Ana hedefimiz yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır

Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler içinde düşük teknolojiyle üretilen ürünlerin payının azaldığını belirterek, “Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır” dedi.

Ana hedefimiz yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır

Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler içinde düşük teknolojiyle üretilen ürünlerin payının azaldığını belirterek, “Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır” dedi.

08 Ekim 2012 Pazartesi 08:51
Ana hedefimiz yüksek teknolojili  ürünlerin payını artırmaktır


  1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi'ne katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, yaptığı konuşmada, zirvede Ar-Ge merkezlerine sağlamış oldukları destekleri gözden geçireceklerini ve bu merkezleri geliştirmek için neler yapılması gerektiğini tespit edeceklerini söyledi. 2008'de kanunun çıktığını ve 2009'da faaliyetlere başlanıldığını anımsatan Ergün, bir kaç yılda bir bu tür faaliyetlerde gözden geçirme yapılması gerektiğini ifade etti. Fikri mülkiyet hakları, Ar-Ge personeli uzmanlık düzeyi, yayın kalitesi ve üniversite-sanayi işbirliği kategorilerinde başarılı olan Ar-Ge merkezlerine ödül vereceklerini aktaran Ergün, 60 kadar Ar-Ge merkezinin kurduğu stantlarda, bu merkezlerin ne kadar kaliteli ve değerli çalışmalara imza attığını görme imkanı bulacaklarını söyledi. Türkiye'nin 2023 yılında, 2 trilyon dolarlık milli gelir rakamıyla dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedeflediğini anımsatan Ergün, sözlerine şöyle devam etti: ''Bu hedeflere varırken hepimizin oynayacağı roller var. Bu rolümüzü iyi oynamamız lazım. Bu rolü oynarken de kimsenin, hani köylerde bir söz vardır, geline 'Oyna' demişler. Gelin 'yerim dar' demiş. Yerini genişletmişler. 'yenim dar' demiş. Kimsenin yerim dar, yenim dar demeye mazereti olmasın diye atmamız gereken adımlar var ve biz bu adımları atıyoruz. Bugün Türkiye'deki kimsenin rolünü oynamak için yerim dar demeye de yenim dar demeye de hakkı yoktur ve olmamalıdır. Varsa genişletilmesi gereken yer genişletiriz, varsa, nedir yen? Herhalde bilekle koltuk arasında kolların kalkmasını sağlayan bölüme yen diyoruz. Eğer orada bir genişleme varsa onu da genişletiriz. Ama kimse yerim dar yenim dar diyerek de rolünü oynamamazlık edemez. Bizim rolümüzü iyi oynamamız lazım, bu hedeflere varmak için.'' Ergün, Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler içinde düşük teknolojiyle üretilen ürünlerin payının azaldığını, orta seviye teknolojiye sahip ürünlerin payının ise ciddi oranda arttığını belirterek, ''Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır. Bugün yüzde 5'ler seviyesinde olan bu payı yüzde 20'ler seviyesine çıkarmak zorundayız'' dedi. Kendilerinin işin ekonomi tarafı olarak, ekonominin de bilhassa üretim, yatırım ve ihracat tarafı olarak, Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasında çok önemli bir sorumluluk üstlendiğini aktaran Ergün, son yıllarda Türkiye ekonomisinde son derece olumlu gelişmelerin yaşandığını vurguladı. 10 yıl önce 230 milyar dolar olan milli gelirin bugün neredeyse 800 milyar dolar seviyesine geldiğini, 36 milyar dolar olan ihracatın ise 145 milyar dolara çıktığını anımsatan Ergün, Avrupa'da işsizliğin rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, Türkiye'nin işsizlik rakamlarında 2005'ten bu yana en düşük seviyeye ulaştığına dikkati çekti.


Araştırmacı sayısını arttırmamız gerekiyor
Türkiye'nin daha rekabetçi bir kimlik kazanması, üniversitelerin daha iyi araştırmalar yapması ve reel sektörün daha yüksek katma değerli üretim yapması için, bu altyapıyı işletecek olan insan kaynağının da oluşturulması gerektiğine işaret eden Sanayi Bakanı Nihat Ergün, şöyle konuştu: ''Bizde bin kişiye düşen tam zaman eş değer araştırmacı sayısı, son yıllardaki gelişmelere rağmen halen 1 noktasındadır. Yani bin kişiye 1 araştırmacı düşüyor. Aslında 0,9 ama ben ona 1 diyorum. Bu rakam ABD'de 5, Kore'de 5,4, Almanya'da ise 4. Bu rakamı da iyileştirmemiz gerekiyor. Bu konuda çok sayıda tam zaman ve eşdeğer araştırmacı istihdam etme potansiyeli bulunan Ar-Ge merkezlerine büyük rol düşmektedir. Biz Bakanlık olarak, daha yüksek katma değerli üretim hedefimizi gerçekleştirmeye yönelik olarak çok önemli çalışmalar yapıyoruz. İşte bu çalışmaların içinde en önemli olanlarından bir tanesi de Ar-Ge merkezlerinin kurulmasıdır. 2008 yılında uygulamaya başladığımız ''Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'' bu açıdan gerçek bir dönüm noktası olmuştur. Bu kanunla birlikte, 50 ve üzeri Ar-Ge personeli bulunduran firmalarımıza Ar-Ge merkezi belgesi vermeye başladık. Ar-Ge merkezi belgesi alan işletmelerimize çok önemli teşvik ve muafiyetler sağladık. Bu işletmelere, yaptıkları Ar-Ge harcaması kadar Kurumlar Vergisi indirimi getirdik. Yani devlet de taşın altına elini koymuş oldu, firmalar da. Personel ücretlerinin doktoralı olanlar için yüzde 90'ını, diğerleri için yüzde 80'ini gelir vergisinden muaf tuttuk. Kamu olarak, Ar-Ge merkezlerinde çalışan personelin sigorta primi işveren hissesinin de yarısını karşılıyoruz. Sigorta priminin yarısını almayalım onu Ar-Ge'ye harcasın. Böylece istihdam oluşsun, çalışmalar gerçekleşsin. Yine bu alanda düzenlenen kağıtlardan damga vergisi almıyoruz.''

 

 

 

 

Son Güncelleme: 08.10.2012 08:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.