RAYLI SİSTEMLERE “YERLİ VE MİLLİ” BAKIŞ

OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Türkiye’nin Otomobili’nde doğru bir çizgi izlendiğini belirterek, millileşmeden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Raylı ulaşım sistemleri sektöründeki yerli firmaların yaşadığı sıkıntılara da değinen Aydın, “Türkiye bir tarafından milli aracını yapmaya çalışıyor. Ama raylı sistemlerde üretilmiş durumdaki milli araçlarımıza alıcı arıyoruz” dedi.

RAYLI SİSTEMLERE “YERLİ VE MİLLİ” BAKIŞ

OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Türkiye’nin Otomobili’nde doğru bir çizgi izlendiğini belirterek, millileşmeden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Raylı ulaşım sistemleri sektöründeki yerli firmaların yaşadığı sıkıntılara da değinen Aydın, “Türkiye bir tarafından milli aracını yapmaya çalışıyor. Ama raylı sistemlerde üretilmiş durumdaki milli araçlarımıza alıcı arıyoruz” dedi.

14 Şubat 2020 Cuma 11:51
RAYLI SİSTEMLERE “YERLİ VE MİLLİ” BAKIŞ

Röportaj: Ümit Uçar
Ankara’nın sanayileşmesinde öncü rol oynayan köklü sanayi bölgesi OSTİM, yetkin firmalarıyla, yerli ve milli üretimde raylı ulaşım sistemlerinin ağırlığını artırmayı hedefliyor. 23 şehirden 170 üyesi bulunan “Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi (ARUS)”ne de ev sahipliği yapan OSTİM, raylı sistemlerde hem yerli hem milli üretimin kalesi olmak istiyor. OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Sanayi gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bir taraftan milli otomobilini yapmaya çalıştığını ama raylı sistemlerde hali hazırda üretilmiş milli araçlarına alıcı bulamadıklarını söyledi. Kümelenmeler sayesinde raylı ulaşım sistemlerindeki “babayiğitlerin” kendi imkân ve kabiliyetiyle ortaya çıkıp üretim gerçekleştirdiğini anlatan Aydın, “Yerli firmalar kendilerine yönelik bir imtiyaz istemiyor, yabancı ve Türk firmalarına eşit davranılmasını istiyor. Belediyelerde ve devlet kurumlarında birtakım satın alma mekanizmalarını
aşamıyoruz” dedi.

YURT İÇİNE SATILAMIYOR
Raylı ulaşım sistemleri alanında üretim yapan firmalar ürünlerini nereye satıyorlar?

Bu sektördeki firmalarımız ürünlerini yurt dışına satıyor, bunda sorun yok. Bir firmamız Tayland’ın Bangkok şehrinin metro araçlarını burada yapıyor. Romanya’nın, Polonya’nın araçlarını yerli firmamız yapıyor. Ama Türkiye’nin herhangi bir ilinin araçlarını yerli firmaya yaptırma konusunda zorlanıyoruz. Cumhurbaşkanımızın Kalkınma Planı’na yazdığı metne rağmen bazı şehirlerimiz hariç, genelde bu sorunla yüz yüze geliyoruz. Yerli firmalar kendilerine yönelik bir imtiyaz istemiyor, yabancı ve Türk firmalara eşit davranılmasını istiyor. Belediyelerde ve devlet kurumlarında birtakım satın alma mekanizmalarını aşamıyoruz. Şartnameler öyle hazırlanıyor ki falanca markayı almak zorunda kalıyorlar.

ALICI SIKINTISI
Kümelenmeler yerli ve milli sanayi konusunda ne tür çalışmalar yapıyor?

Yerli otomobil konusundaki mücadeleyi diğer alanlarda da vermek için kümelenme çalışmaları yürütüyoruz. Kümelenmelerin temelinde de bu yatıyor aslında. Biz hem yerliliğe hem milliliğe dikkat ediyoruz. Kümelenmelerimizde yerli üreticiler var. Milli ihtiyaçlarımızı kendi firmalarımızın karşılamasını, bütün dünyaya ürünlerini satması için güç birliği yapmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Mesela aynı mücadele raylı sistemlerde de var. Türkiye bir tarafından milli aracını yapmaya çalışıyor. Ama raylı sistemlerde üretilmiş durumdaki milli araçlarımıza alıcı arıyoruz. Kümelenmelerimiz sayesinde raylı sistemlerdeki babayiğitler kendi imkân ve kabiliyetiyle çıktılar. Bu sektörde alıcılar ya belediye ya kamu. Devlet destek vererek, imkân sağlayarak otomobil ürettirmeye çalışıyor ama burada üretilmiş aracımızı devlete veremiyoruz.

“TAVİZ VERİLMEMELİ”
Yerli otomobile bakışınız nedir?

Dünyanın en iyi otomobilleri Türkiye’de yapılıyor. Ama biz sadece pazar, müşteri ve ucuz üretim merkezi oluyoruz. Bu firmalar motor, şanzıman, aktarma organları ve elektronik cihazların AR-GE’sini kendi ülkesinde yaptığı için kâr transferini de kendi ülkesine aktarıyor. Bunların ülkemde kalacağı bir model yerli üretimdir. Devrim otomobilinde ve Anadol’da karşımıza çıkan ama fark etmediğimiz şey; “Sen otomobil üretme ve bana rakip olma” mantığıdır. Çünkü bu büyük firmaların pastası bölünecek. Biz hep “Otomobil yapamayız” diye düşünerek bugüne kadar geldik. Ama ilk defa yeni yerli bir model oluşturuldu. Millileşmeden taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Burada sıkı ve hassas durulması gerekiyor. Yoksa milli değil sadece yerli  otomobilimiz olur. Milli otomobilde mühendislerin tamamen Türklerden oluşması yetmiyor. Otomobil konusunda teknolojik açıdan ziyade işin ekonomi tarafı ağır bastığı için, bir küresel sistemin içine giriliyor. Devlerle yarışa girdiğinizde, devlet desteğini almadığınız zaman dengeniz her an bozulabilir. Onun için, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başladığı yerden taviz verilmeden Türkiye’nin Otomobili Projesine devam edilmesi lazım.

İŞ BİRLİĞİNİN HAYAT
BULMUŞ HALİ
OSTİM Teknik Üniversitesinin bölgenizde kurulması sanayi camiasına ne gibi bir katkı sağlayacak? 

Nitelikli eleman yetiştirmemiz, katma değeri yüksek ürün üretmemiz, Endüstri 4.0’ı yakalamamız gerekiyor. Bunu strateji dokümanlarına yazıyoruz, kalkınma planlarına yazıyoruz. Fakat “nasıl yapacağız?” sorusunun içini dolduramıyoruz. “Üniversite-sanayi iş birliği yapılması lazım, inovasyon için bu gerekli” diyoruz ama iş birliği yapalım dediğimizde bu gerçekleşmiyor. Tabii üniversitelerin de kendilerine göre öncelikleri var. Hiçbir şekilde sanayinin  Sorunlarının altına girip, topyekûn bir seferberlik anlamında bir çalışma yapılamıyor. Üniversitedeki misyonlarımızdan en önemlilerinden biri; tüm Ankara’nın entelektüel kapasitesini sanayinin içine sokarak, firmaların dünyayla yarışa girmesi ve Endüstri 4.0’la muhatap olacak hale gelmesidir. Bunu da kendi imkânlarımızla yapmamız lazım. Bunun dilek ve temenniden öteye geçerek, hayat bulması gerekir. Buradaki her firmamız çok değerli. Dolayısıyla onları yaşatmamız, rekabette öne çıkarmamız lazım. Bunun için üniversitelerin, teknoparkların firmaların yanında durması lazım.

ÇÖZÜM NOKTASI İHRACAT
Türkiye açısından bakarsanız, sizce 2019 yılını nasıl geçti?

2019’da ekonomik olarak bir dalgalanma yaşadık. Bu da üretime ve sanayiye yansıdı. Her şeye rağmen Türkiye, çok kötü bir noktada değil. Çünkü insanlar işine gücüne devam ediyor. Biz 2019’daki bu duruma karşı kendi bölgemizde ne yapabiliriz diye kendimize sorduk. İhracatı öncelikleyip, buradaki fırsatlara  doğru hızlıca firmalarımızı yönlendirdik ve bunun içini dolduracak çalışmalar yaptık. Küme faaliyetlerimizin ana hedefi ihracat. Firmalarımızın yurt dışına UR-GE projeleri kapsamında projelerini satmalarına ağırlık verdik. Bölge firmalarımızın ihracat kabiliyetlerini artırmak için iki önemli çalışma yaptık. Bunlardan biri, 1.500 kadar firmamızı e-ticaret ortamına firmaları taşıdık. Onun dışında da bir “Dış Ticaret Koordinatörlüğü” oluşturduk. Bununla amacımız, firmaların ihracatını artıracak bilgiyi, beceriyi, nitelikli elemanı yetiştirmekti. Firmalarla ve kümelerle iş birliği yaptık. Ankara’da, hiçbir yerde olmadığı kadar nitelikli dış ticaret elemanlarını yetiştirip firmalara yerleştirdik. İŞKUR’un da desteğiyle ihracatçı olmayan firmayı ihracatçı yaptık. Firma eğer ihracat yapıyorsa daha kapasitesini artırmak için çalışma başlattık. Şu andaki en önemli çalışmamız o. Bunu  kesintisiz devam ettireceğiz. Bir ayağını üniversiteye de taşıdık. Üniversitede dış ticaretle ilgili olarak yoğun şekilde eğitimlere başladık. Eğitimlerimiz sadece teorik değil, uygulamalı olarak firmalarla iş birliği içinde gerçekleştiriliyor.

SAVUNMADAN POZİTİF ETKİ
OSTİM özelinde 2019 yılını değerlendirir misiniz?

Üretimdeki düşüş, bizim bölgemizde de etkisini gösterdi. Ama her şeye rağmen bölgemizde savunma ve havacılık alanında çalışan çok sayıda firmamız olması, diğer bölgelere göre kısmen bir canlılık sağladı. Savunma sanayindeki hareketlilik, burayı pozitif yönde etkiledi. Her ne kadar enerji tüketimimiz geçtiğimiz yıllara göre düşük olsa da sonuçta faaliyetlerimiz devam ediyor. İnşallah 2020 yılında iyileştirmek için birtakım çabalar sarf edeceğiz.

Son Güncelleme: 14.02.2020 12:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat kahraman 2020-02-14 13:23:23

OSTİM gerçekten başlı başına bir kümelenme ve sanayileşme örneği. Emeği geçenleri tebrik etmek lazım. Umarım bu tarz güzel örnekler çoğalır ve ülke sanayisi için örnek olur.