25 Mart 2017 Cumartesi

ENDÜSTRİDE YENİ DÖNEM

Türkiye, sanayi yapılaşmasında yeni bir evreye ulaştı. Yıllar önce münferit tesislerle başlayan yapılaşma zamanla Küçük Sanayi Sitelerine (KSS) büyüyen işletmelerin yatırımlarıyla Sanayi Bölgeleri’ne (SB), planlı sanayileşme politikasıyla Organize Sanayi Bölgeleri’ne (OSB), dev sanayi yatırımı talepleriyle Endüstri Bölgeleri’ne (EB) dönüşerek, bütün ihtiyaçları karşılayabilecek bir zenginliğe kavuştu.

17 Mart 2017 Cuma 14:16
ENDÜSTRİDE YENİ DÖNEM


Endüstrinin diğer katmanları olan ihracat için Serbest Bölgeler, Ar-Ge ve inovasyon kültürünün gelişmesi için Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, depolama ihtiyacını karşılayabilmek için de modern Lojistik Merkezler (LM) inşa edildi. Yıllar için ortaya çıkan bu yapılar günümüz Türkiye endüstrisinin “Yatırım Bölgeleri”ni oluşturuyor.
Ülkemizin yatırım, üretim, Ar-Ge, ihracat ve lojistik ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen “Yatırım Bölgeleri”nin verimli, endüstrinin ihtiyaçlarına uygun, katılımcılarının ihtiyaçlarını cevap verebilecek şekilde yönetilebilme için ilgili kamu kurum ve çatı kuruluşlarının yeniden dizayn edilmesi, hatta yeni yapı ve birimlerin oluşturulması gerekiyor. Bu anlamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın günümüz konuşlarına uygun bir şekilde dönüştürülmesi, TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılması için Meclis'e sevk edilen yasa tasarısını çok önemli ve değerli buluyorum.

Aylardır devam eden çalışmaların akabinde, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndaki görevinde uygulamaya koyduğu modelle yerli ve milli üretimi ayağa kaldıran Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün son şeklini verip, Sanayi Komisyonu’nun onayının ardından TBMM’ye sevk edilen bu yasa referandum sonrasında yasalaşması durumunda endüstride yeni dönemin kapıları aralanmış olacak. Kamuoyunda sadece “TÜBİTAK Yasası” olarak bilinen bu değişiklik “bilim, sanayi ve teknoloji”de yeni dönemin fitilini ateşleyecek. Endüstride alışılan, köhneleşen düzen yıkılıp “yatırım bölgeleri” perspektifli yepyeni bir anlayış inşa edilecek.

Sıklıkla duyuyorum… Bu değişimi; siyaseti çok bilmeyen, hatipliği zayıf, ekipçi olmayan, bürokrat kimliği ağır basan Dr. Faruk Özlü nasıl gerçekleştirecek? Benzer soruları, Meclis'e sevk edilen “TÜBİTAK Yasası”nı görene kadar ben de soruyordum. Yaklaşık 7 yıldır, bütün katmanlarıyla takip ettiğim endüstrideki kurulu düzeni yıkacak, kartları yeniden dağıttıracak “devrim” yasasını görünce artık bu soruları sormaktan vazgeçtim. Yıllardır TÜBİTAK’ı akademiye hapseden bilim baronlarına, mevcudu muhafaza etmek için cebelleşen bürokratlara, kazanımları kaybetmemek için baskı yapan siyasilere rağmen endüstriyle ilgili büyük bir adım atan Faruk Özlü’nün bu değişimi gerçekleştirdiğinden kuşku etmiyorum artık.

Kapsamlı değişikliğin atılan ilk büyük adım “Üretim Reform Paketi” ile devam edecek. Sil baştan yeniden ele alınan taslağa şu sıralar son hali veriliyor. Referandum sonrası taslağın son hali kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra önce komisyona akabinde Meclis'e sevk edilecek. “TÜBİTAK Yasası”nda olduğu gibi bu pakette de devrim niteliği taşıyan değişikliklerin olduğu konuşuluyor. Şahsen ben de olması gerektiğini düşünüyorum. Çok konuşulan, şu sıralar sıkça gündemde olan Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu’nun (OSBÜK) kapatılması meselesine özellikle değinmek istiyorum.

Öncelikli olarak “OSBÜK’ün kapatılmasına” net bir ifadeyle karşı olduğumu belirtmek isterim. Bunu belirtirken; bu statüsüyle, kısıtlı bütçesiyle, 2+1 ofiste, iki elin parmağını bulmayan çalışanıyla, personellerinden daha çok birimi olan OSB’lere hizmet üretmeye kalkışmasına da karşıyım. Yani OSBÜK mevcut haliyle kalacaksa kapatılması daha doğru. Ancak en doğrusu; OSBÜK’ün yapısının güçlendirilerek büyütülmesi, yasal kazanımlarla donatılarak aktif hale getirilmesidir.

Bir de; Sanayi Genel Müdürlüğü’nün üzerinde çalıştığı “Türkiye Sanayi Meclisi” meselesi var. Şüphesiz endüstri camiasının böyle bir yapıya çok ihtiyacı var. Bütün katmanlarıyla endüstrinin temsil edilebileceği böylesi bir yapı sanayinin dinamizmini arttırır. Bakanlığın sanayiciyle direkt temasını sağlar. Ancak bunu işlevsel olabilecek, farklı kurum ve kuruluşlara mahkum etmeden dizayn etmek, inşa etmek gerekir. Yani çocuğun ölü doğmaması gerekiyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) iyi bir örnek, model alınabilir.

Başkaca değişiklikler de söz konusu… Hele şu referandum bir geride kalsaydı da… Neler var neler… Merak edenler için birkaç tüyo vereyim. Ticaret ve sanayinin keskin bir şekilde ayrışması gündemde. Bir kesimin diğer kesime mahkûm edilmesine son verilmesi ciddi ciddi düşünülüyor. Bakanlık seviyesinin üstünde bir kanaat söz konusu. Ayrı istikametlere artık aynı yoldan gidilmeyecek. Yeni yollar açılıyor. Yeni duraklar oluşturulacak. Aklın yolu bir, istikametin yolu değil. Endüstrideki bu değişim ve dönüşüme hazır olun.

Bir de bizim şu “Bilişim Vadisi” var. Bir zamanlar yönetiminde yer alan isimlerden çoğunun karşı olduğu şu “Türkiye’nin en büyük Ar-Ge ve İnovasyon Yatırımı” Bilişim Vadisi. Çok şükür güçlü bir yönetim oluştu, Türkiye’nin projesi haline dönüştü. Sıkıntılar bitti mi, elbette hayır. Paraya ihtiyaç var. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kaynağı yetersiz kalıyor. Buna da bir çözüm bulunabilirse ne güzel olur…



Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    banner74
    banner75
    E-GAZETE
    • Sanayi Gazetesi, Haberleri, OSB, teknopark, ar-ge, portali, rehberi - 20 Mart 2017 Manşeti
    • Sanayi Gazetesi, Haberleri, OSB, teknopark, ar-ge, portali, rehberi - 13 Mart 2017 Manşeti
    ARŞİV