Firmalar da inovasyona yönelmeli

Firmalar da inovasyona yönelmeli

Firmalar da inovasyona yönelmeli

Firmalar da inovasyona yönelmeli

13 Ağustos 2012 Pazartesi 09:29
Firmalar da inovasyona yönelmeli



  Birbiri ile bağlantılı olan organların birbirinden bağımsız hareket etmesi zor. Kafayı boyun, boyunu gövde, gövdeyi bacak, bacağı ayaktan ayırınca tüm bunları kontrol altında tutan beyinin ne kadar, “işlevsel” olacağı aşikar. Ülkemizde sanayi uzun yıllar kendisiyle ilgili bağlardan kopuktu. Halbuki gelişen dünya, “Sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar” misali bir yapıda iken yakın tarihte sanayi; bilim ve teknoloji ile bakanlık çatısında bir araya geldi. Düne kadar çok yabancısı olduğumuz, “İnovasyon” kısaca “ARGE” diye adlandırılan araştırma geliştirmeye sanayi giderek adapte olmaya başladı. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç.Dr. Cevahir Uzkurt, Bakanlığa bağlı yayın organı olan Anahtar Dergisi’nde yer alan röportajında, firmaların kendilerine uygun stratejik yaklaşımla Ar-Ge ve inovasyon yol haritaları çizmeleri gerektiğini kaydetti. Cevahir Uzkurt’un dergiye verdiği röportaj…


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kurulmasının inovasyon ve Ar-Ge bağlamındaki kazanımları neler olmuştur?
Ülkemizde bilim ve teknoloji adına bir bakanlığın ihdas edilmesi bu konulara verilen önemin artmasının da bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu vesileyle Türkiye artık bilim, teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge gibi konularda politika belirleme ve strateji üretme konularını yürütmede ve bu alanlardaki uluslararası ilişkilerdeki temsil işlevini bakanlık düzeyinde gerçekleştireceğini ortaya koymuştur. Bakanlığın kurulması bilim, teknoloji ve inovasyon konularıyla ilgili dağınık halde bulunan kurum ve kuruluşları da bağlı ve ilgili kuruluşlar olarak tek çatı altında toplayarak bu kurumların koordinasyon içerisinde hareket ederek bir sinerji yakalanmasının, etkinlik ve verimliliğin artmasının da yolunu açmıştır. Bu yapı ulusal inovasyon sisteminin sağlıklı işleyebilmesi için de oldukça önem arz etmektedir.

Ulusal inovasyon sisteminden neyi kastettiğinizi ve neden önemli olduğunu biraz açar mısınız?
Ulusal inovasyon sisteminden kastedilen, ülke içerisinde Ar-Ge ve inovasyonla doğrudan ve dolaylı olarak ilgili olan aktörlerin kimler olduğunun ve bu aktörlerin görev ve sorumlulukları ile odak alanlarının neler olduğunun belirlenmesi ile birlikte bu aktörler arasındaki iletişim ve etkileşimin hangi düzeyde olacağının da netleştirilmesidir. Bir başka ifadeyle, inovasyonun ülkedeki bütün paydaşları kapsayan bir sistem içerisinde yürütülmesi böylece sinerjinin ortaya çıkarılması ve kaynakların etkin kullanılması sağlanmış olacaktır. Ulusal inovasyon sisteminin tesis edilmesi bir taraftan Ar-Ge konusunda tarafların işbirliğini artırırken diğer taraftan mükerrerlikleri önleyen bir görev icra edecektir. Bu da hem ülkenin inovasyon kültürünün gelişmesine hem de inovasyona bir ekosistem yaklaşımıyla bakılmasını beraberinde getirecektir.

İnovasyon aktörleri kimlerdir ve bu aktörlerin bir araya getirilmesinde kamunun rolü nedir?
Burada temel aktörleri; toplum, üniversite, sanayi ve kamu olarak belirleyebiliriz. Bu temel aktörlerin işbirliği, etkileşimi ve koordinasyonuyla birlikte kamunun bu alanla ilgili alt birimlerinin de koordinasyonu oldukça önemlidir. Kamunun konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarının Bakanlık tarafından belirlenecek politika ve stratejik yol haritası çerçevesinde Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerindeki icracı görevlerini yerine getirmeleri kamu tarafından aktarılacak fonların doğru adrese yönlendirilmesi ve katma değeri yüksek çıktılara erişilmesi açısından da önem arz etmektedir. Artık bilgiye dayalı ekonomik sistem Ar-Ge ve inovasyona bakış açımızı değiştirmektedir. Burada stratejik bir vizyonla hareket edilmesi, belirli hedeflerin konulması ve uluslararası rekabet edilebilirliğe katkıda bulunulması ve de bir sistem içerisinde hareket edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Kamu kurumlarımızın ve sektör kuruluşlarımızın bu çağdaş bakış açısıyla hareket etmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Ulusal ölçekte başarılı bir inovasyon stratejisi belirlemek için nasıl hareket etmek gerekir?
İnovasyon stratejinizin başarılı olabilmesi için gelişmiş ülkelerin inovasyon sisteminden ilham almakla birlikte kendi ülkenizin kendine özgü temel dinamiklerini dikkate alarak özgün bir inovasyon stratejisi belirlemeniz gerekmektedir. Burada da global ekonomik sistemin realitesiyle birlikte ülkenizin bu sistem içerisindeki pozisyonunun ve bölgesel rolünüzü ve ulusal ekonomik altyapınızı düşünerek bir stratejik karar almanız gerekmektedir. Bu çerçevede belirlenecek gerçekçi stratejilerle birlikte bu stratejilerin gerçekleşmesine katkıda bulunacak program ve destek mekanizmaları yürürlüğe konulmalıdır.

Ülkemizin bilgiyi değere dönüştürme sürecindeki en temel problemi nedir?
Uluslararası inovasyon ölçümlerinde bilim ve teknolojideki insan kaynağı açısından ilk sıralarda yer almamız, patent, marka ve satış göstergeleri açısından orta sıralarda yer almamız aslında sorunumuzun ne olduğunu da ortaya koyuyor. Potansiyelimizi değere dönüştürme sürecinde bir sıkıntımız var. Bu dönüştürme sürecini iyi kurgulayıp doğru bir şekilde modellememiz gerekmektedir. Ancak son zamanlarda inovasyona, bilim ve teknolojiye ilişkin atılan adımlar ve Bakanlığımızın bu konudaki aldığı önlemler ve yürürlüğe koyduğu destek mekanizmaları bu sürecin iyileştirilmesinin temel göstergesidir. Bu destekler verilirken özellikle Ar-Ge ve yeniliğe dayanan iş fikirlerine sahip girişimcilerin ortaya çıkarılması, bu girişimcilerin fikirden ürüne, üründen pazara ve markaya kadar giden yolda desteklenmesi ve ekonomik bir aktör haline dönüştüğünde ise yeni Ar-Ge firmaları çıkartabilecek bir yapıya sahip olmalarının hedeflenmesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Burada Ar-Ge desteği verirken; bilginin Ar-Ge çalışması sonunda patente dönüşmesi önemli olmakla birlikte, bu sürecin devam ettirilmesi ve mutlaka ticari bir değer yaratılması gerekmektedir. Zaten bu süreç sonunda ekonomik ve sosyal bir katma değer üretebiliyorsanız inovasyon da gerçekleşmiş demektir. Burada temel zorluk, bilgiden ticari ürüne uzanan sürecin değişik safhalarının, değişik kurumların yetki ve sorumluluğunda bulunmasıdır. Bu durum, bütün bu süreci koordine eden ve iyi işleyen sürdürülebilir bir yapının oluşmasını engellemektedir.

Firmaların inovasyon stratejileri için neler düşünüyorsunuz?
Ülkelerin kendine özgü inovasyon sistem ve stratejilerinin olması gerektiği kadar firmaların da kendine özgü inovasyon stratejileri olmalıdır. Çünkü her firmanın büyüklüğü, teknolojik, finansal ve insan kaynağı altyapısı, sektörel gelişmişlik düzeyi rekabetçi yapısı gibi faktörler dikkate alındığında firmaların kendilerine uygun stratejik yaklaşımla Ar-Ge ve inovasyon yol haritaları çizmeleri gerekmektedir. Amaç; hem firma için hem de ülkeler için ne olursa olsun Ar-Ge ya da inovasyon faaliyetleri yapmak değil, rekabete katkıda bulunacak ve yüksek katma değer sağlayacak ve inovatif bir kültür kazandıracak tarzda inovasyon yapmak olmalıdır. Örneğin büyük ölçekli bir firmanın inovasyon stratejisiyle bir KOBİ’nin inovasyon stratejisi aynı olmamalıdır.

Biraz önce üzerinde önemle durduğunuz öncelikleri gerçekleştirmek amacıyla Bakanlık olarak, Ar-Ge ve inovasyon destekleri konusunda yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?
Bakanlık olarak ilgi alanımıza giren teknoparklar ve Ar-Ge merkezleri, inovasyon kültürünün gelişmesi ve tarafların işbirliği sağlaması açısından oldukça önemlidir. Bu kurumsal ArGe platformları sürdürülebilirlik ve ticarileştirme açısından da önemli bir fonksiyon icra etmektedir. Diğer taraftan üniversite - sanayi işbirliğinin gelişmesine katkı sağlaması, firmalarımızın sorunlarına, kendi dinamikleriyle çözüm üretebilmesi ve üniversitede üretilen bilginin katma değere dönüşmesi açısından San-Tez Projeleri ve gençlerimizin Ar-Ge odaklı yenilikçi girişimciler olarak hayata kazandırılması açısından Teknogirişim Sermayesi Desteği büyük önem arz etmektedir. Uluslar arası inovasyon ölçümlerinde bilim ve teknoloji deki insan kaynağı açısından ilk sıralarda yer almamız, patent, marka ve satış göstergeleri açısından orta sıralarda yer almamız aslında sorunumuzun ne olduğunu da ortaya koyuyor. Potansiyelimizi değere dönüştürme sürecinde bir sıkıntımız bulunmaktadır. Son zamanlarda inovasyona, bilim ve teknolojiye yönelik atılan adımlar ve Bakanlığımızın bu konudaki aldığı önlemler kapsamında yürürlüğe koyduğu destek mekanizmaları, bu sürecin iyileştirilmesinin temel göstergesidir. Önümüzdeki dönemde, bilgiden ticari ürüne giden sürecin her aşaması kontrol edilebilecek ve sürecin eksik veya iyi işlemeyen yönlerini düzeltmeye yönelik olarak oluşturulan yeni destek programları başlatılabilecektir.


Son Güncelleme: 15.08.2015 10:07
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.