banner93


Sorunun istatistiksel karşılığı, yüreklerimizi kabartıyor; Sakaryamız, Türkiye’nin en büyük 10 ihracatçı kentinden biridir.

Rakamları aralayıp, kentin üretim altyapısı ve planlamasına baktığımızda ise şunu görüyoruz; Sakarya’nın ihracatta altın yılı 2014’te 2 milyar 603 milyon dolarlık ihracatı bulunuyor. Bu ihracatın 1 milyar 812 milyonu, tek başına Toyota Otomotiv Türkiye A.Ş’ye ait. Toyota Motor Europe Adapazarı Şubesi’nin 225 milyon dolarlık ihracatı da buna eklendiğinde kentin toplam ihracatının 2 milyarlık kısmını, yani dörtte 3’ünü, Toyota gerçekleştiriyor.
Biz, şimdi sadece kentimizin sanayi gelirini alkışlayacak, tabloya hiç buradan bakmayacak mıyız! Çözüm istiyorsak; Sakarya’da 30 bin işsize iş, devletin yardım götürdüğü 80 bin yoksula aş istiyorsak, bakmak zorundayız.

Tablonun bütününü ortaya koymak; iş, istihdam yaratan bir sanayi modelini geliştirmek durumundayız. 

Bunun için öncelikle bir üst planlamaya ihtiyacımız var. Sakarya gibi tarım, turizm ve sanayi potansiyeli yüksek bir kentin, hangi bölgesinde nasıl bir yatırım yapılabileceği ve yatırım alanlarının büyüme projeksiyonu ortaya konulmalı. Sanayi, tarım ve turizm alanları net bir şekilde çizilmeli. Verimli ovanın ortasında atık fabrikası kurulmasına, longozun suyuna sanayi atığı karıştırılmasına izin verilmemeli.

İkinci adım sanayi açısından baktığımızda gelişim planlaması olmalı. Şu an sanayinin nasıl gelişeceği yönünde kimsenin bir fikri bulunmadığı için herkes kendisine göre sanayileşmeye kalkıyor. Bu da çoğunlukla ikinci sınıf, verimsiz ve kalitesiz bir üretime yol açıyor. Çok basit bir dille anlatacak olursak; bir köyde çorap para kazandırdıysa, herkes çorap üretmeye, birbirini baltalamaya başlıyor. Pazarın büyüklüğü, üretim kapasitesi, çeşitliliği ve projeksiyonu hakkında hiçbir plan, program bulunmuyor. Birçok firma, tabii özellikle küçük firmalar, ayakta kalamıyor.

Örneğin, tarım ve sanayiyi birleştirebilecek potansiyeli açısından Sakarya’da fındığı ele alalım. Biz, Türkiye olarak dünyadaki fındığın yaklaşık dörtte 3’ünü üretiyoruz. Sakarya da önemli üreticilerden biri. Fındığımızı dünya devi çikolata ve şekerleme üreticilerine, üstelik çoğunu da işlemeden satıyoruz. Milyar dolarlık bir piyasanın hammaddesini elimizde bulunduruyor, ancak fiyatını bile belirleyemiyoruz. Burada da rakamlarla övünebiliriz; evet dünyada fındık ihracatından en fazla parayı biz kazanıyoruz, diyebiliriz! 2015 yılında mesela rekor kırdık; tüm Türkiye’deki fındık üreticileri 2 milyar 827 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. Sattığımız fındığın neredeyse yarısını alıp çikolata olarak dünyaya satan Ferrero Nutella’nın ise 2015 yılında cirosu 11 milyar dolar oldu. 

Sanayide kendi markamızı ve teknolojimizi yaratamazsak, bir üst lige çıkamayız; büyüyemez, zenginleşemez, istihdam yaratamaz. Tek önceliğimiz bu olmalı. Mesela neden Sakarya gibi bir fındık kentinde fındık işleme, şekerleme ve çikolata sanayine teşvik vermiyoruz. 5-10 yıllık bir projeksiyon hazırlamıyoruz. Üstelik görece arazi veriminin düşük olduğu, Karasu Limanı ve demiryolu ağıyla lojistik üstünlük kazanacak kuzey bölümünü, niçin böyle bir yatırım alanına dönüştürmüyoruz. Üniversiteyi çalışmaya dahil ederek, üretim kalitesini, marka değerini yükseltmiyoruz. 

Yapabiliriz. İnsanımızın gücü, toprağımızın bereketi ve altyapımız var. Gereken tek şey; siyasi irade. Ülkenin imkan ve olanaklarının kullanımını, siyasi yakınlık ve rant ilişkisinden çıkarmak, üst ölçek planlama ve adil bir teşvik sistemiyle sanayinin önünü açmak, ancak siyasetle-iktidarla mümkündür. Sanayinin yönünü, bu şekilde devlet çizer. Eğer çizmezse, insanımızı ve ülkemizi üç beş büyük firmanın taşeronluğunu yapmaktan öteye götüremeyiz.  


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.