banner110

NANOMAGNETICS’TEN TEKNOLOJİ İHRACI

Müşterileri arasında dünyanın en iyi üniversiteleri bulunan, Ar-Ge faaliyetleri ile ürünlerini sürekli geliştiren NanoMagnetics Instruments, mikroskoplarını dünyaya satıyor. Firma son olarak Hindistan’a, dünyada eşi benzeri olmayan bir sistem geliştirerek ihraç etti.

NANOMAGNETICS’TEN TEKNOLOJİ İHRACI

Müşterileri arasında dünyanın en iyi üniversiteleri bulunan, Ar-Ge faaliyetleri ile ürünlerini sürekli geliştiren NanoMagnetics Instruments, mikroskoplarını dünyaya satıyor. Firma son olarak Hindistan’a, dünyada eşi benzeri olmayan bir sistem geliştirerek ihraç etti.

09 Mart 2018 Cuma 08:41
NANOMAGNETICS’TEN TEKNOLOJİ İHRACI

Röportaj: Ümit Uçar

TÜRKİYE’NİN İLK NANOTEKNOLOJİ FİRMASI

ODTÜ TEKNOKENT ve Teknopark Ankara'daki merkezlerinde yürüttüğü çalışmalarla bilimsel cihazlar geliştiren NanoMagnetics Instruments, teknolojik ürün ihracında Türkiye’nin göğsünü kabartıyor. Ürettiği Atomik Kuvvet Mikroskoplarıyla dünyanın önemli üniversiteleri ve laboratuvarları tarafından tercih edilen firma, yeni bir ürünü olan “Hall Etkisi Ölçüm Sistemi” ile Hindistan’a teknoloji ihraç etti. NanoMagnetics Instrument’ın ürünlerini; ABD, Japonya, Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de pek çok saygın üniversite ve laboratuvar kullanıyor. Son olarak NanoMagnetics Instruments'in “Hall Etkisi Ölçüm Sistemi”, Hindistan NASA'sı olarak bilinen ve uzay teknolojileri geliştiren Uzay Araştırmaları Organizasyonu tarafından yeni teknolojilerin üretiminde kullanılacak. Manyetik alan içinde bulunan ve üzerinden akım geçen bir iletken boyunca gerilim oluşması “Hall Etkisi”" olarak nitelendiriliyor. Hall Etkisi Ölçüm Sistemi ise metallerin ve yarı iletkenlerin özelliklerinin anlaşılmasında kullanılıyor. İlk yerli nanoteknoloji firması NanoMagnetics Instruments’in Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Oral, Sanayi Gazetesine firmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Firmalaşma hikayenizi bizlere anlatır mısınız?

1987’de ODTÜ’den mezun oldum sonra Bilkent’te fizik doktorası yaptım. Daha sonra İngiltere’de çalışmaya gittim ve orada 6 yıla yakın çalıştım. Oxford Üniversitesinde çalışırken, son 1 yılda Nano Magnetics Instruments şirketini kurdum. Japonlar, yaptığımız mikroskobun protipini yapıp onlara satmamı istedi. Şirketin kuruluşu böyle bir maceraya dayanıyor. Gündüzleri üniversitede çalışıp geceleri de sabaha kadar bu mikroskobu geliştirip, yaklaşık 8 ayda işi bitirdim. Sonra da götürüp Japonya’da Tokyo Teknoloji Ensitüsüne teslim ettik. Şirketimiz böyle kurulmuş oldu.

GENİŞ KULLANIM ALANI

Nanoteknoloji hangi alanlarda kullanılır? Dünya nanoteknolojiye hangi yıllar arasında geçmeye başladı?

Nanoteknoloji, hayatımızın her alanını etkiliyor. Bizim yaptığımız mikroskoplar örneğin, yüzey pürüzlüğünün nanometre seviyesini hatta atomik sevide çıkartıyorlar. Bunları yurt dışında aşağı yukarı her endüstri kullanıyor. Türkiye’deki müşterilerimizin çoğunluğu ise üniversiteler. Tekstilden cam kaplama yüzeylerine kadar kullanmayan neredeyse yok gibi. Örneğin cam bardak diyelim, cam bardağın bu üzerinde ki parlaklığı belirleyen şeylerden birisi yüzeyin pürüzlüğü. Yani hem Ar-Ge’de hem üretim yaparken ara sıra numune alarak bunların kalitesini ölçmeniz gerekiyor. Samsung’a sattığımız mikroskop, Kore’de bu firmanın ürettiği ve geliştirdiği ekranların hem proses kontrolünde hem de Ar-Ge’sinde kullanılıyor.  1980’lerde nanoteknoloji yeni yeni gelişmeye başlamıştı. Bizim daha da geliştirdiğimiz mikroskoplar 1981 yılında icat edildi. Ama bunların ilk yapılanları sadece özel koşullarda çalışılıyordu. 1987’de bunların atmosferde çalışanları da yapıldı. Şu an neredeyse nanoteknolojiyi kullanmayan sektör daha az gibi. Yüzey kaplamalarından cam kaplamalarına, ilaç sanayinden tütün sanayisine kadar kullanılıyor.

SAC İÇİN EŞSİZ SİSTEM

Hindistan NASA'sı olarak bilinen ve uzay teknolojileri geliştiren Uzay Araştırmaları Organizasyonuna (Space Application Center-SAC)  bir ürün sattınız. O süreci bize anlatır mısınız?

Neredeyse 20 yıldır bu işi yapıyoruz. İlk başlarda sadece yüzeyin haritasını çıkaran mikroskop yapıyorduk.  Bunları hep yurt dışındaki önemli üniversitelere sattık. Daha sonra bazı müşterilerimiz, “Niye bu malzemelerin elektriksel ve manyetiksel özelliklerini ölçen sistemler niye yapmıyorsunuz?” dedi. Türkiye’den ve İngiltere’den birkaç müşteriden teklif geldi. Onlar için “Hall Etkisi Ölçüm Sistemi” geliştirdik. Onlar aracılığıyla epey bir satış yaptık. Sonra Hindistan’ın SAC kurumu böyle bir sistem için ihaleye çıktı. Bayağı kapasiteli bir cihaz üreterek sistemi geçen yıl sonunda teslim ettik. Şu an da başarıyla kullanılıyor. Hindistan’daki başka araştırma merkezine de onun gibi iki sistem sattık. Ama SAC’a yapılan sistemin dünyada eşi benzeri yok. Sistemle bin derece sıcaklığa kadar çıkabiliyor, -271 dereceye kadar da inebiliyoruz! Malzemeler yaklaşık 600 dereceye geldiğinde nesneler ışımaya başlıyor. Bin derecede artık akkor oluyor. O sıcaklığa kadar bir sürü metal eriyor. Yani o kadar yüksek sıcaklıklara çıkıp manyetik alan uygulayıp, malzemenin içindeki elektron yüklerinin yoğunluğunu hesaplayıp ölçebilen bir sistem geliştirdik. Bunun daha basitlerini de yaptık ve uzun süredir satıyoruz.

“DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ”

Yerli üretimle ilgili düşünceleriniz nedir? Özellikle elektronik ürün üretiminde sıkıntı yaşanıyor mu?

Bir sürü elektronik mühendisimiz var. Türkiye, yarı iletken çip üretme teknolojisinde bir deneme yaptı ama başarısız oldu. Zamanında yanlış kararlar alındı ve yanlış işler yapıldı. Bizim benzer gelişme süreci gösterdiğimiz Güney Kore var. Şu an Kore’yle teknolojinin bazı alanlarında kimse yarışamıyor. Türkiye’nin acilen teknolojinin en ileri seviyesinde üretim yapan üretim ekonomisine dayalı bir sistem kurması gerekiyor. Çok üretmemiz, daha çok mal satmamız lazım. Bizim fikrimiz başkası tarafından yapılabiliyorsa, biz onun daha da iyisini yapabiliriz. Bunu yapabildiğimiz için de 20 yıldır ayakta duruyoruz. Bizim ürünlerimizin yüzde 85’i yaklaşık ihraç ediliyor. İhracat geliriyle ayakta duran bir şirketiz.

AR-GE’SİZ AYAKTA KALMAK ZOR

Firmalar Ar-Ge’ye ayırdıkları bütçenin karşılığını alabiliyorlar mı? Bu alandaki teşvikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

En ileri seviyede mikroskopları geliştirmek için sürekli Ar-Ge yapmamız gerekiyor. Rakiplerden her zaman daha iyi ve daha ucuz olmamız lazım. Rekabet ettiğimiz pazarın yıllık cirosu yaklaşık 400 milyon dolar, rakiplerimiz yıllık toplam cirosu 4 milyar dolar olan şirketler. Biz onların küçük alt şirketleriyle  rekabet halindeyiz. Ar-Ge yapmazsak ayakta kalamayız. Türkiye’de Ar-Ge kültürü bir süredir oluşmaya başladı. Devlet teşvikleri burada çok önemli. Çin’in, Vietnam’ın, Güney Kore’nin, Japonya’nın ilk başlarda verdiği Ar-Ge teşviklerine bakarsanız, Türkiye’den çok çok daha fazla. Gelişmiş ülkeler bile hâlâ büyük miktarda Ar-Ge teşviki veriyor. İngiltere’de yaptığınız Ar-Ge’yi raporladığınızda, yüzde 20’ye kadar vergi indirimi alıyorsunuz ya da vergi ödemiyorsanız size nakit para veriyorlar. Bizim de Ar-Ge projelerimiz var, TÜBİTAK desteği alıyoruz. Ar-Ge mevzuatındaki ayrıntılar nedeniyle teşviklerden küçük şirketlerin faydalanması çok zor. Birçok firma Ar-Ge projesi yazmıyor, çünkü buna vakit ve eleman ayıramıyor.

DESTEKLER CİDDİ BİR KAYNAK

Destek ve teşvik sistemi sizce nasıl uygulanmalı?

Desteklerin bir kısmı zaten boşa gidecek, yüzde 10’u başarılı olsa bence büyük başarı. Dolayısıyla bunların iyi kontrol edilmesi lazım. Desteklerin daha da iyileştirilmesi, daha esnek olması, hakemliğin daha düzgün yapılması gerekiyor. Ama tabii ki devlet destekleri bizim için ciddi bir kaynak. Yıllık ciromuzun yüzde 10’u kadar devlet desteği alıyoruz, çok büyük rakamlar değil. Bunun mevzuatının daha da basitleştirilmesi, daha da kolay kontrol edilebilir olması lazım. Netice ihraç edilecek ya da toplum yararına bir ürün ortaya çıkıyorsa, bence o en önemli kriter olmalı. Ama bunu hakemlere anlatmamız bazen zor oluyor. Müşteriye hazırladığımız ürünün sorunsuz bir hale getirilebilmesi için çok ciddi bir Ar-Ge kültürü ve harcama gerekiyor. Bazen uygun lazer diyodu bulmak için yüze yakın diyot deneyip yakıyoruz. Onu da bazen anlatmakta sıkıntı yaşıyoruz. Ticarileştirilecek ve sonunda ticarileşen bir ürün için KOSGEB desteğine başvurduğumuzda, faturada 3 tane termometre yazdığımız için proje geri çevrildi. Yani bundan çok, içeriğe ve nasıl bir ürün ortaya çıkarılacağına bakılmalı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.