Doğu ve Güneydoğu’da yatırımlar hızlanmalı

Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yatırımların hızlanması gerektiğine işaret ederek, bu bölgelerde kamu yatırımlarının son sürat arttığını söyledi.

Doğu ve Güneydoğu’da yatırımlar hızlanmalı

Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yatırımların hızlanması gerektiğine işaret ederek, bu bölgelerde kamu yatırımlarının son sürat arttığını söyledi.

10 Eylül 2012 Pazartesi 11:32
Doğu ve Güneydoğu’da yatırımlar hızlanmalı



  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bir tv programında yaptığı konuşmada, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yatırımların hızlanması gerektiğine işaret ederek, bu bölgelerde kamu yatırımlarının son sürat arttığını, ancak özel sektör yatırımlarının da bölgede artması gerektiğini vurguladı. Özel sektör yatırımların en önemli argümanının teşvikler olduğuna işaret eden Ergün, teşviklerin yatırımları artırmada önemli bir unsur olduğunu, yeni teşvik paketindeki 5. ve 6. bölge teşviklerinin de bu dönem çok cazip teşvikler olduğunu belirtti. Bakan Ergün, Muş OSB’de teşvik paketinden sonra 14 tane yatırım için arsa tahsisi yapıldığını, Diyarbakır OSB’de 178 tane talep geldiğini, bunların 150 tanesinin teşvik paketi açıklandıktan sonra gelen talepler olduğunu, Diyarbakır OSB’de yer kalmadığını, yer seçimi çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Diyarbakır OSB’nin genişletildiğini, bu 178 yatırımın da yapılmasıyla birlikte bu bölgede çok ciddi bir hamle olacağını dile getiren Ergün, Van OSB’de 127 tane arsa tahsisi yapıldığını bildirdi. Ergün, Şanlıurfa OSB’de 58 tane arsa tahsisi yapıldığını, bunların içinde büyük firmaların da bulunduğunu aktararak, şunları söyledi: “Mesela Hakan Plastik Şanlıurfa'da yatırım yapıyor, Pınar Holding yatırım yapıyor, Ülker Grubu Şanlıurfa'da yatırım yapıyor. Büyük yatırımların da bölgeye gitmeye başladığını görüyoruz. Batman OSB’de 65 tane arsa tahsisi yapıldı yeni taleplerin de var olduğunu biliyoruz. Ve Batman OSB doldu genişletme çalışmalarını devam ettiriyoruz. Bir örnek daha, Adıyaman OSB örnek böyle seçme birkaç örnek vereyim. Adıyaman OSB’de 15 tane firmaya yerimiz az olduğu için ancak 15 firmaya tahsis yapabildik. Şimdi hemen 15 hektarlık yeni ikinci organize sanayi bölgesi ve organize sanayi bölgesinin genişletilmesi çalışmalarını Adıyaman'da devam ettiriyoruz. Gördüğünüz gibi Diyarbakır, Batman, Adıyaman, Mardin, Van hangisi olursa olsun çok ciddi yatırım talepleriyle bu teşvik sisteminden sonra karşılaştığımızı görüyoruz ve biz arsa tahsislerini yapmış bulunuyoruz.”


Kilis'e 6 milyar dolarlık yatırım
Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Amerikan firması ICA Internatıonal Capital Alliance'ın Kilis'te güneş enerjisiyle ilgili panellerin ve diğer aparatların üretimi için OSB’de yer talebinde bulunduğunu, onlara yardımcı olduklarını belirtti. Ergün, şunları ifade etti: “Orada OSB’nin genişletilmesi şeklinde. Fakat bunun dışında, enerji santrali güneş enerjisiyle ilgili santral çalışmaları 200 megavatlık bir santral kurmayı da orada planlıyorlar. Bu 700 milyon dolarlık bir yatırım böyle bir santralin kurulması. Ve 3-4 yıl içerisinde de bunu 2000 megavatlık bir güce ulaştırmayı amaçlıyorlar. 2000 megavatlık bir güneş enerjisi santralinin de yaklaşık 6 milyar dolarlık bir yatırıma tekabül ettiğini görüyoruz. Bu güneş konusunda önemli bir yatırımı gerçekleştiriyorlar. Bunlar aynı zamanda sadece güneş enerjisi yatırımı değil güneş panellerinin üretilmesiyle ilgili de bir yatırım. İlk etapta mesela Hindistan'a yapmayı düşündükleri bir yatırımı Türkiye;ye kaydırdılar, Kilis;e kaydırdılar, 200 milyon dolarlık bir yatırım. Değişik alanlara da bu firmaların girmesi mümkün. Mesela köylerde ve kanalizasyon arıtma sistemi bulunmayan yerlerdeki evsel atıkların kullanım suyuna dönüştürülmesiyle ilgili yatırım yapmak isteyen Amerikan firmaları da var veya aynı firmanın bu alanda da yatırımları var. Bunun için de ayrıca arsa taleplerinde bulunuyorlar. Teşvik sistemi, az önce söylediğim gibi özellikle 5. ve 6. bölgede çok önemli yatırımlara imkan veren bir sisteme dönüştü.”

Büyüme hızımızı ayarlamamız gerekiyor
Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin son ekonomik krizde iyi bir performans gösterdiği, özellikle 2010 ve 2011 yılında dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinin başında geldiği için, şimdi büyüme hızı biraz yavaşlatıldığında Türkiye ekonomisinin küçüldüğüne dair bir algı oluştuğunu aktararak, Türkiye ekonomisinin küçülmediğini, Türkiye ekonomisinin hızlı büyüdüğünü belirtti. Türkiye açısından Avrupa pazarlarının daraldığını dile getiren Ergün, şunları kaydetti: “Bakıyoruz büyük ekonomilerde bir tedirginlik var. O zaman hızımızı ayarlamamız gerekiyor. 130 kilometre hızla gidiyorduk, şimdi 110'la gidiyoruz, 90'la gidiyoruz, yerine göre 90'a çekiyoruz, 110'a çıkıyoruz. 130'la gideriz, 140'la da gideriz. Gideriz ama, ileride bir keskin viraj var, ileride bir yol kazası var, ileride bir başka bir şey var. Yani, yukarıdan baktığımızda orayı görüyoruz, orayı göre göre de hızımızı artırmanın bir anlamı yok, gerçekçi değil. Biz makul bir hızla yolumuza devam ediyoruz.”

Ama yüzde 9'luk büyüme olmayınca, yüzde 5'lik büyüme olunca Türkiye ekonomisi küçülmüş olmuyor ki, Türkiye ekonomisi büyüyerek yoluna devam ediyor. Büyüme, 2012 yılında yüzde 4 hedeflemişiz. 4 veya biraz üzeri bir büyümeyle bu işin içerisinden çıkmış olacağız. Ama dünyada yaşanan gelişmeleri de yakından takip ediyoruz, elimizi güçlü tutmaya çalışıyoruz. Merkez Bankası rezervlerini güçlü tutmaya çalışıyoruz, Merkez Bankası'nın politika araçları mümkün olduğu kadar çeşitli olması gerekiyor ve Merkez Bankası da o politika araçlarının çeşitliliğini günü geldiğinde doğru bir şekilde kullanmaya devam ediyor.''

2012 yılında belki bütçe açıklarının 2011'e göre biraz daha fazla olabileceğini, içerideki bazı harcamaların biraz daha fazla yapılması gerekebileceğini dile getiren Ergün, ama bunu tehlikeli olmayacak boyutlarda tutmasını da bildiklerini ifade etti.

''Fren yapmamızı gerektirecek bir durum yok''
Nihat Ergün, aslında dengeler biraz kendi kendine oluştuğunu dile getirerek, şunları söyledi: ''Yani eğer miktar hızımız artacaksa da yol şartlarından dolayı artar. Yani mutlaka ille de gaza yüklenmek icap etmez. Zaten çok büyük eğimli bir rampada gidiyorsanız, gaza ne kadar yüklenirseniz yüklenin hızınız belli bir şeyi aşmaz yani belli bir noktayı aşacak değildir. Şu anda biz daha düz bir yola geldik yani. Şu anda makul bir hızla gaza da çok basmadan ama frene de basmamız gerektirecek bir durum o kadar yok. Yani bu hızımı devam ettirmemiz lazım. Bu hız bizi daha sağlıklı bir şekilde yolumuza devam etmemizi sağlayacaktır. Hani gaza basalım biraz hızlanalım. Belki biraz hızlanabiliriz yani.

Yani bizim makul bir nokta da gitmemiz gerekiyor. Ama fren yapmamızı da gerektirecek bir durum da yok. Frene basalım işte hızımı yavaşlatalım böyle bir nokta da değiliz. Artık biz bu süreçte dünya konjonktüründe hızımızı bulduğumuzu düşünmemiz ve bu hızla belki biraz daha hızlı yolumuza devam etmemiz gerektiğini düşünmemiz lazım. Yani özel sektöründe, piyasanın da beklentileri böyle olmalı. Yani kişiler kendi şirketleri açısından kendi sektörleri açısından değerlendirmelerinde haklı olabilirler. Onlar o sektör, o şirketin durumu açısından biraz daha hızlanmamız lazım diye düşünebilirler ama biz sadece o şirket, sadece o sektör açısından bakamayız duruma.''

''Ülkeleri istikrarsızlaştırmanın iki önemli argümanı var''
Ülkeleri istikrarsızlaştırmakta iki tane önemli argümanın bulunduğunu, bunların ekonomik krizler ile terör olayları olduğunu dile getiren Ergün, Türkiye'de bazen ikisinin birden kullanılmaya çalışıldığını anlattı. Nihat Ergün, terör ve ekonomik krizlerin üst üste getirilebilirse istikrarsızlaştırma odakları açısından bulunmaz bir nimet olduğunu kaydederek, şunları ifade etti: ''Türkiye çok şükür öbür konuda çok sağlam adımlar attı ve istikrarsızlaştırma unsuru olmaktan ekonomik krizleri çıkardı, çünkü makro ekonomik dengeleri çok iyi kurdu. Aslında şimdi siyasi, hukuki ve demokratik dengelerini de çok iyi kurma yolunda ilerliyor Türkiye'de. Bunları da kurduğunda terör yoluyla Türkiye'nin istikrarsızlaştırılma çabaları da boşa çıkmış olacaktır. O nedenle bu eylemlerin arkasında bunu görmeleri lazım. Türkiye'yi bölmek, ülkeyi bölmek amacını gerçekleştiremeyeceğini terör eylemlerinin tepesindekiler veya arka planındakiler bunu biliyorlar.”
Ama ülkeyi bölmek değilse bile amacın halkı bölmek, toplumu bölmek olduğu çok açık bir şekilde. Burada toplumumuz, halkımız, milletimiz bu bin yıllık büyük beraberliğin içerisinde bu eylemlerin arka planında toplumu bölmek, toplumu parçalamak, toplumda kaotik bir iklim meydana getirmek olduğunu görmeli ve ona göre sağduyulu bir şekilde davranmalı, aslında davranıyor da. Gerçekten milletimiz bütün bu büyük acılar karşısında, büyük sıkıntılar karşısında son derece metanetli, son derece sabırlı bir davranış içerisinde. Çünkü, milletin büyük bir bölümü perde arkasını görüyor. Bu oyuna gelmemek lazım.''

Son Güncelleme: 10.09.2012 11:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.