, “Özellikle herkesin gözü İstanbul şehrinin üzerinde. Ama İstanbul gibi dinamik gelişim merkezleri Türkiye'nin değişik bölgelerinde de gelişiyor. Bu gelişim, özellikle metropol olma yolunda ilerleyen Adana’nın gelecekteki önemini daha da artırmıştır. Türkiye'nin güney tarafında bulunan, Adana ve Mersin merkezlerinin etrafında bir ova olan Çukurova, gelecekte trafik ağının önemli bir kesişim noktası olacaktır. İskenderun, Osmaniye ve Gaziantep şehirlerini de bu eksene ekleyebiliriz. Bu şehirler birbirlerine karayolu ve demiryolları ile bağlanmış bulunmaktadır. Mersin ve İskenderun limanları ülkenin en önemli limanları arasında sayılıyorlar. Irak, Azerbaycan ve ileride Karadeniz bölgesinden, Samsun’dan gelecek olan – Rusya’nın ham petrolü - ile birlikte petrol borularının bitiş noktaları Ceyhan'da bulunan ülkenin en büyük enerji kaynakları platformunda birleşmektedir.  Bu yüzden bölge petrol rafineleri ve kimyasal sanayi için büyük bir potansiyel oluşturmaktadır.” İfadeleri kullanılmıştır.

 

Adana ve bölgeniz için enerji sektörünün önemi nedir?

    

     Adana ili bildiğiniz gibi Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının liman ulaştığı son noktadır. Buradan aktarılan petrol sürekli olarak yumurtalık limanından dünyaya ulaştırılmaktır. Bu nedenle dünyanın en önemli enerji projelerinden birinin en önemli ayağı Adana'dır. Adana'da günümüze kadar enerji alanında çok fazla bir yatırım yapılmamışsa da BTC projesiyle birlikte ilimizde enerji ve petrokimya üretim tesisleri sayısında artış yaşanmaktadır. Özellikle Adana'da 2010 yılı içerisinde yatırımına başlanan büyük ölçekli bir petrol işleme tesisi bulunmaktadır. Bu tesisin yatırım maliyeti yaklaşık 10 milyar dolardır. Tesisin bölgeye katacağı ekonomik hareketlilik ve oluşturacağı yan sektörler bölgemizde önemli ekonomik hareketlilik yaratacaktır. İstihdam oranlarında yükselme ve özetle kalkınma için katkı sağlayacaktır. Bu nedenle ilimizde yeni sayılabilecek enerji sektörü ilimizin geleceğinde en önemli enstrümanlardan biri olacaktır.

 

2012 yılından beklentileriniz ve Hükümetin 2023 yılı hedeflerine ilişkin düşüncelerinizi alabilir miyiz ?

 

Küresel ekonomik krizin yaşandığı 2008 ve 2009 yıllarında 30 bini aşkın şirketin yanı sıra, 130 binin üzerinde küçük işletmenin kapılarına kilit vurmak durumunda kalmasını hep birlikte yaşadık, Türk ekonomisi 1994 ve 2001'de yaşanan krizlerde zaten büyük zarar görmüştü. Son küresel kriz ise ekonominin toparlanmaya başlamasına imkan vermeden sorunların katmerleşerek büyümesine yol açmıştır. Küresel krizin etkilerinin hafiflemeye başladığı 2010 ve 2011 yılları ise toparlanma çabalarıyla geçmiş ve içerisinde bulunduğumuz şu dönem itibariyle ülkemiz bunda önemli başarılar sağlamıştır. Türkiye, dünya ekonomisinin 1929 büyük buhranından bu yana en sıkıntılı dönemi olarak değerlendirilen 2008 sonunda başlayan küresel ekonomik krizin tüm olumsuz etkilerine karşın küresel kriz öncesindeki milli gelir seviyesini yakalayan 16 ülkeden biri olması konumuyla önemli bir sınav vermiştir. Türkiye’nin siyasi istikrara bağlı olarak ekonomide de istikrarlı ve buna paralel olarak yabancı sermaye bakımından güven duyulan bir ülke konumuna gelmesi, önümüzdeki yıllarda bir enerji üssüne dönüşmesi beklenen Çukurova için de son derece yararlı sonuçlar yaratacaktır. Bu bakımdan tek beklentimiz ekonominin sigortası olarak gördüğümüz siyasi istikrarın Hükümet tarafından devamı ve ekonomik politikaların tavizsiz uygulanmasıdır. Ekonominin verimli kullanılarak israftan kaçınılması zaten bu yöndeki beklentilerin gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Türkiye 11 yıl sonrası için, 500 milyar dolarlık ihracat hedefini ortaya koymuştur ve bu hedefi mümkün kılacak her türlü potansiyele de sahiptir. Halen 200’den fazla ülkeye, 20 bin çeşit mal satıyoruz. Sanayimiz ve ihracatımız sadece belli ürünlere yoğunlaşmış değil. Yüzde 92’si sanayi ürünü olan ihracatımızın yarısından fazlasını, dünyanın en rekabetçi piyasalarına, AB ve ABD’ye gerçekleştiriyor olmamız bu hedefin bir hayal olmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkiye ekonomisi yüzde 8.8 büyüme oranıyla dünyanın en hızlı ikinci, Avrupa’nın ise birinci ekonomisidir. Verileri incelediğimizde ülkemizdeki ekonomik büyümenin ithalat ve tüketim kaynaklı olduğunu görüyoruz. Rakamlar her ne kadar iyimser ve umut verici olsa da, önümüzdeki dönemlerde yapmamız gereken çalışmaların ana çerçevesini, büyümenin üretimle orantılı olarak geliştirilmesinin sağlanması oluşturmalıdır.  Özetle; Türk ekonomisi Hükümetin hazırladığı 2023 yılı hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Dünyanın gelişmiş ülkeleri adeta küçülürken, Türkiye’de böylesine olumlu bir ekonomik süreç yaşanmasında Türk özel sektörünün son derece dinamik bir yapıda olmasının da etkili olduğuna inanıyoruz. Türk özel sektörü global ekonomik krizin etkilerini derin bir şekilde yaşamış olsa da, krizi fırsata çevirme imkanını da yaratmıştır. Türkiye'nin son dönemlerdeki büyümesi, enflasyonu ve bütçe açıkları son derece sağlam ve geleceğe dair pozitif düşünceler taşımamıza vesile olmaktadır. Bu konuda yaşanılan tek olumsuzluk ise cari açık alanında görülmektedir. Cari açık konusundaki sıkıntıların da kurdaki yükselişlerle yavaşlaması söz konusudur. Nitekim, Haziran 2011'de 7, 6 milyar dolar olan cari açığın şu sıralarda 5 milyar doların altına gerilemiş olması da bunun göstergesidir.

 

Son olarak önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerinize ilişkin düşüncelerinizi alabilir miyiz ?

 

Bu sorunuza yanıt olarak, iş dünyası olarak bizleri motive edecek son derece önemli gördüğümüz iki beklentimizi dile getirmek istiyorum. Bunlardan birincisi kuşkusuz ülke olarak yeni bir Anayasa’ya duyduğumuz büyük ihtiyaçtır. Yeni Anayasa çalışmalarının, toplumsal beklentiler doğrultusunda 2012’nin sonunda neticelendirilmesi en önemli beklentilerimizden birisini oluşturmaktadır. Yeni Anayasa’nın toplumsal rahatlamanın ötesinde, ekonominin her alanına olumlu yansımalarda bulunacağına ve iş dünyasının elini rahatlatacağına inanıyoruz.

İkinci beklentimiz ise 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Kanunu’dur. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte şirketler elektronik ortamda 5 dakikada kurulabilecek, tek kişiyle bile şirket kurulması mümkün olacaktır. Yeni Türk Ticaret Kanunu, iş dünyasının uzun yıllardır en önemli yakınma konularını oluşturan mevzuat karışıklıkları ve bürokrasi sorunlarına da önemli ölçüde çözüm getirmektedir. Böylelikle iş aleminin gerek iç, gerekse de dış ticarette yaşadığı sorunlar büyük ölçüde çözüme kavuşturulmakta, bir anlamda işadamlarımızın bürokrasi ile barışmasına temel oluşturacak hükümleri içermektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesine kadar üzerinde yapılacak bazı düzenlemelerle birlikte iş dünyasının beklentilerine tam olarak cevap vereceğine inanıyorum.Yeni Türk Ticaret Kanunu, 74 milyonluk nüfusa sahip olan Türkiye’de sanayici ve işadamlarının önünü açacak, işlemlerini basitleştirecek hem de tüketicilerin haklarının güvence altında olduğu yüksek standartta bir ticaret dünyası oluşturmanın temel anahtarı haline gelecektir.



 

Yerli oto Adana için büyük fırsat

 

Yerli otomobil üretimi ile ilgili düşünceleriniz nelerdir ?

 

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilen “Yerli Otomobil Üretim Projesi”, ülkemiz açısından olduğu kadar Adana için de büyük önem taşımaktadır. Bu proje ülkemiz için son derece geç kalmış bir proje olmakla birlikte yine de geleceğin Türkiye’si için son derece önem taşımaktadır.

Biz Adana Ticaret Odası olarak bu projeyi hem gönülden destekliyor, hem de sahiplenmek istiyoruz. Çünkü Adana, sahip olduğu köklü sanayi kültürü ve altyapısıyla bu projeye ev sahipliği yapabilecek potansiyele sahiptir. Bu bakımdan yerli otomobil projesinin Adana’da hayata geçirilmesinin Türkiye için de en rantabl yatırım olanağını beraberinde getireceğine inanıyoruz. Adana, Türk sanayisindeki geriye dönük deneyim ve başarısını tekrar hayata geçirmenin arayışı içerisindedir. Bu açıdan Yerli Otomobil Üretim Projesi de kentimiz için büyük bir fırsattır. Adana’nın mevcut olanakları sadece deneyimle sınırlı kalmayıp, değişik alanlarda önemli avantajlar sunmaktadır. Bölgemiz, uluslararası büyüklükteki İskenderun, Yumurtalık ve Mersin limanlarını bünyesinde barındırmaktadır. Limanlardan, Adana’da üretimi yapılabilecek yerli otomobillerin dünyanın her noktasına kolaylıkla ihraç edilebilmesi mümkündür. Buna, hava, kara ve demiryolu ulaşım ağını da eklediğimizde, rantabl bir yatırım için en önemli unsurların Adana’da bir arada toplandığını rahatlıkla görebilmekteyiz. Bu projenin Adana’da hayata geçirilmesi, işlenmeden yurtdışına ihraç ettiğimiz, işlendikten sonra ise oldukça yüksek miktarlardaki paralarla tekrar ithal ettiğimiz kromun işlenmesi sürecini de beraberinde getirecektir. Bugün için otomobil üretiminin ülkemizdeki merkezi olan Körfez bölgesi artık tıkanma noktasına gelmiştir ve yerli otomobilin getireceği yükü taşıyamayacaktır. Bu nedenle özellikle Temsa gibi otomotiv alanında başarılı bir örneği de bünyesinde barındıran Çukurova, gerek yatırım, gerek altyapı, gerekse de otomotiv yan sanayisi ile yerli otomobilin üretiminde müthiş bir potansiyele ev sahipliği yapmaya hazır durumdadır. Adana’da otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren çok sayıda firmanın, günümüzde birçok ülkeye ihracat yapıyor olması da bu konudaki öngörülerimizin doğru olduğunu zaten ortaya koymaktadır. Üretim üssünün Adana’ya kurulması, mevcut fabrikaların yanı sıra, yan sanayi sektöründe oluşturacağı potansiyelle istihdam sorununun çözümüne de yönelik önemli bir hamle niteliği taşıyacaktır.


 

Yüksek teknolojili ürün ihracatına yönelmeliyiz

 

Ocak ayı ihracat rakamlarıyla ilgili olarak neler söylemek istersiniz ?

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan 2012 Ocak ayı ihracat rakamlarının, bir önceki seneye göre yüzde 18,5 oranında artmış olduğunu görmek Türk ekonomisi için oldukça sevindirici bir gelişme. Ocak ayındaki artışın sürmesi halinde; 2012 hedefi olan 148,5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşılacağına inanıyorum. İstatistikler, ocak ayında en fazla Almanya, Irak, İngiltere ve Fransa’ya ihracat yaptığımızı ortaya koyuyor. Ocak 2012'de Almanya'ya 1 milyar 40 milyon dolar, Irak'a 752 milyon dolar, İngiltere'ye 626 milyon dolar, Fransa'ya 512 milyon dolar ihracat gerçekleşti. Yeni teşvik sistemimizin de ihracatımızı yüksek katma değer geliri sağlayacak bir yapıda olmasını ümit ediyoruz. 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için, bir yandan mevcut pazarlarımızdaki gücümüzü korurken, yeni pazarlardaki varlığımızı artırarak tüm sektörlerde yüksek teknolojili ve markalı ürün ihracatına yönelmemiz gerekmektedir.

Son Güncelleme: 15.08.2015 10:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner78